YURT yazmıştı. 3. MC geliyor diye. Mustafa Kul’a göre olsaydı 4. MC olacaktı.     Peki, ne oldu? AKP ve MHP Koalisyonu sona mı erdi?     Bizce evet.     Çünkü MHP, İsmet Yılmaz’ın başbakanlığı şartı ile son MC’ye ‘evet’ demişti.     Bu ne anlama geliyordu?     Savaş koalisyonu demekti bu. Ama olmadı. 22-23 Mayıs gecesi Başbakanlık ayrı, genel başkanlık ayrı formülü üzerinde duruldu. İsmet Yılmaz Başbakan, Binali Yıldırım Genel Başkan. Bu tartışmalar Binali Yıldırım dışında ‘gıyabında’ yaşandı. Gerekçe arandı. Sağlık şartları dâhil her yol tartışıldı.     Ancak cesaret edemediler.     MHP ‘masa altından’ beş bakanlık istiyordu.     Olmadı. Bunun üzerine pazarlık bozuldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan da MHP içindeki iç karışıklığı işine geldiği için önlemek istemedi. Devlet Bahçeli’nin de, ‘hukuki destek’ sözü askıda kaldı. Sözü de etkisi de.
Kılıçdaroğlu’nun, ‘resti’    Çiçeği burnundaki Başbakan ‘savaş’ değil, ‘diyalogdan’ yana.    Bölge ile sıkı irtibat kurmak istiyor. Son on günde iki defa Diyarbakır yollarına düştü. İktidar ve Cumhurbaşkanı Erdoğan uzun süredir Eyy PYD demiyor. Yumuşak iniş var..     Acaba bu yumuşamada Genelkurmay Başkanı statüsündeki ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Joseph Votel’in önce Türkiye sonra da Kobani’ye ziyaretinin etkisi var mı? Bu yumuşama süreci dokunulmazlıklara da yansıyacaktır. Baştan beri iktidar dokunulmazlıkları ‘Demokles’in Kılıcı’ olarak tutuyor. Tutmaya da devam edecek. Çünkü HDP hatta CHP milletvekilleri üzerinde şok etkisi yaptı.İstisnalar hariç.     Bu CHP’nin Antalya toplantısında da çok açık görüldü. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu bu duruma ‘haklı olarak’ çok sinirlendi. Hele hele Mevlüt Dudu, Ali Öztunç gibi bazı PM üyeleri ve milletvekillerinin kendilerini görevlendirerek örgüt toplantılarına katılmaları karşısında, ‘Ben ön seçimden çıktım, kurultaydan çıktım istediğimi yaparım’ havasında olanların bulunduğuna dikkat çekerek, ‘Kendi başına hareket eden, yoluna bağımsız devam eder’ diye rest çekti.     Bu haklı bir tavırdı.     Sonuç. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu hükümeti ‘seçim hükümeti’ olarak görüyor.     Bence haklı.     Partili başkanlık olmazsa ki olmayacak.     O zaman seçim meydanı görünüyor.     Peki, bu arada CHP bir kurultay yapar mı?     Yapmaya çalışanlar var. İki aday görünüyor.     İkisi de, ‘istemem yan cebime koy’ havasında, daha çok genel sekreter adaylığı için oynuyorlar. Kısa zamanda TBMM Grup Başkanvekilliğine de ‘olur’ diyebilirler. Birinin yanında yaklaşık 20 milletvekili var. Fireleri saymazsak. Diğeri de Mevlüt Dudu ve Eren Erdem ile yetinmek zorunda.     İkisi de Kemal Kılıçdaroğlu’nun tam dişine göre.     Kemal bey işi öğrendi. Kim ne derse desin...     Peki, bunlar kim?     Erzurumlu kahvehaneye girmiş. Masada bir külhanbeyi oturuyor. Kendisini de methedecek. Başlamış konuşmaya, ‘Bu gahvede iki yiğit var, birisi agabeyicim, öbürünü demirem’ Külhanbeyi ‘bıyık altından gülmüş’ Bizimki, cesaretlenmiş, ‘Ağabeyecime bah, yiğit yiğidi gözünden tanir’     Birisi belli, Muharrem İnce öbürünü de demirem…     Şimdilik.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.