Enis Berberoğlu yazdı:


Oldukça karışık bir denklemi çözmek ve anlatabilmek için yöntemi peşinen sergilemek lazım.
Basit bir mantık yanılgısı ile başlayalım:
'İstanbul'da okul sayısı artıyor, İstanbul'da suç oranı yükseliyor'
desek, hemen şu sonuç mu çıkmalı:
'Yeni okullarla birlikte suç sayısı artıyor, demek ki okullar suç yuvasıdır.'
Tabii ki hayır!
O zaman iki gözlem yani okul ve suç sayısı dışında üçüncü ve belirleyici bir değişkeni aramak zorundayız. Mesela nüfus artışı gibi.
Artan nüfusla birlikte okul sayısında artış ve asayişte bozulma fevkalade doğal ama birbirinden tamamen bağımsız trend sergiler.
Şimdi aynı yöntemle kritik soruyu soralım: Türkiye'nin hızla barıştığı İsrail ve Rusya'nın ortak noktası var mı? Ülkeler tek tek ele alındığında pek yok gibi.
O zaman başka bir soru: Yukarıdaki örnekte olduğu gibi, acaba Türkiye'nin bu iki ülkeden ayrı ayrı ama ortak bir beklentisi var ve ikili (eşanlı?) barış süreci bu temelde mi ilerliyor.
Çünkü Türkiye bölge dengeleri açısından hâkim pozisyonunu 2014 sonbaharında yitirdi.
ABD, AB ile Rusya, Irak ve Suriye'de yükselen İŞİD varlığına karşı Sünni müttefiklerle başarı sağlanamayacağı sonucuna vardı.
Adeta dere geçerken at değiştirerek Şii güçlerle ittifaka girdi.
Bugün İranlı komutanlarca yönetilen Şii ordularının (on binlerden söz ediyoruz) Irak ve Suriye'de batılı ülkelerle omuz omuza IŞİD’e karşı savaş vermesi bu sürecin eseridir.
Böylece ilk hüküm cümlesine geldik: Sünni Türkiye bölgede inisiyatifi Şii İran'a kaptırdı.
Devam edelim. ABD Suriye'de İŞİD hedeflerine karşı kara savaşı için ideal bir müttefiki Kürtlerde buldu. Bu ilişki iki yıldır sorunsuz yürüyor. ABD o kadar memnun ki bu uğurda Türkiye ile karşı karşıya gelmeyi bile umursamıyor.
Yeri geldi, ikinci hüküm cümlesini de kuralım:
Türkiye'nin kâbusu gerçek oluyor. PKK güney sınırımızda ordulaşıyor
Ahmak politikalar neticesinde bu açmaza sürüklenen Recep Tayyip Erdoğan'ın umudunu bağladığı İsrail ve Rusya'dan beklentisi nelerdir?
1) İsrail bölgedeki Şiilerin yükselişini ve askeri zaferlerini endişe ile izliyor. IŞİD’in tamamen haritadan silinmesinin İran'ı bölgede rakipsiz bırakmasından korkuyor. Karşı denge için Sünni Türkiye (ve belki İŞİD) ile askeri ve siyasi işbirliğine girmeye hazır.
2) Rusya ise Suriye'deki adamı Esat'a rağmen bir Kürt varlığının güçlenmesinden rahatsız. Dahası Kürtlerin Türk siyasetçilerinin boş tehditleri ile giderek ABD himayesine itildiğinin idrakinde. Bu sebeple Esat'ın güçlenmesi amacıyla Türkiye'nin Kuzey Suriye politikasına destek verebilir, en azından itirazsız, sessiz kalabilir.
Peki, bu hesaplar tutarsa ne olur?
Yeni dış politika eksenimiz Şii ve Kürtlere karşı oluşur.
Mısır barışı ile batıcı Sünni dünyaya yeniden döneriz.
Karşılığında ABD ve AB ile mesafemiz açılır.
Nur topu gibi İŞİD terörü sorunumuz büyür.
Askeri hassasiyetlerin siyasi yansımalarına alışırız.
Ne bekliyordunuz?
Bu lider ve AKP'si ile daha iyisi mümkün mü sanıyorsunuz!

Not: Bu yazı Enis Berberoğlu'nun sosyal paylaşım sitesinden alınmıştır

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.