Tecavüzcü polisler destan yazıyor
Haber şöyle: “Antep’te evinden kaçıp Adana’ya gelen 16 yaşındaki H.P. yardım istediği polisler tarafından tecavüze uğradı. Polisler tarafından sokağa bırakılan H.P’ye bir kişi daha tecavüz etti. H.P’nin şikâyeti üzerine 2’si polis 4 kişi hakkında 7 yıl ile 29 yıl arasında değişen hapis cezaları istemiyle dava açıldı. Açılan davanın ilk duruşmasında tecavüzcüler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.”
Buna benzer o kadar çok dava var ki... Tecavüzcü polisler aramızda dolaşıyor, destan yazıyorlar...
***
1997 yılında kurulan Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu 14 yıllık faaliyetine ilişkin bilgi verdi: Büroya şimdiye kadar 331 kadın başvurarak yardım istemiş. 241 taciz ve tecavüz vakasıyla polisler birinci sırada yer alıyor.
Bilin bakalım ilaç niyetine bir tane tutuklama var mı? Bildiniz değil mi?.. Yok...
***
Ve nihayet Sakarya’daki Ö.Ç. davası... 14 yaşındaki çocuğa toplu tecavüz vakası... Baş rolde yine bir emniyet müdürü...
‘Esas oğlan’ Emniyet Müdürü ‘N.Ş.’ ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış ve yurtdışına kaçmıştı. Geçenlerde teslim mi oldu, yakalandı mı, belli olmayan bir şekilde Türkiye’ye iade işlemi gerçekleşti ve hakim karşısına çıktı. Elbette suçlamaları kabul etmedi...
Emniyet Müdürü N.Ş.'nin avukatı İsmail Gürses'in duruşma sırasında yaptığı savunma ise evlere şenlikti. “Peygamberimizin de benzer evlilikleri var. Müslüman ülkede yaşıyoruz," diyordu avukat, “Cumhurbaşkanı dahil, küçük yaşta kızlarla yapılan birçok evlilik var,” diye devam ediyordu!
Eh adam da haklı esasında. Memleketin cumhurbaşkanı 15 yaşında çocukla evlenmişti zamanında...
Lakin buradan görev çıkarmak ne? Peygamber ve Cumhurbaşkanı çocuk yaşta hanım aldığına göre, 14 yaşında çocuğa tecavüz edilebilir gibi bir savunma olur mu? Bunlar nasıl insanlar?!
***
34 kişinin sistematik tecavüzüne uğrayan Ö.Ç.’nin avukatı Harika Günay Karataş’la görüştük, özetle şunları söyledi:
“Eril erkek dilinin ve ahlakının hüküm sürdüğü bir başka dava bu. Bingöl'de, Adana'da ve bu coğrafyanın her toprağında tecavüzün devlet ve yargı eliyle ‘normalleştirilip’ kadınların mağduriyetinin pekiştirildiğini bir kez daha görüyoruz aslında. 34 sanıklı bir davada sadece bir kişinin tutuklu olması, adaletin kutsanan erkeklikten yana olduğunun en güzel kanıtı. Tutuklu sanık, ifadesi alındıktan sonra, elini kolunu sallayarak ülke dışına kaçtı! Poşudan bombacı yaratmayı beceren devlet, bu emniyet mensubunun ‘tatile çıkmasına’ engel olmadı!
Yargılanan diğer sanıklar, ilk celsede tahliye edildi. Bayram havası esti duruşma salonunda, alkışlarla karşılandılar cezaevi çıkışında. Duruşmaya gelmelerine bile gerek olmadığına karar verdi mahkeme... Adalete bakın!
Benim müvekkilim, geçen yılın mayıs ayından beri ailesinden uzak. Hiçbir psikolojik destek almadan tamamen tecrit koşullarında yaşatılıyor. Mutsuz ve umutsuz... Devlet, bir çocuğun daha hayatını karartmak için direniyor!”
***
Bu tecavüz lekeleri devletin üzerindedir. ODTÜ’de gözaltına alınan Ezgi Özen’i taciz eden polisler, “Bizim işimiz bu!” demişlerdi ya, evet, işleri budur. Polis taciz eder, tecavüz eder ve elini kolunu sallayarak dolaşır...
İşte bu yüzden, eğer bu ülke demokratikleşecekse, işe bir taciz ve tecavüz destanı yazan polisten başlamalıdır...