banner87
Yıllar önce İslamcı-laik kavgası doruğa çıkmıştı. Başörtü yasağı eğitim öğretimi bile engelleyen bir haldeydi. Adeta bir ‘zulüm’ boyutuna gelmişti.  Gencecik kızlar, okulun kapısından döndürülüyordu. Eziyet görüyordu.
Türban yasağında özgürlükçü sol’un her rengi başörtüsü yasağının karşısında yer aldı. Eğitim-öğretim özgürlüğünün yanında durdu. Laikler de zamanla yumuşadı. En katıları bile. Rezerv koysalar da…
Maalesef o çekincelerinde dinin siyasallaşması anlamı dâhil, büyük bölümünde de haklı çıktılar.
Türkiye 28 Şubat’ı yaşadı. Aslında 28 Şubat yasakları AKP’nin yolunu açtı. İlk defa AKP iktidarında İslam dini öğretisinden  beslenen bir birine zıt, ‘üç benzemezler’ halinde duran kesim ittifak yaptı. Cemaatler, Diyanet ve Milli Görüş. AKP bunun üçüydü. Aradan geçen sürede önce DSP sonra da AKP iktidarını yanına alan Gülen Cemaati ‘one number’ yani ‘bir numara’ kaldı. Diyanet de kendisine ‘intisap’ etti.
Ayrışma başladı. Cemaat düşman ilan edildi. Ardından da hain. Diyanet hala ortada. Resmi ideolojiyi temsil ediyor. Alevileri Diyanet dışında tutmaya çalışıyor. AHİM kararlarını uygulamıyor. Ayak diriyor.
İslamcı sayanlar arasında duygusal kopuş başladı. İktidar kanadında da, cemaat kanadında da ‘laiklik en güzeli’ noktasına gelindi. Yani Atatürk çizgisi. Her geçen gün de bu yakınlaşma artıyor.
Gelelim Alevi kesimine. Onlar da kendi aralarında Kürt-Türk ya da Türkmen-Arap diye ayrılmak istense de laik sistem ile hesaplaşan en bilinçli kesim. Kim ne derse desin. Cumhuriyet ve Demokrasi konusunda samimi. Özeleştirisini yapmış. Atatürk’ü ‘baş tacı’ olarak el üstünde tutuyor. Atatürk ve Cumhuriyet hesaplaşması körüklense de başarılı olamıyorlar. Çok gariptir, devletin her zemininde nemalanan dinci kesim, laik düzene yaklaşmak yerine uzaklaşıyor.  Alevi kesimini de ‘geçmişi kaşıyarak’ tahrik etmeye çalışıyor.

Hangi PKK, Ankara Grubu mu?

Gelelim Kürt hareketine. Hepsini bölücü saymak doğru bir tespit değil. Aksini iddia etmek ya kasıtlı ya da yanlış bir davranış. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Sebep ne olursa olsun. Yazık oldu. Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur isimli polislerimiz de şehit oldu. Ölen tüm canlarımıza yazık oluyor. Ülkemize de. Elçi adı üstünde tam bir barış ve hukuk adamı idi. Hep söylüyorum, bazen sonuç sebebin önüne geçer. PKK içinde yerinde yönetimi savunanlar ile üniter devlet savunucuları arasında şiddetli görüş ayrılığı var. Kürtler de Türkiye’nin Irak’a, Suriye’ye benzemesinden korkuyor. Haklılar da.
Peki, Elçi niye vuruldu? Sebep ne? Kim vurdu? Bu güvenlik görevlilerinin, avukat arkadaşlarının, hukukçuların yapabileceği bir iş. Uzmanlık ister, bilgi derinliği ister. Bu konuda iddiam yok. Ama aklıma takılan üç beş soru da var. O koşarak gelen gençler elinde niye silahla geldi? Kimdi bu gençler? İddia edildiği gibi PKK’nın Ankara Grubu muydu? Yoksa bu başka bir organizasyon muydu? Olaydan sonra savcıya yapılan saldırı, cinayeti PKK adına tescilini kolaylaştırmadı mı? Olan gidene oldu, yazık oldu.

Emin olduğum ve bana acı veren bir iki şey var.  İnsanlarımız arasında özellikle Türk-Kürt ayrımında maalesef duygusal kopuş hızlanıyor. Türkiye’de her şeyden, her görüşten, inançtan  birkaç tane var. Son olayda da ortaya çıktı ki PKK’dan da en az üç tane var. Saldıran PKK’lı. Anladık. Ama kimin PKK’sı? Elçi’yi katleden hain kurşun, yağlı kurşun kimin silahından çıktı. Eşi Türkan Hanım Kahrolsun PKK diye niye bağırdı? En önemlisi Selahattin Demirtaş niye çok suskun?
Şeytan da bir yandan dürtüyor. De diyor, diyeceğini.
Acaba Rus uçağı Diyarbakır’a mı düştü?

Erdem Gül’ü en iyi AKP’liler tanır


İzninizle Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına gelelim. Ankara’da lakabı ‘cız bız’ olan Erdem Gül eski bir Refah Partisi ve AKP muhabiridir. TBMM muhabiridir. Çok ama çok sevilir. Bu noktaya da dişiyle tırnağıyla geldi.  Erdem  Gül ve arkadaşlarının haberden başka bir kaygısının olmadığını en iyi Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç dahil AKP kurmaylarının tamamı bilir. Onlar ‘horlandığında, itildiğinde’ özgürlük adına yanlarında duran yiğitlerden birisidir. Üstelik gazeteci yazdığından, çizdiğinden tutuklanmaz. Kaldı ki bu haberde devlet sırrı mı kalmıştı? Cumhuriyet-Kaynak Holding ilişkisini kurmaya çalışacaklar. Tutuklamanın Asliye Hukuk tarafından verilmesi ve gerekçede örgüt olarak tanımlanan cemaat ile direk ilişkilendirme yapılmaması en kısa sürede aramızda olacakları anlamına gelir. İnşallah yanılmam. Gül ve Dündar ailelerine, Cumhuriyet çalışanlarına ve meslektaşlarına büyük geçmiş olsun.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.