banner87

Kaç gündür söylüyorum.

17 Nisan'dan sonra 'evet' ile 'hayır'ın arasında çok fark kalmayacak.

Hemen itiraz etmeyin.

Sadece iç siyasette değil, ABD ve AB başta olmak üzere 'batı' bu referandumu hiç meşru saymayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi bu referandum şaibelidir.

Bu şaibeyi üstünden asla atamayacaktır.

Erdoğan ve merkez sağ siyasetçilerin yıllarca diline doladığı, 1946 seçimlerinde yaşanan olumsuzluklar tekrar etmiştir. Açık oy, gizli tasnif 16 Nisan'da, 'YSK'dan oy sandıklarını kaçırma' ile yeniden hayat buldu.

Saray'dan kız kaçırma değil, sandıklardan 2,5 milyon oy kaçırma oldu.

Eşi Melih Gökçek’in önce danışmanı, sonra daire başkanı olan YSK başkanı Sadi Güven ne yaparsa yapsın Balıkesir’den milletvekili olamayacak. İtibarsız olarak kalacak. Kusura bakmasın. Ya Ankara’da ya da Dursunbey’de gidip oturacak.

AGİT, Türkiye’nin resmen tanıdığı bir kuruluş.

Çok sert yaklaştı bu referanduma..

En önemli tespiti oy kullanmanın güvenli bir ortamda yapılamadığıydı.

Bizce doğru de..

Referandumda halk baskı altında oy verdi.

Özellikle küçük bölgelerde.

İktidar baskısı ve vaatler her zaman vardır. Ama bu sefer işin suyu çıktı.

Peki, bu referandum meşru mu?

Tabii ki.

Ama adil şartlarda yapılmamıştır.

Bu referandumun yenilenmesi şarttır.

Tekrar ediyorum.

17 Nisan sadece sorunları değil, siyasetin önüne fırsatları da koymuştur.

Hem de çok önemli fırsatları.

Nasıl mı?

17 Nisan ile sadece Alevi, Sünni, Kürt ve Türk olduğu için siyaset yolunu açanların dönemini kapatmıştır.

Siyaset dağarcığı dolu olacak.

Tanınacak.

Sevilecek.

Üzerinde toplumsal mutabakat olacak.

Bilgili olacak.

Dürüst olacak.

Her kanada hitap edecek.

Yamalı demokrasi için Erdoğan,

Kılıçdaroğlu’nun kapısına gelecek

Yeni siyaset, cephe siyaseti ile yürüyecek.

Bölünmeden, kopmadan cephe siyaseti…

AKP-MHP cephesi geçicidir.

Kötü bir Milliyetçi Cephedir. Naylon ittifaktır.

Türkiye’nin geleceği Demokrat Cumhuriyetçi Cephededir.

Buna karşılık bırakın 2,5 milyon mühürsüz oyu bir yana.

Yüzde 48,5 ‘hayır’ çok önemlidir.

Tayyip Erdoğan 2017’yi tek başına asla yürüyemez.

En kısa sürede CHP’nin kapısını çalacaktır.

AB ve ABD gibi batılı ülkelerin dediği gibi bu garip anayasa değişikliğine ‘yamalar’ atmak için çabalayacak. Ama “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü hep kendisine hatırlatılacak.

Oysa siyaset bundan sonra başlıyor.

Başbakan Binali Yıldırım’ın varlığı daha önem kazandı. Bir an önce yumuşak ve sevecen tarzına dönmelidir. Tabii daha fazla inisiyatif alarak. Erdoğan’a olan vefa borcundan daha fazlasının, Türk Milletine olduğunu unutmayarak.

Sine-i Millet asla çözüm değildir.

Rahmetli Murat Sökmenoğlu Sine-i Millet’e dönen bir milletvekiliydi. Ömrünün sonuna kadar bu tavrının yanlış olduğunu anlattı durdu. Polatlı’dan Yunan toplarının duyulduğu sırada TBMM’nin açık tutulduğunu hatırlatarak.

CHP’nin ‘parlatılan yıldızı’ Selin Sayek Böke’nin sine-i millet demeci yanlıştı.

Kemal Kılıçdaroğlu, bu yanlışı çok iyi bir refleksle hemen düzelttirdi.

MHP ve HDP tabanı dâhil Saadet Partisi, Büyük Birlik Partisi, Demokrat Parti dâhil siyasetin bütün renklerini, kanatlarını kucaklamaya devam etmelidir.

Nasıl mı?

Gayet basit.

Üniter devlet, laiklik ve demokrasi, Atatürk ilke inkılaplarını hararetle savunarak, cumhuriyetçi demokrat çemberi genişleterek.

Sınıf mücadelesi değil, halk tarifini muhafaza ederek.

Yani, sınıfsız aynı pota içinde eritilmiş aynı YURT içinde yoğrulmuş halk yeter de artar bile.

Soruyorum size, bu demokrat cumhuriyetçi bloğun çıkaracağı yüzde 48,5 oya sahip kitle karşısında Erdoğan’ın şansı ne olur?

Bence olmaz!

Sizce?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.