Sabahattin gördüm ki bana çocuk demişsin, ben onunla muhatap olmam demişsin… Beni tanımadın mı? Ne yani, ben de sana ‘Sebo’ mu deseydim? O zaman beni muhatap kabul etme lütfunu gösterecek miydin? Lakabı Sebo, Sabahattin Önkibar…

Neyse geçelim bunları bir kalem de sadede gelelim…
Önce şunu bir kez daha belirtmekte fayda var... Anlamadığın için bir kez daha yazıyorum: Fetocu yazar dediğin Osman Özsoy, Başbakan Davutoğlu ile ilgili yazdığı bir yazıdan dolayı konuk yazardı. Bu kararı da gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Veysi Şahin verdi. Bizde işler editoryal bağımsızlıkla başlar. Senin geldiğin mahalledeki gibi her daim 'Ben Enver abiyle konuşurum' diye yürümez. Kendisi gazetemizin yazar kadrosunda değil. Gazetecilikte alıntı yapmak da var, denk düşerse her yerde olur.
Yazarlar Vakfı toplantısına katılıp katılmadığını sormuştuk? Öğrendik. Cevabını aldık. İtibar suikastı itibar meraklıları ile olur.  Senin böyle bir kaygın mı var? 24 saatinde ne işler yaptığını bilemeyiz. Ama seninle ilgili iddiaların takipçisi olacağız.

Gelelim gazetemizin İmtiyaz Sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Durdu Özbolat ile ilgili sana dikte ettirilen, birilerinin kulağına üflediği, senin de araştırma gereği duymadan çalakalem yazıya döktüğün iftiralara… Sen sorduğun için değil, halk gerçeği öğrensin de senin nasıl  birisi olduğunu bilsin diye bizzat kendim Durdu Özbolat’a sordum o da tam bir açık yüreklilikle cevap verdi…

Öncelikle rezil sen ve sana yazdıranlardır. Rezil iş yerinde koruma ile dolaşan 'çuha meraklısı' yazar bozuntularıdır. Biz yalan söylemedik, yalan haberden mahkûm olmadık.

Yıllardır tanıdığım Durdu Özbolat, 1977 yılından itibaren müteakip defalar siyasal nedenlerle bir devrimci olarak hapishaneye girdi çıktı. 1984 yılında cezaevinden çıktı. Siyasi suçluydu. Cezaevinden çıktıktan sonra beş yıl altı ay daha hapis cezasına çarptırıldı. 1,5 yıl da Çankırı'da sürgün cezası aldı. 1988 yılına kadar 12 Eylül faşizminin mağduru olarak kaçak yaşadı. 1988 yılında Askeri Yargıtay Ceza Kurulu kararı ile berat etti.
Belediye başkan yardımcılığı görevi hiç olmadı. Öğren de yaz. Dersine çalış. 1998’den 2004 yılına kadar en çok üreten ve proje geliştiren bir insan olarak para kazandı. 2004 yılında Çankaya Belediye Meclis üyesi seçildi. 3 yıl sonra Kahramanmaraş’ta önseçim kararı alınınca belediye meclis üyeliğinden istifa etti ve Maraş’tan önseçimden çıkarak milletvekili oldu. 2011 yılında yapılan eğilim yoklamasında bir daha birinci çıkarak ikinci kez milletvekili seçildi.

2013 yılında gençlerin önünü açmak, yeni simalara fırsat tanımak adına Kahraman Maraş’tan bir daha milletvekili olmayacağını ilan etti. 2015 seçimlerinde 86 aday adayı ile birlikte Ankara 1. Bölge’de önseçime katıldı. Kontenjan istemedi, atama istemedi. Namuslu haysiyetli bir siyasetçi olarak ön seçime katıldı. Örgütün takdiri 10 yıl başka bir ilde milletvekili yapmış biri olarak sekizinci sırada çıktı. Dört tane kontenjan gelince de 12 sıraya indi. CHP Ankara 1. Bölge’de 7 milletvekili çıkarabildi. 1 Kasım seçimleri içinse hiçbir yerden aday olmayacağını ilan etti. Parti Meclisi’nde de bunu açıkça söyleyen ilk kişi oldu.

Milletvekili olma gibi bir derdi yok. Dokunulmazlık zırhına ihtiyacı yok. Kararlılık ve cesaretini herkes bilir. Bugüne kadar bir tane bile kamu ihalesi almadı. Bir tane ihaleye girmedi. Müteahhitlik yapmadı. Bir ihale verecek görevi olmadı. Böyle bir iş yapmadı. Ne rüşvet verecek, ne de rüşvet verecek bir görevi olmadı. Bugüne kadar haysiyetiyle onuruyla namusuyla ticaret yaptı. Zaten hükümet 2002 yılından bu yana kadar olan bütün ticari bilgilerini meclis genel kurulu dâhil olmak üzere her yerde araştırdı. Eğer hükümet kendisine bu kadar muhalif olan bir adamın açığı olsaydı, gereğini yapardı. Kaldı ki, bugüne kadar bankalardan kredi kullanmadı. SGK vergi olmak üzere hep müfettiş cenderesinde yaşadı. En ufak bir imtiyazı olmadı.
Milletvekilliği döneminde de hiçbir bakandan, bürokrattan özel bir isteği, hele hele kendisi ile ilgili hiç olmadı.

2011 yılında Türk medyasının sansür ve baskı altında ezildiği bir dönemde pavyon, bar, kumarhane değil, bir gazete ve televizyon kurdu. Bunların da para kazanmak amaçlı yatırımlar olmadığını kuş beyinliler bile bilir. Bu girişim siyasal bir mücadelenin ve bağımsız bir medya yaratma isteğiyle yapıldı.

Bugüne kadar bir reklam geliri olmadan geçmiş yıllarda elde etiğim bütün kazancını eğitim kurumlarını daha satarak bu medya gurubunu yaşaması için mücadele etti. Ne partiden ne belediyelerden ne de iş dünyasından en ufak bir destek almadan kazancını buraya harcayan biri.

Senin gibilerin buna aklı ermez. Hiç düşüncesine katılmadığı yerlerde sanki o düşünceyi savunuyormuş gibi tetikçilik yapanlar bu işlerden anlamaz.
Enerji Bakanlığı’na gensoru verildiğinden haberi dahi olmadı. Kaldı ki 134 kişilik meclis grubundan sadece 24 kişinin imzası var. Önergeyi hazırlayan Aykut Erdoğdu, Durdu Özbolat’a gelip de imza at bile dememiştir. Gensoru görüşülürken meclis genel kurulunda 134 kişiden sadece 20 kişi vardı. Ayrıca Enerji Komisyonu sözcülerin bile bilgisi ve imzası yoktu. Bununla ilgili tavrını Mecliste Enerji Bakanına verdiği cevaplardan bulabilirsin. Meclis tutanaklarında var.

CHP-HDP seçim ittifakına gelince; bu konudaki cevabı da bu yönde gelen bir soruya verdiği cevaptır ki o da “Olabilir; bir siyasal parti diğer bir siyasi parti ile seçim ittifakı yapar” cümlesidir. Olması Türkiye için yararlı olabilirdi. Ama partinin yetkili kuralları ne karar verirse herkes ona uyar. Kaldı ki bu ülkede akan kanın ve gözyaşının durması için bütün Kürtleri düşman görenlere de şiddetle karşıyız. Durdu Özbolat CHP’li bir kişidir, ben şahidim ki oyunu her daim CHP’ye vermiştir. Böyle süreceğini de biliyorum.

Bu gazetede iki kez genel yayın yönetmenliği yapmış Merdan Yanardağ’ın Durdu Özbolat adını duyunca neden feveran ettiklerine gelince; “4 yıl boyunca hiçbir yayına müdahale etmeyen bir patrona karşı kim ki feryat figan ediyorsa alçak ve şerefsizdir.” Sen Yanardağ ile konuşmadan bu yargıya varmış olmayasın.

Bu gazetede ne editoryal bağımsızlığa ne yazarlara ne de haberlere karıştı. Onların haber ve yazılarından dolayı hakkında açılan dava sayısı 480’i geçmiştir.

Senin açtığın davaya gelince; sen öyle bir yalancısın ki, senin yazdığın davadan dolayı yalan haber değil, kısmen rahatsız eden bir üslup nedeniyle delil yetersizliğinden dolayı sadece bin lira para cezası verildi ki o da Yargıtay aşamasındadır ve davayı kazanmış falan da değilsin.
Ama bizim seninle ilgili açtığımız davalar sürüyor ve senin nelerden yargılandığın da mahkeme kayıtlarında yer alıyor.

İnkar etme. Melih Gökçek ile yakınlığını herkes biliyor. Senin Durdu Özbolat ile derdin oradan geliyor. Ama sen bugüne kadar çalıştığın herkesle sorunları olan birisisin. Buna yıllarca ekmeğini yediğin Türkiye Gazetesi, TGRT ve Recep Tayyip Erdoğan da dâhil. Kendi cenahında yazı yazamaz hale gelince, Aydınlık gibi Maocu, Marksist Leninist olduğunu söyleyen bir gazetede yazı yazacak kadar geniş hazmı olan  birisin. Onlar da dün Faşist dedikleri bir kişiye yazı yazdıracak kadar ilkesiz. Önseçime girdiği gün sen ve mensubu olduğun kanal Durdu Özbolat'a oy verilmesin diye yayın yaptınız. Çünkü onun önseçimde başarılı olmaması için faşist güçlerin ve kontrgerillanın sizlerden özel isteğini yerine getirdiniz.

CHP, Kemal Kılıçdaroğlu ve Durdu Özbolat ile ilgili o kadar yazı ve haberden sonra, senin de kalemşoru olduğun gazetenin sahibi Doğu Perinçek, neden CHP’ye ittifak çağrısı yapıyor. Onu açıklayın önce. Doğu Perinçek senin gibilerini gazetesinde ve televizyonunda konuşturarak neyi amaçladığını açıklamak zorundadır.
Bu sözlerim kulağına küpe olsun. Ne de olsa yaşdaşız...
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.