banner87

Hayır değil, ‘evet’ erken seçim getirir dedim, bazı arkadaşlar itiraz etti.

Ve Başbakan Binali Yıldırım açık açık konuştu:

Referandumda evet çıkması halinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı partiye davet edeceğiz.

Bu ne demek?

Birincisi Binali Yıldırım ve AKP kurmayları bu referandumu Erdoğan’a, ‘güven oylaması’ olarak algılıyor. Anlamı da AKP seçmeni içindeki ‘bu iktidar değiştirmez’ diyen yüzde 8-10 oranındaki ‘hayır’ oyunu geri getirmeye çalışmaktır.

İkincisi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 17 Nisan’da AKP’ye üye olması demek, hemen genel başkanlık koltuğuna oturtulması anlamına geliyor ki, bu da Haziran ve Kasım ayı arasında bir erken seçim demektir.

Bu sebeple ‘evet’ erken seçimi getirecek diyorum. Sorunları artıracak.

Evet Haziran’da, Hayır da Kasım veya 2018 baharında erken seçim getirir.

O da ekonomi ve siyaseti daha karmaşık hale getiri.

Ve CHP için de 17 Nisan her şartta Büyük Kurultay demektir.

Başbakan Binali Yıldırım’ın, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın genel başkanlığının önünü açacak olan üye olma çağrısı önemlidir. Bu çağrıyı okuyunca aklıma 1987 yılındaki Siyasi Yasakların kaldırılması Referandumu geldi.

Kendisini ‘emanetçi’ ilan eden Hüsamettin Cindoruk, yasaklar kıl payı kaçınca DYP Genel Başkanlığını merhum Demirel’e devredeceğini hemen açıkladı. Özal da daha sandıklar açılmadan ‘erken seçim’ dedi. Demirel Başkanlığındaki DYP seçimden ancak üçüncü parti olarak çıkabildi.

O tarihte adeta demokrasi kahramanı sayılan Cindoruk’un bu hareketine Demirel ‘sahadan kaçma’ olarak algıladı. Çok sinirlendi. Cindoruk’un bu hareketini hazmetmediğini de ‘arkadaş sohbetlerinde’ sürekli vurguladı.

Sayın Yıldırım. Bu açıklama da, muhtemelen Erdoğan’ın hiç hoşuna gitmedi sanırım.

Abd Dışişleri Bakanı ne dedi?

Biz referandum ile uğraşırken, AB, Rusya ve ABD Suriye ile meşgul. Başbakan Binali Yıldırım da Çankaya Köşkünde ABD dış İşleri Bakanı Rex Tilerson’u kabul etti. Açıklamada DEAŞ’ın Suriye ve Irak’tan temizlenmesi, IŞİD ile mücadele ve Fethullah Gülen’in iadesinin konuşulduğu açıklandı.

Bu da çarşı karışacak demek.

İktidarın dış politikada kozlarının azaldığı da demek. Maalesef.

Fırat kalkanı bitti.

Hani TSK, Menbiç ve İblid’e girecekti.

Sonuç ne? Kazanç var mı?

Belli değil.

Irak’ta Kürt Bayrağı dalgalanıyor, Türkçe Kerkük’te resmi dil değil. Evlere hapsedildi. ABD Suriye politikasında bildiğini okuyor.

Türkiye Irak’ta da, Suriye’de de masada değil. Oysa Fırat kalkanı Türkiye’in masaya oturmasını sağlamaktı.

Türkiye elindeki kozları tek tek tüketiyor. Buna karşılık muhataplıkta da sorun var.

Özetle ABD ile ilişkilerde karne iyi değil.

En vahimi de şu.

ABD Dışişleri Bakanı Tilerson Halk Bankası Genel Müdür Yardımcı Mehmet Hakan Atilla'nın ABD'de neden tutuklandığını sormak isteyen Başbakan Binali Yıldırım’a, ‘Bu konuyu lütfen Adalet Bakanlığımızla konuşun’ demesi.

Resmi açıklamaya baktım. Bu konu yok. Demek ki konu başlığı olarak ele alınmamış.

Bu konu gündeme getirildi mi, getirilmedi mi?

Eğer cevap buysa, gerçekten vahim..

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.