Seçime bir ay kaldı. Ekonomistler siyasi pencereden baktıkları tarafa göre bir anket sonucu seçip, sonuna bir iki veri ekleyip beklentilerini açıklıyorlar. Peki ya ‘400 vekil verin. Bu iş huzur içerisinde çözülsün.’ söyleminden sonra verilen şehitler, yaşanan sivil kayıplar...

‘Boş ver bunları seçim beklentine göre ekonomik değerlendirmen ne?’ Neyi değerlendireyim kardeş; senelerdir ABD AB ve Japonya'nın quantative easing (parasal genişleme) ile dünyaya dağıttığı ‘bedava’ para döneminde bile bir türlü yapısal reformları beceremeyip, üstüne birde siyasi belirsizlik yaratarak doların 3 lirayı
geçmesine sebep olunmasını mı? Yoksa gayri safi milli hasılası dolar cinsinden düştüğü için 21.sıraya inmesi beklenen canım ülkemizin bu yıl kasımda ev sahipliğini de yapacağı G20 toplantısına son kez katılma riskini mi? Günü geldiğinde elbette onlara da değineceğim. Ama ekonomistlik bir yana, ben önce bir İNSAN'ım!!!

Tek bir şehidin veya sivil kaybın değeri gözümde; 800 milyar $’lık gayri safi milli hasılamızdan veya quantative easing ile dünyada artarak katlanan trilyon $’lardan daha fazladır. ‘Anneler ağlıyor’a nasıl geldik? ‘Kurtuluş’ sandık taşımada, her muhalifi ‘hain’ ilan etmede aranılıyorsa, ‘Analar ağlamasın’ diye yola çıkanlar, şimdi ‘anneler ağlıyor’ diye seçim propagandası yapıyorsa, İktidardakiler gelen her şehit haberiyle anketlere sarılıyorsa, Ne 10 yaşındaki çocuğunun cenazesini derin dondurucu da bekletmek zorunda kalan anneye, Ne de ‘Affet beni oğlum 18 bin liram yoktu.’ diye haykıran şehit annesine,
‘Savaş tamtamları’ gürültüsünde hiçbir iktisadi, ekonomik durumu anlatamazsınız...

İster PKK içinden ‘şahin’ kanat, İster çocuklarımızı ‘terör’ adı altında, halk otobüslerinde yakarak öldüren ‘istihbaratçılar’, İster kandan nemalanan bazı ‘siyasetçiler’, İsterseniz de ‘dış güçler’ koyun ‘Savaş’ diye bağıranların adını... Bizler ‘savaş tamtamlarından’ daha gür; Türkiye için, analar için, ekonomi için, insanlık için ‘Barış, Barış, Barış’ diye haykırmadıkça, çocuklarımız ölmeye, sırtımıza da semer vurulmaya devam edilecek...

Medya yapmıyorsa okuyucu özeleştirisini yapmalı
Beni asıl üzen havuz medyasının hali değil. Kendini halktan yana gösteren bazı gazete ve yazarların hali... Tiraj peşinde koşacağız diye ‘Barış’ dili yerine ‘Irkçılık’ diline sarılmak ‘saray’ rejimine hizmet etmek, toplum barışını zedelemekten başka ne işe yarıyor? Yoksa ‘saray’ rejiminin hizmetkârları içimize ‘Truva Atı’ gibi girdiler de; bizde farkında olmadan o gazeteleri alarak o yazarları okuyarak destek mi veriyoruz?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.