Vefa İstanbul’da sadece bir semt adı değil, hepimiz
için önemli bir haslet... İnsanın yaradılışından
gelen bir özellik, huy... Hayat için önemli bir olgu...
Siyasette, iş dünyasında, arkadaşlıkta, dostlukta
velhasıl tüm beşeri ilişkilerde hep karşımıza çıkan...
Kimi zaman gözlerimizi yaşartıp “helal olsun”
dedirten, kimi zaman ise vicdanımızı sızlatıp “yazıklar
olsun” dedirten… İki taraf arasında gelişen vefa
duygusu ile vefasızlığın son örneği son 10 gündür
Sarıyer’de konuşuluyor… Daha doğrusu Sarıyer
Belediye Başkanı Şükrü Genç’in kişiliğinde…
Sarıyer Belediyesi, CHP’nin İstanbul’da 2009
yerel seçimlerinde kazandığı önemli ilçelerden biri…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğu o
seçimlerde, Giresun Şebinkarahisarlı Şükrü Genç’in
“zorlu” belediye başkan adaylığının yakın tanıklarından
biriyim. O dönem CHP İstanbul İl Başkan danışmanlığı
görevim nedeniyle Sarıyer için adı geçen
iki aday ismi üzerinde de uzlaşma sağlanamayınca
üçüncü isim olarak adı gündeme gelen Şükrü
Genç’in adaylığının netleşmesinde “fikri katkım” bulunduğunu
da ilk kez burada not etmiş olalım…
Neticede Giresunluların ve Şebinkarahisarlıların
yüksek oy potansiyelinin bulunduğu Sarıyer’de Şükrü
Genç, nedense açıklamaktan çekindiği “Alevi”
kimliğinin de etkisiyle özellikle Küçükarmutlu bölgesindeki
kitlesel Alevi oyların da kendisine yönelmesiyle
ipi göğüsledi ve başkanlık koltuğuna oturdu.
Şükrü Genç, 2014 seçimlerinde yine birbiriyle örtüşen
iki kimliği nedeniyle ikinci kez başkanlık koltuğuna
oturdu ve halen Belediye Başkanı…
Ancak ne olduysa bundan sonra oldu... İkinci
kez seçimi kazanarak “Sarıyer'de seçimleri üst üste
kazanan Belediye Başkanı unvanını alarak tarihe
geçen Şükrü Genç, bazı icraatları ve son dakika kararları
nedeniyle “Alevileri ötekileştiren” Alevi Başkan
olarak ta CHP’nin siyaset tarihine geçti… Bilen
biliyor olanları… Konumuz bu değil..!
Şükrü Genç’in Alevi kimliğiyle çelişen son icraatı
ise yönetiminden sorumlu olduğu Sarıyer Küçükarmutlu’daki
bir gecekondu baskınında polis tarafından
göz göre göre infaz edilen 24 yaşındaki Dilek
Doğan olayında yaşandı.
Yurt Gazetesi’nin ısrarlı takibi sonucu kamuoyunda
geniş yankı bulan Dilek Doğan cinayetinde,
CHP’nin bırakın İstanbul’daki belediyelerini, neredeyse
Türkiye’deki tüm CHP’li belediyelerden Doğan
Ailesi’ne bir şekilde “geçmiş olsun”, “bir ihtiyacınız
var mı” ve son olarak da “başınız sağ olsun”
dilekleri ulaştı, ziyaretler yapıldı.
Ama Türkiye gündemine yerleşen, Şükrü Başkan’ın
pek sevdiği sosyal medyada TT yani “Trend
Topic” olan vahim olayın gerçekleştiği Küçükarmutlu’nun
bağlı olduğu Sarıyer Belediyesi’nden ve Sarıyer
Belediye Başkanı Şükrü Genç’ten bir tepki gelmedi…
Haklarını yemeyelim, “Belediye başkan yardımcılarımızdan
biri cenazeye gitmiş” dedi, eski
mesleki yöneticim de olan Sarıyer Belediyesi Basın
Danışmanı Cengiz Kahraman… Başkan Şükrü
Genç’in cenaze törenine katılmadığını da teyit etti…
Kendi sosyal hesaplarından öğrendik cenazeye
katılmayan Şükrü Genç, bir spor kanalındaki tartışma
programına katılmayı tercih etmiş…
Kişisel tercihidir… Takdiri ise zamanı geldiğinde
Sarıyerlilerindir…
Benim siyaseten pek sevmediğim ama senin bir
dönem örnek aldığın “komşu belediyenin tefçi başkanı”
kadar bile olamadın Şükrü Genç…
Bütün gücünü aldığın o koltuğa oturmanda ufacık
ta olsa katkısı bulanan bu kişilere karşı yukarıda bahsettiğimiz
gibi bir “vefa” duygun olmalıydı en azından.
Herşey bir yana bir yerel yönetici olarak; bir insan
olarak Doğan Ailesi’nin yanında olmalıydın
Şükrü Genç… Hastane bahçesinde, yoğun bakımdaki
Dilek’ten gelecek ufacık bir umut ışığı için günlerce
aç susuz yatan Doğan Ailesi’nin ve Küçükarmutlu
halkının yanında olmalıydın Şükrü Genç…
Cenazenin Kahramanmaraş’a götürülmesi için
gerekli olan ambulansı veya cenaze arabasını Şükrü
Genç temin etmeliydi, Ataşehir Belediyesi değil.
Belediye’nin araç parkurunda var ve “gerekli görülenlere”
veriyorsun zaten…
Kahramanmaraş’taki cenaze törenine katılmak
isteyenlerin götürülmesi için gerekli 3-4 otobüs ve
midibüsü de talep gelmeden kapıda hazır etmeliydin…
Kartal ve Maltepe’den gelmemeliydi…
Geleneklerimize göre cenaze evinde kaynayan
aş kazanını da sen kaynatmalıydın Şükrü Genç …
Hem de mübarek Muharrem ayında….
Belediye Başkanlarının görevi sadece Soma faciasının
sorumlu sahiplerine “tartışmalı rezidans” izni
vermek olmamalı…
Kendisine oy versin vermesin; ilçesinde yaşayan
ölü diri herkese sahip çıkmak, zor zamanında, dar
vaktinde destek çıkmak, ihtiyaçlarını temin etmek,
telefon edip ‘bir ihtiyacınız var mı’ diye sormak ve
bir zahmet cenazeye giderek başsağlığı dilemektir...
Yürüyerek de gidilmiyor üstelik atlıyorsun bilmem
kaç bin lira değerindeki gösterişli makam aracına,
şoförün götürüveriyor seni... Yorulmuyorsun yani...
Bugün o koltuğu ve makamı sana veren partinin;
CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun
eşi Selvi Kılıçdaroğlu bin kilometre yol gidip
Kahramanmaraş’ın köyündeki cenaze törenine katılıyor…
Sen kalkıp makamına 10 kilometre uzaklıktaki
cenaze evine gitmiyorsun.
Dilek Doğan'ın annesi; "Biz Maraş'ta ölümden
kaçıp geldik, ölüm kızımı İstanbul'da buldu" demiş…
Bu ölüm bir gün seni de bulacak Ey Şükrü Genç,
unutma..!
Vefa, Sarıyer’de bir semtin bile adı değilmiş meğer,
öğrendik bir kez daha sayende..!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.