banner87

Henüz 24 Haziran seçimlerinin sonuçlarını sindirememişken, şimdi bir de 2019 Mart Yerel Seçimlerinin öne alınması konuşulur oldu. Benden söylemesi: Erken seçim söylentileri ortaya çıktıktan sonra, seçimlerin erkene alınması olasılığı, zamanında yapılması olasılığından kat kat fazla olmuştur! Dolayısıyla, bu andan başlayarak, bütün partilerin -CHP dâhil! - seçimlerin erkene alınacağını neredeyse bilerek davranıp, hazırlıklarını -‘çekişmelerini’ demek istemiyorum!- öne almaları gerekiyor.

Bu yıl, yalnız Türkiye’de değil, dünyada da seçim yılı oldu ve olacak. Geçtiğimiz hafta sonu Meksika seçimini yaptı. Geçen ay Irak’ta seçimler vardı. Tabii, muhtemelen bizim erken yerel seçimlerimizle neredeyse eş zamanlı, yani 2018 Kasım’ında yapılacak ABD seçimleri var. Bizim yeni seçimizle gözetilmeyen önemli bir husus gözetilerek Amerikan sisteminde Başkanlık ve Kongre seçimleri ayrı zamanda yapılır. Üstelik iki yılda bir Kongre’nin (yani Senato ve Temsilciler Meclisi’nin) üçte biri için yeni seçimler yapılır.

Önümüzdeki kongre seçimi için partiler ön yoklamalarını yaptılar. Özellikle Demokrat Parti, yeni adaylar göstererek yıllardır Kongre’de ‘profesyonelce’ işlerini yürüten eskileri bir ölçüde değiştireceğini gösterdi. Yeni adaylar arasında açıkça sosyalist olduğunu belirtenler var. Amerika için bazı tabular bu seçimlerle yıkılacak mı? Göreceğiz.

Meksika seçimlerini ise ülkeyi neredeyse doksan yıldır yöneten iki büyük partinin adayları seçimi kaybetti. Kazanan, solun adayı Andres Manuel Lopez Obrador. Yüzde 53’le, en yakın adaya yirmi puan fark attı. Özellikle ülkedeki büyük asayiş sorununu ‘devrimci’ bir yolla çözerek uyuşturucu mafyasını alt etmeyi vadediyor. Trump ile yaşanan göçmen ve ‘duvar’ sorunu konusunda nasıl bir etkileşim olacağı şimdilik belli değil.

Bir türlü sonuçlandırılamayan Irak seçimleri ise, hepimize güvenlik ve özgür irade arasındaki denge ve bağı hatırlatması gerekiyor. Parlamento oyların sayılması için karar aldı ama bu konuda bir şey yapılamadığı gibi, sayılmayı bekleyen oylar da depolarda bombaların hedefi olmaya ve yakılmaya başlandı.

Ama en başta unutmamamız gereken bir nokta var: Seçimlerin adil olup, olmadığı, ya da halkın gerçek iradesine yakın sonuçlanmasının mümkün olup olmadığı, seçimlerden önce belirlenir: Seçim Yasası ile Siyasal Partiler Yasası ile basın ve ifade özgürlüğüne ilişkin düzenlemelerle… Yarışa nereden başladığınız, ne kadar iyi koştuğunuz kadar önemlidir. Hakemler ve onların tabi oldukları kurallar da bir o kadar önemlidir.

Mussolini 1922’de İtalyan Parlamentosunun yüzde 75’ini, sadece oyların yüzde 25’ini alarak ele geçirmişti. Çünkü İtalyan Seçim Kanunu, istikrarsızlığın önüne geçmek için böyle bir sonucu ortaya çıkartan hükümlerle donatılmıştı. Böylece 1922-42 arasındaki istikrar dönemi başlıyordu

Hitler, 1933’de yüzde 34 ile iktidara geldi, kısa sürede Alman Parlamentosundaki Sosyal Demokratları terörize ederek Parlamentonun bütün yetkilerini üstlendi ve 1945’e kadar sürecek istikrar dönemini başlatabildi!

Demokrasi sandıktan ibaret değildir. Demokrasiyi seçimden önce sağlam temellere oturtmak ve seçimi, kurallar ve uygulamalarla bütün olan bir ‘süreç’ olarak düşünmek gerekir

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.