banner87
Dünkü 64’üncü Hükümet kabinesi konu edinen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabine üzerindeki ağırlığını daha doğrusu hâkimiyetini ve nihai hedefini analiz eden köşe yazımda kullandığım bir deyim epeyce bir ilgi çekti.
Mesaj ve e-mail gönderip soranların yanı sıra, telefonla arayan birçok dostumuz ve okurumuz yazının sonunda CHP’ye ilişkin değerlendirmede kullandığımız bir ifadeyi merak etmiş…
Şöyle demiştik dünkü yazının son bölümünde:
“Başkanlık sistemi,  kurgu kabine ilanı ile AKP kanadında önemli bir noktaya taşındı.
Sıra Erdoğan’ın muhalefeti dizayn etme çabalarına geldi.
Bunun için ilk şart, aktif muhalefetin TBMM dışına itilmesi.
Muhalefet partilerinde karışıklık çabaları olacaktır.
Tabii ki, başka dengeler devreye girmezse…
Sadece Ali Babacan değil, Ahmet Davutoğlu’na da dikkat. İsmail Kahraman’a da.
İsmail Kahraman’ın 26. Dönem TBMM’yi zapt etmekte  zorlanacağını ve Erdoğan’ı hayal kırıklığına uğratacağını düşünüyorum.
CHP mi?
Nihat Genç’in tabiri ile ‘şönizli mi, rödizli mi olsun?’
Olağan mı, olağanüstü mü?
Vah vah…

 CHP'lilerin merakını giderelim

Her ne kadar ben “şönizli mi, rödizli mi olsun?” diye yazsam da orijinali “Rödizli mi olsun, yoksa şönizli mi?” tanımlaması, ifadesi, deyimi çok dikkat çekmiş; “ne demek” diye?
Merak edenler için; bu ifade; değer verdiğim ve bazı yazılarıyla kitaplarını gerçekten de keyifle okuduğum meslektaşım, sevgili Nihat Genç’in “Memleket Hikâyeleri" adlı kitabından…
Okuduğunuzda sizin de keyif alacağınız, bu hikâyeyi sevgili Nihat Genç’in izniyle paylaşmak istiyorum.
Şöyle:
“1950’li yıllarda, Fındıkzade’de yaşlı bir bakkal sucuk almak isteyenlere sorarmış: "şönizli mi olsun, rödizli mi?" Her şeyin çeşidinin çıktığı yıllar, halkımız “çeşit kültürüyle" dalgasını geçiyor. Müşterilerden biri bakkalın şakasını anlar, “rödizli olsun, dün şönizli yemiştik" der. Espri mahallede herkesin diline dolanır, biri berber koltuğuna oturduğunda berber sorar: “şönizli mi keseyim, rödizli mi?"; “Bu yaştan sonra şönizliyi ne yapayım, rödizli kes! "... Sigara mı istiyor, “ağabey bir şönizli ver, rödizli çok içtik, kesmiyor!"... Herkesin ağzında şönizli, rödizli...
Fındıkzadeli bir muhterem zat, Antalya’da bir yapı kooperatifinin ortağı olarak mukavelenin hazırlandığı ilk toplantıya katılır. İnşaat ve yapı tekniklerinin terimlerini bir türlü anlayamaz, maddeler de yavaş yavaş tartışılıp kaleme alınır. Toplantı boyu anlamadığı bir sürü şeyi tasdikleyen Fındıkzadeli muhterem, son maddeye sıra geldiğinde yapıların pis su borularının ne olacağı tartışılırken, hem toplantıda bir sürü yabancı terim kullananlara hava atmak, hem de lafa girip bir şeyler söylemek ister. El kaldırır “pis su boruları şönizli mi olsun, rödizli mi?" diye sorar. Toplantıyı yönetenler bütün maddeler geçtiği için, hem de bu beyefendinin hiç lafa girip kendi düşüncelerini söylemediği için “hadi, pis su boruları da hem şönizli, hem de rödizli olsun" diye son maddeye yazarlar. Ancak bu mukavele yapı kooperatiflerinde ilk mukavele örneği olduğu için, bundan sonra kooperatif kuranlar hep bu mukaveleyi örnek alıp çoğaltırlar. 70’li yıllara gelindiğinde kooperatiflerde bir sürü anlaşmazlık çıkar, mahkemeler, avukatlar...
…Maddelerin her biri dava konusu olur. Bir zaman sonra bir avukat grubu! “yahu her maddeden dava açtık, şu son maddeden de bir dava açalım!" der. Mahkemeye gidilir. Hiç kimse, "şönizli mi, rödizli mi"nin ne olduğunu bilemez. Bilirkişi olarak İstanbul Teknik Üniversitesi’nin hocalarına sorulur. Hocalar da bilemez, ama uygun bir görüş bildirirler. “O yıllarda ülkemize çokça gelen Alman bilim adamlarından kalma bir deyim olabilir, ya da eskimiş bir tabir olabilir, her iki durumda da fark etmez..." gibi bir karar çıkar. Ancak, avukatlardan biri merak edip, işi ciddiye alır. İlk mukaveleye imza atanların adreslerini bulur, birçoğu ölmüştür. Takibi bırakmaz, Fındıkzade semtinde bulur kendini, aradığı kooperatif üyesi beyefendiyi bulamaz, ama bir arkadaşını bulup sorar: “Yahu, nedir bu şönizli, rödizli!"... Adam da anlatır, her şeyin bir çeşidi çıkmıştı, bizim bakkal da bu çeşitlerle dalgasını geçmek için, sucuk isteyenlere sorardı: "şönizli mi olsun, rödizli mi?"
Önceki gün köşe yazımı kaleme alırken; CHP ile ilgili olarak aklıma nedense bu ifade geldi ve kullandım?
Özellikle CHP Genel Merkezi’ndeki bir üst düzey dostumuz ile MYK, PM üyesi  ve bazı milletvekili dostlarımızın çok merak edip ‘neyi kast ettiğimizi’ sorguladıkları bu noktaya böylelikle açıklık getirmiş olalım.
İlla da bir yerlerde buzağı aramaya gerek yok…
Hele hele adı çıkmış bazı belediye başkanlarının, 'abime yapılır mı?’ gazına gelmeye hiç mi hiç gerek yok!
Yazdığımız her şey ayan beyan ortada…
Burası, Belediye Basın Bülteni değil!
Kimsesizlerin ve hakkı yenilenlerin sesi, Yurt Gazetesi…
Hala anlamayanlara sözümüz, hoş görünüze sığınarak.
Mesajımız gayet açık:
AKP Türkiye'yi neredeyse savaşa sokacak, Erdoğan sistemi değiştirmekten, fiilen başkanlık sisteminden söz ediyor.
CHP ne yapıyor, ne diyor?
Rödizli mi olsun, şönizli mi?
Eeeee…
Anlayan anladı ne demek istediğimizi.
Anlayan, anlamayana anlatsın lütfen.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.