İstanbul Barosu’nda yaklaşan seçimlerde bir kadın avukatın başkanlığı kazanması, makûs talihimizi değiştirmeyecek belki ama moral ve ümit verecek yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Neden derseniz, bugün hem kadınlar hem de adalet zor durumda. 

140 yıl önce kurulmuş İstanbul Barosu’nun başkanlığına aday olan Several Ballıkaya Çelik de “Savunma zorda” diyor. Zaten bu yüzden aday olmuş. Hem genç, hem de kadınların ağırlıkta olduğu bir liste hazırlayarak girmiş seçimlere. Ama seçilirse işi çok zor…
Bugün birçok alanda hukuk mücadelesi verilmesi gerekiyor çünkü. Bakın size yeni bir örnek, kürtaj kadınların yasal hakkı ama uygulanmıyor. Kadir Has Üniversitesi bir araştırma yaparak hastanelere kürtaj yapıp yapmadıklarını sormuş. Araştırmada Türkiye’deki tüm devlet hastaneleri, yani 431 devlet hastanesi aranmış. Kadın doğum birimleri olmasına rağmen sadece tıbbi zorunluluk gerektiren durumlarda kürtaj hizmeti veren hastane oranı yüzde 78 çıkmış. Kesinlikle hiçbir şekilde kürtaj hizmeti vermeyen devlet hastanesi oranı ise yüzde 11,8. Devlet bu konuda kadınların taleplerine cevap vermiyor, yok sayıyor.
Sadece bu değil, kadın cinayetlerinden tutun, işten çıkarmalarda ilk akla gelenin kadınlar olmasına, şortla otobüse binen veya gece tek başına dışarı çıkan kadınlara yapılan saldırılara, okulların imam hatibe dönüştürülmesine, 12 yaşında kız çocuklarının türbanla okula gönderilmesine, karma eğitimin kaldırılmaya çalışılmasına kadar birçok sorunla karşı karşıyayız. Laik eğitim büyük yara aldı. Hukuk ve adalet sistemi de öyle. 
Cübbesinin üzerine türban takan hâkim, savcı veya avukat, bağımsız değildir. Türban takarak, tarafını belirlemiştir. Bu taraf hangi taraf derseniz, dindir. Türbanlı bir hukukçu, hayatında dini değerlerin önemli ve etkili olduğunu gösterir ki bu da kararlarında dini değerleri referans alacağını işaret eder. 
Oysa adalet bağımsız olmalıdır, kararını hiçbir etki altında kalmadan sadece yasalara ve vicdanına uyarak vermelidir. Yunan mitolojisinde adalet ve düzeni temsil eden tanrıça Themis’in elinde bir terazi ve bir kılıç vardı. Kılıç cezaların caydırıcılığını, terazi ise adaleti simgeliyordu. Themis’in gözleri bağlıydı. Neden derseniz, elindeki hassas teraziye göre tartsın, öyle karar versin diye… Yargılananın kimliğine bakılmasın diye, akrabasına, tanıdığına torpil geçemesin, sevmediklerini cezalandıramasın diye…  
Cübbelerde düğme yoktur bilirsiniz… Yargı, kimseden emir almadığı, bağımsız olduğu için, kimsenin önünde iliklenmesin diye cübbenin düğmesi yoktur. Yargı, kamu hizmeti olduğu için cübbenin cebi de bulunmaz. 
Ama kötü zamanlardan geçiyoruz. Cübbenin cebi olmasa bile özellikle kamuoyunun dikkatle takip ettiği bazı ceza davaları parayla çözülüyor. 
Adına ister kan parası deyin, ister arabuluculuk deyin, ölenin yakınlarının öldürenin gücü, parası veya şöhreti nedeniyle bir şekilde ikna edilmesi ve davadan vazgeçmesiyle, suçlunun hapis cezasını çekmeden salıverildiğini görüyoruz.  
Üstelik Başbakan şimdilik ticari anlaşmazlıklarda uygulanan arabuluculuk sisteminin geliştirileceğini ve böylece mahkemelerde yığılan çok sayıda dava dosyasının eritileceğini söylüyor. 
Mağdurları savunacak avukatlar da ne yazık ki zor durumda. İstanbul Barosu Başkanlığı’na aday olan Avukat Several Ballıkaya Çelik, “Avukatın itibarı adliyelerde sıfırlandı” diyor. 
Davaların arabuluculuk yöntemiyle, iki tarafın kan parası vb. anlaşarak çözülmesi uygulamasına nasıl baktıklarını soruyorum. “Biz zaten en başından beri karşıyız. Arabuluculuk sistemi şu anda yürüyor ama kapsamını genişletecekler. Sadece trafik kazasında değil belli sınıra kadar olan suçlarda ceza almayı kaldıracak bir sistem oluşturacaklar. Ama biz seçilirsek buna karşı mücadele edeceğiz. Rüzgâr Çetin olayı çok çarpıcı… Failin kimliğine göre mağdurların davadan vazgeçmesi, yargıyı devre dışı bırakan bir sisteme dönebilir” diyor. 
Several Ballıkaya Çelik, İstanbul Barosu Başkanlığı için Özgürlükçü Çağdaş Hukukçular adına seçim yarışına girecek. Karşısında farklı görüşlerden 4 erkek aday var. Baronun 36 bin üyesinin ise yaklaşık 16 bin 500’ü kadın. İşi zor gibi görünüyor ama o kendine güveniyor. 
İstanbul Barosu seçimleri 23 Ekim Pazar günü yapılacak. Bakalım 26 yıllık avukat Several Ballıkaya Çelik, 140 yıldır süren erkek başkan geleneğine son verebilecek mi?
Umut ve adalet, hepimize lazım…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.