I rak ve Suriye uzun sınırlara sahip olduğumuz iki komşu ülke.

Irak'ta 2001 yılından bu yana ABD ve diğer emperyalist ülkelerin yaptıklarını biliyoruz.

Hükümetin Türkiye topraklarından Kuzey Irak’a giriş yapmak isteyen ABD ordusuna izin vermek amacıyla hazırladığı tezkere 1 Mart 2003 yılında TBMM'de görüşüldü.

Uzun görüşmeler sonucu tezkereye olumlu oy veren milletvekili sayısı salt çoğunluk 267 oya ulaşmadığı için ret edildi.

Tezkerenin ret edilmesi sonrası ABD, İngiltere, Fransa başta olmak üzere birçok emperyalist ülkenin savaş uçakları Irak'ta kentleri bombaladı on binlerce masum insan öldü ya da sakat kaldı.

Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in devrilmesi için ona atfedilen suçlamaları hatırlayalım.

Saddam kitle imha silahları üretmek, bu silahlara sahip olmak ve ürettiği silahları sivillere karşı kullanmakla suçlanıyordu.

Savaş sonrası, Saddam'ın kimyasal silah ürettiğine dair iddia edilen bulgulara rastlanmamıştı.

Irak savaşının baş aktörlerinden eski İngiltere Baş- bakanı Tony Blair, 2003 yılında ABD önderliğinde gerçekleştirilen Irak işgalinde yapılan hatalardan üzgün olduğunu belirttiği konuşmasında; " Şunu söyleyebilirim: aldığımız istihbaratın yanlış olmasından dolayı özür diliyorum. Şayet Saddam Hüseyin kendi halkına, başkalarına karşı kapsamlı bir biçimde kimyasal silah kullanmış da olsa, olduğunu düşündüğümüz silahlar bizim düşündüğümüz şekliyle yoktu."

Blair bu açıklamasıyla dönemin ABD ve İngiliz hü- kümetlerinin Irak'ı işgal etmek için bahane olarak kullandıkları, Saddam'ın kitlesel imha silahlarına sahip olduğuna ilişkin istihbarat raporlarının yanlış olduğunu teyit ediyordu.

Blair, işgalin IŞİD'in yükselmesinde etken olduğunu da açıklamasında belirtiyordu.

Irak'ta 140 binden fazla sivilin ölümüne sebep olan işgal sonrası yaşanan kaos ortamında El Kaide ülke içerisinde gücünü artırmış, Suriye'de İŞİD yükseli- şe geçerek belirli bölgelerde kontrolü ele geçirmeye başlamıştı.

Bu savaşta 5.000 bine yakın Amerikan askeri ile 200' e yakın İngiliz askeri de hayatını kaybetmişti.

Savaşa neden olanların, başta Tony Blair olmak üzere savaş suçlusu olarak yargılanmaları nedense hiç gündeme gelmemekte.

Blair o günlerde ben doğruyu yaptım diyerek kendisini savunda da, Hitler'de kendisine doğru geleni yapmış ama insanlık suçu işlemişti.

Gerçek kitlesel imha silahları değildi.

Amaç; Ortadoğu petrollerinin gelirlerinin bölge ülkelerine gitmesini engelleyerek petrol rezervlerine el koymaktı.

ABD'nin 'BOP' Büyük Orta Doğu projesi bu amaçla hazırlanan bir projeydi.

BOP projesini gerçekleştirebilmek için Arap ülkelerinde güçlü yönetimlerin olmaması gerekiyordu.

O zaman Irak işgal edilmeliydi.

Ve işgal edildi.

Irak'tan sonra bölgede sıra Suriye'ye gelmişti.

Taşeron olarak İŞİD kullanıldı.

Yıllarca iç savaş yaşamakta olan Suriye'nin durumu ortada.

Türkiye'nin son yıllarda komşu ülkelerine karşı yü- rüttüğü yanlış dış politikalar bölgedeki etkisini azalttı ve bugün aktif rol oynamasını engellemekte.

Emevi camisinde namaz kılmak isteyenler bugün sınır ötesi harekât yapamaz duruma geldiler.

Dün bu satırlar yazılırken Barzani özerk bölge oluşturmak için referanduma gitti

Barzani bu referandumun süreç içerisinde diğer bölgeleri de kapsayacağını belirtiyor.

Türkiye'nin referanduma tepkisi var.

Ama bu tepki yeterince güçlü değil.

Referandumun savaş sebebi olacağını söyleyen MHP Genel Başkanı'nın bu sözlerine karşın, referandum savaş sebebi değil açıklaması yapan Başbakan, Türkiye'nin "Kırmızı Çizgi" anlayışında ki eski kararlı tutumunu esnettiği imajını verdi.

Türkiye Lozan ve sonrası Ankara Antlaşmaları ile sahip olduğu haklarını yeterince kullanmayacak mı?

Birleşmiş Milletler komisyon kararı olmasına rağmen ilgili üyeler sessiz kalmaya devam edecekler mi?

Kamuoyu bunu merakla beklemekte.

Referandum sonuçları açısından da, farklı tepkilerin ve gelecek kaosun habercisi olacaktır.

Referandum kabul edilirse bu BOP projesinin bir adım daha öteye gittiğini tescilleyecek ve bölgenin emperyalist ülkeler tarafından şekillendirilmesini hızlandıracaktır.

Biliyoruz ki; BOP Sevr Anlaşmasının yıllar sonra Türkiye'ye yeniden dayatılması anlamını taşımaktadır.

Bu bölgede yer alan komşu ülkeler Türkiye ve İran kendilerine dayatılan bu haritaları kabul etmeyecektir.

Kabul ederseler kendileri gelecekte beka sorunu yaşayacaklardır.

Türkiye bu zorlukları içeride millet olarak tek vü- cut olmasıyla, birlik beraberlik içerinde aşacaktır.

Türkiye İŞİD; PKK, PYD, El Kaide gibi terör örgütleri ile savaşırken diğer yandan milli birliğini bozacak, dış politikalarına karşı girişimlerde bulunanlara karşı da uyanık olmak zorundadır.

Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak vatandaş olarak hepimizin görevidir.

Not: Referanduma ilişkin görüşlerini açıklayan Nakşibendi Tarikatı'nın önde gelen isimlerinden Şeyh Mahid Nakşibendi'nin referandumu destekleyen konuşması ve "Referandumun Kürdistan'a aydınlık bir gelecek getirecek" sözleri başta Hükümetimiz olmak üzere devletin ilgili organlarınca mutlaka değerlendirilmelidir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cesamin ÖZKAN 2017-09-26 18:07:52

Emperyalist oyunlar her zaman var oldu bu son oyunlar bölge ülkelerinde yumuşaklaştırılmış yönetimler yaratılarak hedefe doğru adımlar hızlandırıldı. Öyle ki bu yumuşak yönetimlere uyumlu yumuşak muhalefet bile hazırlandı. Sorun aslında bu
yönetimlere fırsat veren ülkelerin toplumlarında. Cumhuriyetimizin kuruluşunda ve tek partili siyasal yaşamımızda emperyalistler pusuya çekilerek takı Adnan Menderesin çok partili hayata geçişle iktidara gelmesine kadar pusuda bekledi. Sağ parti DP ve Menderes ile kaybettiklerini geri almaya başladı. Bu gün bu başarıları tavan yaptığı gündür. Şimdi sıra bizde yani yurtseverlerde. Şimdi gücümüzü örgütleyeyerek bu alçak emperyalistlere ve onların yurticindeki İşbirlikçi hainlere karşı mücadelenin gelip dayattığı göreve başlamalıyız.