İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, ülkede alışıldık finansçı portresinin dışında bir isim.
Ülke gündemine dair açıklamaları, isabetli saptamalarıyla sessizliğin hakim olduğu finans dünyasının sesi olma misyonuyla hareket ediyor.
Önceki gün Adana’da yaptığı konuşmayı okuyunca bu konudaki kanaatim daha da güçlendi.
Bali, hükümetin bankaların üstüne geldiği bir dönemde önemli açıklamalar yaptı.
İkinci yılına giren Kredi Garanti Fonu ile ilgili net rakamlar verdi Bali.
Örneğin, geçen yılki ekonomik büyümenin yüzde 2,5’inin KGF’den sağlandığını söyledi Bali; oldukça ilginç bir veri bu...
Eğer bu krediler yatırıma dönüşmezse ‘rekor’ olarak adlandırılan büyüme oranları, ekonomi üzerinde kalıcı bir etki yapmaz, daha doğrusu olumsuz etki yapar. 
Bali, konuşmasında hem son dönemde kredi yapılandırması başvurusunda bulunan şirketlere hem de KGF kullananlara bir anlamda çağrı yaptı.
Bali, bankaların üzerine düşeni yaptığını belirterek kredi kullanan şirketlere yani reel sektöre seslendi.
Bali, “Reel sektörde de belli başlı sermaye gruplarımız, en az bankalar kadar ellerini taşın altına koymalıdır. Bu dönem fırsatçılık yapma dönemi değildir.
İhtiyacı olanla olmayanı vakalar bazında ayırt ederek, kaynak tahsisini bozacak şekilde taleplerde, girişimlerde bulunmamalıyız” dedi.
Kredi yapılandırmasının moda haline gelmesini önlemek için de “Aldığımız inisiyatifler bir kredi kampanyası, bir kredi yapılandırma kampanyası değil. Her vakanın kendi özelliğine göre çözümcü bir yaklaşımla karşılıklı iş yapma anlayışı… Geçen dönemde olumlu konjonktür ve imkanlar sayesinde, bankacılık sektörünün de sağladığı imkanlar sayesinde, hızlı bir büyüme ve servet düzeylerine ulaşmış olan irili ufaklı firmalarımız, belli başlı sermaye gruplarımız bu manada sorumlu davranmak durumundadır. İş hayatında itibardan önce gelecek hiçbir şey yoktur. Kazançlar kayıplar gelip geçicidir, itibar en önemli kalıcı müessesedir. Önemli olan kredi değildir, kredibilitedir, itibarın kendisidir. Kredi ilişkisi, aile ilişkisi gibidir. Uzun dönemlidir. İlk sıkıntıda bırakılıp yol ayrılacak bir müessese değildir. Yeter ki güven ve sadakat bozulmasın. Kredinin kökeni İngilizce credit kelimesinden geliyor, İngilizce’ye Latince’den geliyor, credo… Anlamı da ‘inanıyorum’ demek… Biz inandığımız için kredi veriyoruz. O inancın sarsılmaması lazım. Bu çerçevede İş Bankası olarak, en büyük özel kreditör banka olarak işimizi en iyi şekilde yapma gayretini daima sürdüreceğiz. Ama gösterdiğimiz yapıcı tavrın ve bu ülkenin geleceğine olan inancın bütün muhatapları- mızca da gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
Umarız reel sektör, Bali’nin ki aslında bu tüm finans sektörünün talebi-verdiği mesajı doğru okur.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.