Gelin biraz gerilere gidelim.
İkinci Dünya Savaşı bitiminde 4-11 Şubat 1945'de toplanan Yalta Konferansı sonrasında dünya iki bloğa ayrıldı.
Yalta dönüşü  14-15 Şubat’ta Kızıl Deniz'de Quincy Zırhlısında Suudi Kral Abdülaziz ve Mısır Kralı Faruk ile buluşan ABD Başkanı Roosevelt her iki Kral'a 'emrimde olacaksınız yoksa komünizm sizi ham eder' dedi.
Böylece Vahabilik ve Müslüman Kardeşler CIA'nin emrine girdi.
Ve hep öyle kaldı.
5 Nisan 1946'de Amerikan Missiouri Zırhlısı İstanbul'a geldi ve Türkiye 'Küçük Amerika olma' yolunda ilk adımını attı.
CİA Türkiye'yi komünizme karşı savunmaya başladı!
19 Ağustos 1953'da seçilmiş Başbakan Mussaddık'a darbe yapan CİA Şah Rıza Pehlevi'yi iktidara getirdi.
Böylece Vahabi Suudiler, Mısırlı Sünni Müslüman Kardeşler, Menderes'le birlikte Sünni Osmanlı Türkler ve Şii İranlılar CIA'nin emrinde oldu.
Özetle Şii'si, Sünni'si, Vahabisi ve bölgenin üç milleti yani Araplar, Türkler ve Persler ABD'nin  hizmetine sokuldu.
Siyasi, askeri, ideolojik, kültürel ve dinsel.
Şii ve Alevi düşmanlığına henüz gerek yoktu.
Kürtler kavganın malzemesi olarak dört ülkeye bayram harçlığı olarak dağıtılmıştı.
Herkesi esir alan CİA bu coğrafyanın insanlarına ' Hepimiz aynı Allah'a inandığımız için kardeş kardeş yaşayabiliriz' diyerek herkesi sömürmeyi yani sövüşlemeyi çok iyi becerdi.
Ama bu da yetmedi.
Müslümanlarla Hıristiyanların aşkı eksikti.
Mayıs 1947'de CİA yani ABD Filistin toprağı üzerinde Yahudi İsrail Devleti'ni kurdu.
Hristiyanlarla Müslümanların kardeşliğine üvey de olsa Yahudiler eklendi.
Nasıl olsa bütün dinler komünizme karşı
CİA bunun için özel bir proje geliştirdi:
Dinler Arası Diyalog.
Coğrafyanın her yerinde savunucuları bulundu.
Örneğin Said-i Nursi.
Papa Hazretlerine mektup bile yazmış.
Başka?
Hoca Efendi.
Yani: Fetö.
Mektupla yetinmeyerek 9 Şubat 1998'de atlayıp Vatikan'a gitti ve Papa 2. Jean Paul ile Dinler Arası Diyalog'un  geliştirilmesi için yapılması gerekenleri konuştu!
'Hakiki bir Türk' olarak Ağca'nın 31 Mayıs 1981'de Papa'ya yönelik karanlık suikastı bu diyaloğu etkilemedi.
Ancak aylar ve günler geçtikçe bölgede ve dünyada farklı gelişmeler yaşanıyordu.
En önemlisi Dinler Arası Diyalog'un  düşmanı Sovyetler Birliği dağılmış ve Komünistler yenilmişti.
Yani Türkiye açısından bakıldığında Hoca Efendi'nin misyonu bitmişti.
Bunun için 14 Şubat 1999'da CIA Öcalan’ı getirip Türkiye'ye verdi ve karşılığında 22 Mart 1999'da Gülen'i alıp götürdü.
Çünkü 3 yıl sonra Kasım 2002'de Said-i Nursi'nin başka talebeleri yani AKP iktidara gelecekti.
Üstelik Dinler Arası Diyalog'un da modası geçmişti.
CİA başka bir proje üzerinde çalışıyordu.
Haziran 2004'te BOP  Projesi ilan edildi.
Başbakan Erdoğan Yemen Başkanı Ali Abdullah Salih ve İtalyan Başbakanı Berlusconi ile birlikte Eş-Başkan ilan edildi.
Salih 'Arap Baharı'nda 33 yıllık iktidarını kaybetti.

Yemen'de iç savaş ve Suudi işgali devam ediyor.
Yemen Türkülerini bilmeyen yok.
Bilal Erdoğan'ın nikâh şahidi Berlusconi ise kadınlara sarkıntılık ve tecavüzden mahkûm oldu.
İtalya 1911'de Osmanlı'yı Libya'dan kovmuştu.
CIA full-time çalışıyordu.
İspanya Başbakanı Zapatero 21 Ekim 2004'de BM'deki konuşmasında 'Medeniyetler İttifakı Projesi'ni ilan etti.
Dinler Arası Diyalog bitti yaşasın Medeniyetler Arası İttifak.
Erdoğan bu Proje'nin de Eş-Başkanı ilan edildi.
Finansör Katar Şeyhi Hamed.
Hadi her tarafı ABD üsleriyle dolu 11 bin kilometre karelik ülkenin babasına darbe yapmış emirini anladık da İspanya neyin nesi?
İspanya 771 yıl Arap Endülüs medeniyeti tarafından yönetilmiş tam bu medeniyet yıkılırken (1491-1492) Amerika kıtası keşfedilmiş, Haçlı Ruhlu Kral Ferdinand Müslümanları topluca yakmış ve kılıçtan geçirmiş ve bu arada Yahudileri Osmanlıya göndermişti.
Anlayacağınız hikâyenin bir ucu yine Türkiye'yi ilgilendiriyor.
Tıpkı BOP’ta olduğu gibi.
Tıpkı 'Arap Baharı'nda olduğu gibi.
Dinler Arası  Diyalog ve Medeniyetler Arası  İttifak'ın hükmü kalmamıştı.
Bugün bu iki kavramı hatırlayan bile yok.
Çünkü Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar birbirine girmiş.
Bu da yetmedi Müslümanlar birbirini boğazlamaya başlamış.
Ilımlı, radikal, en radikal, yumuşak, yavşak  ve ruh hastası...
Durum böyle olunca İmam Hoca Efendi ile İmam Hatipli Reis kavga edebilirdi.
İlk raunt: 8 Şubat 2012'de Hakan Fidan'ın ifadeye çağırılması.
İkinci raunt: 17-25 Aralık 2013.
Üçüncü raunt: 15 Temmuz 2016.
Reis 'Arap Baharı' da misyonunu tamamlamıştı.
Dördüncü raundun olup olmayacağını CIA'daki amcalara sormalı.
Yan hakemin (Putin)  hükmü yoktur.
Adamlar 70 yıldır herkesle dalga geçiyor.
'Oltada balık' misali.
Anlayacağınız;
Kavanoz dipli dünya yani CIA;
'Kimine kavun yerdirir kimine kelek'...
Kavun da kesin kurtludur.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.