Bu yazıyı keleme aldığım sırada henüz oy verme işlemi sürüyordu.
Sonuçları beklemeden yazdım.
Sebebi ‘hayır’ın da, ‘evet’in de bu ülkede yaşayan insanların tercihi olmasına ve sonuca olan saygımdandır.
Sonuç ne olursa olsun Türkiye bir erken genel seçim yaşayacaktır.
Yeni dönem, kargaşa demektir.
Bunalım demektir.
Zor bir dönem demektir.
Maalesef siyasette ‘iç barışı’ sağlayacak bir İnönü, Demirel de kalmadı.
Anlaşmazlıkları çözecek olan bir ‘aksakal’ bile yok.
Herkes bir taraf!
Mücadelenin hatta kavganın tarafı.
Keşke Cumhurbaşkanı  Tayyip Erdoğan bunu yapabilseydi.
Yapamadı, hatta yapmadı.
Bu bumerang önce kendisine yönelecektir.
Evet, sonuç ne olursa olsun karamsarım.
CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu üzerine
düşeni yaptı.
Eleştirilere rağmen germedi.
HDP de sakin ve mesafeli durdu.
Tekrar ediyorum.
Sonuç ne olursa olsun her zaman güçlü bir parlamenter sistem, iyi kurulmuş  bir yasama-yürütmeyargı denklemi için mücadele edeceğim.
Cumhuriyetçi Demokrat, Atatürkçü, laik ve üniter devlet için kalem oynatmaya devam edeceğim.
Terörden beslenen ayrılıkçı fikirlerden uzak duracağım.
Her türlü cemaatleşmeden de.
Ancak unutmayın!
‘Evet’ de ‘hayır’ da Türkiye’yi ‘iki ana parçaya’ ayırma riski getirecektir.
Bu kırgınlıkları ve kızgınlıkları, hatta kopmaları ancak ‘diyalog yolu’ ortadan kaldırır.
Arkası boş, sahte balkon konuşmaları değil.
Siyasette maskeli balo dönemi de artık kapanmalı.
 
Bunun tek şartı ‘fırsat eşitliği’ ve  ‘adalettir’
Mevcut iktidar bu konuda maalesef hep sınıfta kalmıştır.
Ümmetçilik ve coğrafya milliyetçiliği alıp başını gitmektedir.
Türkiye’de keskin bir coğrafya milliyetçiliği vardır.
Dünün ‘ezilenleri’ bugünün ‘ezenleri’ne dönüşmüştür.
Hem de para ile zenginleşerek.
Mücahit, müteahhit meselesi.
Bu arada türbanlının ‘zengini’ de ‘fakiri’ de ayrışmıştır.
Kimse kusura bakmasın 15 yıllık iktidarda tek bir Alevi vali, emniyet müdürü, bakan, müsteşarın olmadığı bir iktidarın tarafsızlığından,
adaletinden  söz edebilir misiniz?
Nerede dünün mağduru başörtülüler, niye cem evlerinin önünde ibadet hürriyetini savunmuyorlar?
Yoksa dünün mazlumları, bugünün muktedirleri de mi firavunlaştı?
Atatürk bu sebeple halk dedi.
Partisinin adını da halk fırkası koydu.
Ümmet de, sınıf farkı da demedi.
Sınıf kavgası da demedi.
Atatürkçülüğün özü budur.
Laik, sınıfsız bir toplum…
Ayrışmamış bir toplum.
Dün kendisine İslamcı diyenler aslında  bugün Laiklik’i keşfetmişlerdir.
Ama adaletten yana pek nasipsizler.
Türkiye Cumhuriyeti’nin özü budur.
Halk ve laiklik…
Beş yılda bir hatırlanmayacak halk ve uygulanabilir bir laiklik.
Gibi değil!
Atatürk halkın hepsini ‘miks’ etti.
Başardı da.
Biz ondan sonra başaramadık.
Tabii şapkalı halk!
Şapkasız halk yok olma demektir.
Şapkalı halk  ise ‘miks’ edilmiş, bütün kanatları
bir yapı içinde sevgi ve adalet içinde olan millet topluluğudur.
 
Ah Türk Dil Kurumu ah!
Hepsi senin suçun!
Bu şapkaları niye kaldırdın?
Bak şapkasız halk, şapkalı halkı bastırıyor.
Çare, iki Mustafacıların ayrışmamasıdır…
Hz. Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemal Atatürkçülerin!
Onlar ayrı değil ki, biz ayrı olalım.
İşimiz dünden daha zor.
Gün ayrışma değil, birlikte olma günüdür.
Sonuç ne olursa olsun.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.