banner87

Türkiye’de ‘seçim’ dillendirildikten en fazla bir yıl sandık meydana çıkar. Siyaset ihtimal hesaplarını bir birinden zıt iki alternatife göre yapıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP iktidarı ‘herkesi kucaklamaya’ hazırlandığına göre en azından tek sandık ihtimali çok güçlü.

Yani yerel seçimlerin 2017 Mart-Ekim ayı arasında yılında yapılması

Peki, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu öneriye ‘evet’ der mi?

Niye olmasın?

Yapılacak ilk yerel seçim, HDP’li belediyeleri devre dışı bırakabilir, PKK baskısından bunalan çoğu belediye başkanı aday bile olmak istemiyor. AKP-HDP yerel seçimde kozunu paylaşır.

AKP geriyor. Kayyım atıyor. Kendinden emin.

Her noktada CHP ve MHP’ye koşan iktidar bu çalışmalarında ‘müttefik’ de aramıyor.  Tam tersi, çok tavizsiz. Her yerde HDP ile kafa kafaya geliyor.

Suriye ve Irak’ta da PKK’nın uluslararası çizgiyi zorlamasına ve HDP’li belediyelerin başarısızlığına güveniyor.

Haksız da değil.  Kepçeyi veya kamyonu vermediği için, seçim öncesi vurulan onlarca belediye çalışanı var. Beyefendi  ne yapacak, seçim öncesi çukur kazacak. Bölge halkının günlük hayatını felç edecek. AKP’ye yaradı bu çabalar. Yarayacak da.

Başbakan Binali Yıldırım, HDP’li belediyelere kayyım atanması karşısında her an, ‘buyurun halka gidelim, doğru mu yanlış mı yapmışız’ diyebilir.  

Gerektiğine inanırsa, Kılıçdaroğlu ‘evet’ başka bir deyiş ile ‘hodri meydan’ diye karşılık verebilir.

Ve asıl pandomim o noktada kopacak.

 

Milli mutabakat ve Öcalan faktörü

Dış politikada ‘tadını kaçıracak’ olaylar olması halinde AKP, ‘iki sandık’ hatta ve hatta ‘üç sandık’ diyebilir. CHP de mahalli seçimlere ‘evet’ noktasında olması halinde, ‘hodri meydan’ demek zorunda kalacaktır. Çünkü hiçbir lider ve TBMM seçimden kaçamaz.

Hep söylüyorum. Önce bürokratik koalisyon. Ama anladığım kadarıyla parti içinde de CHP Liderini AKP ile Milli Koalisyona ikna etmeye çalışıyorlar. Gerekçeleri de madem milli konularda, anayasada ve dış politikada destek oluyoruz. 1960 ihtilali sonrası kurulan AP-CHP koalisyonu modeli olsun.

Bu model işlerse, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’yi kabine dışında  bırakmaya çalışacaktır. AKP içinde tarafsız bir başbakan adayı gündeme gelecektir.

Aksi, Erdoğan’ın kendisinin cumhurbaşkanlığı sınırına çekmesi anlamına gelir. Olmaz demeyin. Niye olmasın ki?

Rakka, Kerkük ve Musul operasyonları ağır ve Allah korusun kanlı geçerse. Bunun da üstüne PKK Öcalan’ı dinlemezse ve eylemlerin sayısı artarsa Erdoğan ve Yıldırım önce bürokratik, ardından da “Milli Mutabakat Hükümeti”ne ‘evet’ diyebilir.

Halen ABD ve Rusya, IŞİD’i temizleme konusunda mutabakata vardığı için operasyonlar hızlı gidiyor. ABD ucu İran ve Irak’a dayalı bir Sünni devlet dayatırsa seyreyleyin gümbürtüyü.

Bu tabloyu Türkiye adına değiştirecek isim hala Abdullah Öcalan’dır. Ama bu konuda karşılıklı ‘güvensizlik’ hâkim. Bu noktaya değinen İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Kurucu Üyesi Metin Çorabatır hem bu güvensizliğe parmak basıyor. Hem de yılların verdiği tecrübe ile Facebook’taki sayfasında şu  öneride bulunuyor.

‘Sorun karşılıklı güveni yeniden inşa etmek. Zor soru bunun nasıl olacağı? Son 4-5 yılda çoğu kez PKK süreci baltalayan taraf oldu haber sızdırmalarla, halkla ilişkiler şovlarıyla, silah yığınaklarıyla… Uluslararası gözlem mekanizması, güven inşasında kaçınılmaz görünüyor. Ama AB ve ABD Ankara'nın gözünde tarafsızlıklarını yitirdiler. Ancak eski İsveç Başbakanı Carl Bildt ve Asya-Latin Amerika/Afrika'dan isimler bu rolü üstlenebilir.’

Evet, Çorabatır’ın da dediği gibi görüşmeleri ve süreci çoğunlukla baltalayan PKK oldu. AB ve ABD de bu konuda Türkiye nezdinde itibarsız!

Ne dersiniz Sayın Başbakan Yıldırım?

Suriye ve Esad konusunda Kılıçdaroğlu’ndan, PKK ve yeni bir barış süreci döneminden de Carl Bildt gibi tarafsız bir isimden katkı almayı düşünüyor musunuz?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.