banner87

'Gelin adayına annem tabii ki karışır'

Onu magazin sayfalarında ya sevgilileriyle görüyoruz, ya bir galeride sergi açılışında ya da dünyanın bir ucunda tatil yaparken... Peki ne zaman çalışır, ne iş yapar Hacı Sabancı? Zengin ailenin para harcayan çocuğu mu, yoksa hiç bilmediğimiz yanları var mı?

'Gelin adayına annem tabii ki karışır'

Onu magazin sayfalarında ya sevgilileriyle görüyoruz, ya bir galeride sergi açılışında ya da dünyanın bir ucunda tatil yaparken... Peki ne zaman çalışır, ne iş yapar Hacı Sabancı? Zengin ailenin para harcayan çocuğu mu, yoksa hiç bilmediğimiz yanları var mı?

25 Mart 2018 Pazar 10:26
'Gelin adayına annem tabii ki karışır'

◊ Hacı, sürekli geziyorsun, eğleniyorsun gibi bir halin var... Biraz da yaptığın işlerden bahsetsene bize...

- Aile şirketimiz Densa Holding’in yönetim kurulu başkan yardımcısıyım... Halam Demet Sabancı Çetindoğan ve eniştemiz Cengiz Çetindoğan’la ortak olarak kurduğumuz ve denizcilik sektöründe faaliyet gösteren Marinsa’da yönetim kurulu üyesiyim. 22 tane gemimiz var. Bunların dördü ham petrol tankeri. Hatta bir tanesi bu sabah Boğaz’dan geçti. Diğer 18 tanesi de kuru yük gemisi. Onlarda demir, kömür ya da tahıl gibi yükler taşınıyor. Biz işin armatörlük tarafındayız. Gemileri kiraya veriyoruz.

◊ İnsan koca gemisi Boğaz’da evinin önünden geçerken ne hisseder? El mi sallıyorsun?

- İnsan görünce heyecanlanıyor, duygulanıyor tabii... Ben birçoğunun teslimine gittiğim için, teslim edildiği günü de hatırlıyorum gemilerin. İstanbul Boğazı’ndan aslında çok nadir geçiyorlar. Gemilerimiz global çalışıyor.

◊ Sen mesaini daha çok nerede harcıyorsun?

- Günde 2-3 saatimi şu an bulunduğumuz ailenin varlık yönetimini yaptığımız bu binadaki ofisimde geçiriyorum. Kalan zamanımı da Marinsa’da geçiriyorum. Bire bir tüm işlerle ilgileniyorum.

◊ O zaman bu kadar gezmeye nasıl fırsat buluyorsun? Instagram’da ne zaman görsem bir yerlerdesin...

- Instagram’dan dolayı öyle algılanıyor. Sürekli gezdiğimi düşünüyor insanlar. Ama tatile gittiğim zaman fotoğraf paylaşmayı seviyorum. İstanbul’da ofisimde masa başında fotoğraf çekip koymayı çok sevmiyorum. Yazın daha çok tatil yapıyorum. Kışın gittiğim yerlerin bir kısmına aslında iş nedeniyle gidiyorum.

◊ Geçen hafta Courchevel’deydin, “Oraya da iş için gittim” deme...

- Yok o tatildi... Ben kayak yapmayı aslında çok seviyordum. Ama kilomdan dolayı yapamıyordum. Tehlikeliydi. Bu sene zayıfladıktan sonra birkaç kez üst üste kayak yapmaya gittim.

◊ Kaç kilo verdin?

- 50 kilo...

◊ Kendini yeniden doğmuş gibi mi hissediyorsun?

- Aslında yeniden doğmuş gibi hissetmiyorum. Çünkü eskiden de zayıftım. İlk defa zayıf olmadım. Ama şu anda çok mutluyum. Büyük rahatlık.

◊ Ameliyat olmadan önce kaç kiloydun?

- 128’dim en son. Sen ona 130 de...

◊ Belki de zayıfladıktan sonra kendini daha çok beğenmeye başladığın için Instagram’da sık sık fotoğraf paylaşıyorsun...

- Tabii insan kendine daha çok güveniyor... Bu özgüvenle alakalı olabilir.

◊ Eski kıyafetlerini ne yaptın?

- İhtiyaç sahiplerine gönderdim ama 130 kiloda ihtiyaç sahibi var mı, ondan da emin değilim.

◊ Mide küçültme ameliyatı geçireli ne kadar oldu?

- Geçen sene mayısta oldum. 10 ayı geçti.

Gelin adayına annem tabii ki karışır

◊ Kardeşlerin Hakan ve Kerim’le aranız nasıl?

- İki kardeşimle de aram çok şükür çok iyi. Arkadaş gibiyiz. Hakan’la 4, Kerim’le 9 yaş fark var aramızda. Hakan 2 senedir İstanbul’da. Beraber çalışıyoruz, o yüzden çok sık görüşme fırsatımız oluyor. Kerim, Los Angeles’ta işletme okuyor.

◊ Sen ne okumuştun?

- Amerika’da Boston Tufts Üniversitesi’nde ekonomi okudum. Ben aslında business okumak istiyordum ama benim okulumda o bölüm yoktu. Hakan da benim okulumda ekonomi okudu. Mezun olduktan sonra Londra’da City Üniversitesi’nde denizcilik ve finans üzerine master yaptım.

◊ Hakan’la yaşlarınız daha yakın. Aranızda çatışma olur mu? Ya da çocukken nasıldınız?

- Yok. İkimiz de haşarı çocuklar değildik. Kerim de öyledir. Hiçbir zaman problem çıkaran çocuklar olmadık. Ailemiz bize iyi terbiye verdi. Her zaman büyüklere karşı saygılı, küçüklere karşı sevgi dolu olduk. O nedenle üçümüzün arasında hiçbir zaman çatışma olmadı. Abileri olduğum için bana karşı büyük saygıları var. Ama ben de hiçbir zaman onu suistimal edecek bir durum ortaya koymuyorum yaşım büyük diye. Bizim zevklerimiz ve renklerimiz de ortak. Zaten en büyük tutkularımızdan biri Beşiktaş. Hakan en fanatiğimiz. Ondan sonra Kerim, sonra da ben geliyorum.

◊ Omuzlarında Sabancı soyadını taşımanın ağırlığı var mı?

- Tabii ki var. Ama iyi yetiştik. Bize bunu genç yaşta öğrettiler. Zaten doğrusu da bu; sorumluluk sahibi olarak yetiştirilmek... Bu sorumluluk duygusu normal hayatında da ihtiyacın olan bir şey. Ayrıca da çok büyük bir gurur kaynağı. Ben dedemin ismini taşıyorum. Bundan da ayrıca gurur duyuyorum.

◊ Gelenek göreneklere bağlı mısın?

- Öyle yetiştik... Mesela dedemizin ya da babamızın yanında bacak bacak üzerine atıp oturmayız. Her ailede olduğu gibi örf ve âdetlerimizi öğrendik.

Gelin adayına annem tabii ki karışır

 Magazin camiasında çapkın bir imajınızın olması seni ve Hakan’ı rahatsız ediyor mu?

Düşünsene o haberi kaç kişi okuyor. Hem gazete okurları hem de internetten milyonlara ulaşıyor o haber. Ben bu haberin yalan olduğunu kaç kişiye anlatabilirim? Beni tanıyan 500 kişi olsun. 500’ü inanmaz habere. Ama ben geri kalan milyonlara bu haberin yalan olduğunu nasıl anlatabilirim? Bizi bu üzüyor. Çünkü olmadığımız gibi gösteriliyoruz.

 Gece dışarı çıktığınızda ya da ünlü insanlarla birliktelik yaşadığınızda doğal olarak haber oluyorsunuz...

- Çıkıyorsam bundan rahatsızlık duyacağım bir durum yok demektir. Gitmişim ki çekmişler. Ama haber çok satsın diye hikayeyi değiştirdiklerinde üzülüyorum. Yeter ki yalan haber olmasın. Bu arada abartıldığı gibi gece hayatı olan biri değilim. Hafta içi çok erken, 6.45’te kalkarım. Saat 8.00’de ofiste oluyorum. O yüzden hafta içi çıkma şansım yok. Hafta sonu da arkadaşlarımla sosyalleşmek için çıkıyorum. Cuma-cumartesi günü herkes ne kadar çıkıyorsa, ben de o kadar çıkıyorum.

 Yakın arkadaşların kimler?

- Çok var. Çoğu liseden ve üniversiteden...

Hesapları benim ödediğim yalan

 ◊ Arkadaşlarınla dışarı çıktığınızda genelde hesabı sen mi ödersin?

- Öyle bir şey yok. Neden öyle olsun ki? Bu tip haberlere üzülüyorum. Öyle olsa da mesela, sen bunu nereden bileceksin, bunu yazan gazeteci arkadaşım? Herkes hesabı paylaşıyor. Arkadaşlık dediğiniz şey zaten paylaşma üzerine kurulu bir şey. Herkes ortak ödüyor.

◊ Peki kız arkadaşınla çıktığınızda?

- Tabii ki ona ödetmiyorum. Centilmenlik gereği ben ödüyorum.

◊ Babanız Ömer Bey’in çok para harcadığınız için sizi uyardığı olur mu? Babanızla aranız nasıl?

- Öyle şeyler olmuyor. Çünkü ben de, Hakan da Kerim de gereksiz yere para harcayan insanlar değiliz. Doğru olmayan haberler, hep bu tarz konularda çıkıyor. Annemle daha arkadaş gibiyizdir. Babamla daha resmiyiz.

◊ En çok parayı neye harcıyorsun?

- Bu ara en çok parayı kıyafete harcadım. Kilo verdikten sonra yeni yeni alışveriş yapmaya başladım.

◊ Sabancı ailesinin diğer mensuplarıyla yakın mısınız?

- Tabii. Saygı, sevgi herkesle devam ediyor. Herkes büyüdükçe kendi hayatını ve ailesini kurmaya başladı doğal olarak. Bazı kuzenlerimizle birlikte büyüdük, birlikte okuduk. Eskisi gibi çok sık görüşemiyoruz ama aramız hâlâ çok iyi.

Gelin adayına annem tabii ki karışır

◊ Pegasus’a bedava biniyor musun?

- (Gülüyor) Yok ama keşke olsa... Buradan duyurulur... Ozge meselesi kapandı gitti Nazlı’yla iyiyiz

 ◊ Tüp mide ameliyatını meşhur eden insanlardan biri oldun. Bu ameliyatın en zor tarafı neydi?

- Ameliyat olmadan önceki dönemdi. Çünkü fazla kilo, sağlık açısından çok zordu. Ben ameliyat olma raddesine gelmiştim. Ameliyat sonrası hiçbir sorun olmadı. Sıkıntı çekmedim. Hızlı bir şekilde kilo verdim. Gayet de mutluyum. Ameliyat tavsiye edilmez ama ben kendi adıma hem fiziksel hem de psikolojik olarak çok faydasını gördüm.

◊ “Alışveriş yapıyorum” dedin. Marka takıntın var mı

- Ben kolay kolay üzerinde yazı ya da logo olan bir şey giymem. Mesela Zara’dan çok şey alıyorum. Bence Zara çok iyi. Eskiden bedenime göre kolay kolay bir şey bulamazdım.

◊ Peki lüks markalar?

- Lüks markalar da var, daha uygun olan markalar da...

◊ Annenize çok düşkünsünüz, sizin hayatlarınıza karışır mı?

- E tabii niye karışmasın? Sonuçta anne. Her insanın ailesi hayatına nasıl dahil oluyorsa, bizimkiler de öyle dahil oluyor. Onların çocuğuyuz sonuçta.

◊ Size kızdığı oluyor mu?

- Artık kızma durumları olmuyor ama bir şey hoşuna gitmezse bunu söyler.

Gelin adayına annem tabii ki karışır

ANNEM GELİN ADAYINA KARIŞIR TABİİ

◊ İlişkilerinizle ilgili yorum yapar mı?

- O konulara aile içinde çok fazla girmiyoruz.

◊ Özge Ulusoy’la ayrılığınızda annenin etkisi olduğu söylendi.

- Bu konulara artık girmeyelim. Benim için kapandı gitti o mesele.

◊ Nazlı’yla ilişkiniz nasıl gidiyor?

- İyi çok şükür, bir yaramazlık yok.

◊ Acun’un (Ilıcalı) düğününe de beraber gittiniz, 6 aydan fazla oldu ilişkiniz...

- “Çok uzun oldu” der gibisin... 1 seneye yaklaştı neredeyse. İyi gidiyor...

◊ Çocuk sahibi olmak ya da evlenmek gibi bir niyetin var mı?

- Ben çok şükür mutlu bir ailede büyüdüm. Mutlu bir anne-babanın iyi yetiştirdiği bir çocuk olarak büyüdüm. Böyle mutlu bir aile kurmayı, çocuğumun olmasını isterim. Sevgi dolu, mutlu bir ailede büyümesini isterim tabii.

◊ Gelin adayına annen karışır mı?

- Niye karışmasın, karışır tabii.

◊ Evlilik sözleşmesi yapar mısın?

- Bilmiyorum, zamanı gelince düşünürüm. Sonuçta bu parayı ben kazanmadım. Ama yaparsam da her iki tarafı koruyan bir şey olur bence...

Gelin adayına annem tabii ki karışır

 Türkiye’de burjuva sınıfı yok

 ◊ Ülkenin köklü ailelerinden birinin mensubu olarak son yıllarda yükselen sektörlerin yeni zenginler yarattığı söyleniyor, neler söylemek istersin...

- Yükselen sektörler, değişen konjonktürler tüm dünyada olduğu gibi bizde de yeni varlıklı isimler çıkarıyor. Bu gayet normal. Dünya değişiyor, sürekli farklı iş alanları ortaya çıkıyor.

◊ Türkiye’de köklü bir burjuva sınıfı var mı sence?

- Hayır, olduğunu düşünmüyorum.

◊ Yeni zengin ailelerin çocuklarıyla, siz in gibi köklü zengin ailelerin çocuklarının hayatları kesişiyor mu?

- Bir insanla hangi maddi durumdan gelmiş, ne geçmişi var, daha önce ne iş yapıyordu, şu anki durumu ne bunlara bakarak, yargılayıp tartarak ilişki kurmam ben kendi adıma.

◊ Varsıl olmayan arkadaşların var mı etrafında?

- Var tabii, neden olmasın?

◊ Öyleyse neden hep zenginler, zenginlerle evleniyor? Muhtemelen sen de 40’larına gelip evleneceğin zaman zengin bir ailenin kızını bulacaksın.

- Yo niye öyle olsun ya? Ona hiç katılmıyorum ben. İnsan kimi seviyorsa, kiminle mutluysa, kiminle gelecek kurmak istiyorsa, kiminle yaşlanacağına inanıyorsa onunla evlenir. Onun maddi durumu önemli değildir, zengin fakir fark etmez... En azından bizler böyle büyüdük. Benim açımdan evleneceğim kişinin maddiyatının ehemmiyeti yok.

PlayStation değil, tavlayı seviyorum

 ◊ Arkadaşlarınla en çok nasıl vakit geçiriyorsun? PlayStation oynayarak mı?

- Arkadaşlarım çok oynuyor ama ben valla beceremedim. O tür oyunlarla hiç aram olmadı. Bir dönem ben de oynayayım dedim ama o kadar geç kalmışım ve o kadar kötü oynuyordum ki beni aralarına almadılar. Tavla oynamayı severim ben.

Gelin adayına annem tabii ki karışır

 Adisyona her zaman bakarım

 ◊ Boş zamanlarında neler yaparsın?

- Film izlerim, bolca sinemaya gideriz arkadaşlarla. Yataklı sinema bile çıktı artık. Bir de yeme-içme deyince İstanbul hakikaten Avrupa’daki birçok şehre göre çok daha iyi... Her gün yeni yerler, mekanlar açılıyor, onları keşfetmeyi seviyorum.

◊ Gelen hesaba itiraz eder misin?

- Çok nadiren... Türkiye’de itiraz ettiğimi pek hatırlamıyorum. Sağ olsunlar bana karşı hoş olmayacak bir harekette bulunmuyorlar.

 Adisyona bakar mısın her seferinde?

- Bakarım... Doğru mu yazılmış, ne yediğim, ne içtiğim doğru mu girilmiş diye...

◊ Hep kazıklanacakmış hissi var mıdır aklının bir kenarında?

- Yok ya, ben öyle bir önyargıyla yaklaşmam insanlara.

◊ Beğenmediğin şarabı, yemeği geri gönderir misin?

- Şarabın tadına bakıp da geri göndermişliğim yoktur. Bozuksa elbette gönderirim ama beğenmediysem göndermem. Masada durur, içmem.

 Hacı’nın gözüyle İstanbul’da yeme-içmenin en iyi mekanları

 İstanbul’da en beğendiğin restoran?

- Spago...

 En beğendiğin kulüp?

- Lucca... Kendimi evimde gibi hissediyorum orada.

 En beğendiğin kafe?

- Bebek Mangerie... Geçenlerde keşfettiğim Reşitpaşa Misk.

 En beğendiğin steak house?

- Nusret...

 En beğendiğin balıkçı?

- Çengelköy Del Mare, Çubuklu Balıkçı Apo.

 Türkiye’de en beğendiğin tatil yeri?

- Marmaris... Daha bir yeşil olduğu için.

 Düşen jettekilerin üçü arkadaşımdı

 Jet kazasında ölenler arkadaşların mıydı?

- Üçünü tanıyordum, sosyal hayattan arkadaşlarımızdı. İnanılır gibi değil... Çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Çok üzücü bir olay. Allah ailelerine sabırlar versin. Herkes için çok zor.

 Jete binmekten çekinir oldun mu sen de?

- İnsan çekinmez olur mu? Tanıdığım birilerinin başına geldi sonuçta. Ben normal uçaktan da biraz korkarım. Uçak ya da helikopter gibi araçlar kendi kontrolünün dışında olduğu için insan ister istemez o korkuya sahip oluyor.

Koleksiyonumuzda Türk sanatçılar var

  Sanata merakın olduğunu söyledin. Sanata yatırım yapıyor musunuz?

- Bu ailemizde rahmetli Sakıp Amcamla başlayan bir şey. Halam ve eniştemin de çok ciddi bir sanat koleksiyonları var. Annemle babamla başlayan çağdaş sanat koleksiyonumuz var şu an. Bir bölümü şu an bulunduğumuz yerde. Ben de son 4-5 senedir dahil oldum buna.

 Çağdaş sanatı takip eder misin?

- Ederim. Bizim koleksiyonumuzda ağırlıklı olarak Türk sanatçılar var. Bundan da çok gurur duyuyoruz. Hem Türk sanatını ve sanatçısını desteklemiş oluyoruz hem de çok değerli sanatçılarla tanışmış oluyoruz.

 Son dönemde yükselen sanatçılar kimler?

- Ahmet Güneştekin ve Seçkin Pirim hem Türkiye’de hem de yurtdışında çok takip ediliyor.

 En son kimin eserini satın aldın?

- En son İngiliz sanatçı Joe Black’in bir eserini aldım. Bir de Çağatay Odabaş’ın çok güzel bir eserini aldık. Kendisini de çok seviyoruz. Genç bir sanatçı. Christian Bale’in Batman kostümünün önünde bir sahnesini yapmış. Çok beğenerek aldık.

 Başka ne gibi hobilerin var?

- Maalesef yok. Zayıflamaya başladıktan sonra haftanın 4-5 günü düzenli olarak spor yapmaya başladım. Film izlemeyi severim. Eskiden bir DVD koleksiyonum vardı. Apple TV ve Netflix’ler çıkmadan önceydi... Onun dışında tarihe merakım var. Osmanlı ve II. Dünya Savaşı tarihini çok severim. Türkiye’nin 1900-1930’larını, Atatürk dönemini okumayı çok severim. Bir de polisiye olarak Ahmet Ümit’i takip ederim.

 Hafta sonları aniden şehirden kaçar mısın, yoksa her şeyin planlı mıdır?

- Ben spontane yaşayan biri değilim. Planlı yaşayan biriyim. Ne yapacağım her zaman kafamda bellidir.

Otomobile de saate de hiç merakım olmadı

 Otomobile meraklı mısın, var mıdır lüks araba tutkun?

- Otomobile karşı hiçbir zaman ilgim olmadı açıkçası. Hiç bilmem. Araba kaç beygirdir desen anlamam. Markaya bakınca hangi model olduğunu bile çıkaramam. O kadar ilgisizim.

 Nasıl bir araca biniyorsun?

- Mercedes minibüs var, Vito... Hiçbir zaman lüks araç merakım olmadı.

 Nedir o zaman lüks merakın, saat mi?

- Saat merakım da yok valla, yıllardır aynı saati kullanıyorum. Benim öyle pahalı tutkularım yok, gezmeye, yeni yerler görmeye ve sanata merakım var.

 Sırada neresi var, gitmek istediğin?

- Kesin gitmek istediğim İspanya’nın kuzeyi var, Bilbao tarafı... Guggenheim Müzesi’ni görmedim. San Sebastian bölgesindeki yemekler de çok güzelmiş, orayı çok duyuyorum. Arjantin-Buenos Aires, Avustralya, Yeni Zelanda’ya hiç gitmedim. Oraları merak ediyorum. Bir de artık Instagram sayesinde daha çok yeri merak ediyorsun.

Önerilen Haberler
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.