banner87

İstanbul Barosu’nun önceki başkanı, genç ve dinamik Prof. Dr. Ümit Kocasakal CHP Genel Başkanlığı için beklenen açıklamasını yaptı. Taksim’deki Point Otel’in bir salonunda düzenlenen toplantıyı Kocasakal İzmir Marşı eşliğinde açtı. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri. Kimi CHP’liler, bazı Vatan Partililer. İstanbul Barosu üyesi avukatların dinleyici koltuklarında oturdukları toplantının ağırlık merkezini kadınlar oluşturuyordu.
Kocasakal konuşmasına başlarken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına karşı çıkanlara “tıpış tıpış sandığa gidecekler” sözlerine gönderme yaptı. “Sandığa tıpış tıpış değil, heyecanla koşa koşa gidilecek” dedi. Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Kocasakal’ın heyecanlı, biraz da sert bir söylem içinde olduğunu gözledim.
Yıllar öncesinden tanıdığım, pek çok da söyleşi yaptığım Kocasakal’ın güleç, rahat görünümünün yerini bu kez kızgın, tabir caizse tam anlamıyla “tepesi atmış” bir kişilik almıştı. Konuşurken neredeyse yumruğunu masaya vuracak diye zaman zaman içim hopladı. Ölçüyü kaçırmadan mevcut parti yönetimini, özellikle de CHP İstanbul İl Başkanlığına seçimi büyük kavgalar kopartan Canan Kaftancıoğlu’nu eleştirirken öfkeyle kaşları çatılıyordu.
Saat tam 11’de, yani toplantı için verilen saati bir dakika bile aşmadan kürsüye çıkan Kocasakal 10 sayfalık konuşmasını bir saat sonra noktaladı. Konuşmasında gazetecilere sık sık manşetlik başlıklar da veren Kocasakal özetle, CHP’de son yıllardaki siyasi savrulmalara son verileceği ve partinin fabrika ayarlarına geri döndürüleceği vurgusunu yaptı.
Benim merak ettiğim Kocasakal’ın neden CHP büyük kurultayına on altı gün kala bu açıklamayı yaptığı. Çünkü şu anda CHP genel başkanlığına aday adayı durumunda olan Kocasakal’ın aday olabilmesi için 125 delegenin imzasını toplaması gerekiyor. Bu kadar kısa sürede bunu başarabilir mi? Başarsa da çoğunluğu genel merkezin etkisi altında bulunan mevcut delege yapısıyla genel başkan seçilebilir mi?
Sanıyorum kendisi de bu zorluğun farkında ki Kocasakal şöyle ilginç bir öneride bulundu:
“Ben delegenin bu gidişe sessiz kalmayacağını, tabanın ve toplumun sesine kulak vereceğini, tarihsel sorumluluğunu yerine getireceğini umuyor, buna inanıyorum. Hatta Siyasi Partiler Kanunu bakımından bir engel olmamakla, bu seçimin 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle kayıtlı tüm üyelerin katılımıyla yapılmasını hem Türkiye’ye örnek olacağı hem de delegenin üzerindeki bu ağır yükü alacağı inancıyla öneriyorum. 
“Benim yitireceğim şahsi hiç bir şeyim yok. Kaldı ki hiç bir şahsi kayıp vatanın ve Cumhuriyet’in kaybedilmesinden daha ağır olamaz. Eğer bu değerlendirmelerime iştirak edilmiyorsa ve her şeyin yolunda olduğu, bu yapısıyla partimizin iktidar olacağı (ki bunu yürekten isterim)düşünülüyorsa buna da saygı duyarım. Ancak bilinmelidir ki bu yolda birilerinin kazanıp birilerinin kaybetmesi yoktur. Herkesin kazanacağı veya herkesin kaybedeceği bir süreçle karşı karşıyayız. 
“Zamanı değil diyenler var. Peki, o zaman ne zaman? Kazanamazsın diyenler var. Kazanmaktan ne anladığınıza bağlı. Her durumda ben başaramasam bile belki benden sonrakilerin başarmasının yolunu açmış olur veya buna bir nebze de olsa katkı sağlamış olurum.”
İşte böyle. Bakalım 3-4 Şubatta düzenlenecek CHP kurultayında Kocasakal aday olabilecek ve başarıyı yakalayabilecek mi? Yoksa kendisinden sonra geleceklere başarı yolunu mu açacak? Göreceğiz.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.