31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimler için belediye başkan ve meclis üyeleri listeleri ilgili seçim kurullarına teslim edildi.

Yerel yönetimlerin Türkçe sözlükteki anlamı için “İl, belediye veya köy halkının buradaki ortak yerel ihtiyaçlarını karşılayan ve genel karar organları buradaki halk tarafından seçilen kamu tüzel kişisi, mahallî idare” denilmekte.

Yerel yönetimlerin yasadaki tarifi ise şöyle devam etmekte: “Yerel yönetimler, yerinden yönetim ilkesine uygun olarak düzenlenirler. Yerinden yönetim, çeşitli kamu hizmetlerinin, merkezi idare dışında örgütlenmesi, yürütülmesidir. Yerinden yönetim ilkesi aslında özerklik kurumunun anayasal bir temele oturtulması anlamına gelmektedir.”

Yerel yönetimde demokratikleşme çalışmaları her ne kadar 1980 sonrası dönemlerde yoğun bir şekilde tartışılmaya açılsa da tarihsel anlamda bu çok eskilere uzanmaktadır.

Türkiye’de süreç içerisinde demokratikleşme talepleri ve bu kapsamda merkezden yönetim yerinden, yönetim tartışmaları halen devam etmekte. 

Gelinen noktada ise, merkeziyetçiliği temele alan ilişkin anlayış ve yaklaşımı siyasi parti liderleri sürdürmektedir.

Nasıl mı?

Ülkenin hemen hemen bütün seçim bölgelerinde gerek sağ partilerde olsun, gerek kendilerine sözde sol parti diyen partilerde olsun, hiçbiri bölgelerinde yerel başkan aday adaylarının ön seçim usulüyle seçilme taleplerini görmezden gelerek kendi belirledikleri adayları seçmenlere dayatmaları.

Öte yandan, siyasi partilerin seçim bölgelerine atadıkları adayların da birçoğu atandıkları bölgelerin hiçbir temel sorunuyla birlikte bölgesel kültürlerini de bilmedikleri de bir gerçek.

Yerel siyasetçiler ve yurttaşların kendilerini yönetecek yerel adaylarla seçimlere gitmek istediklerini üyesi ve gönüllüsü oldukları partilerin genel merkezlerine bildirmelerine rağmen, siyasi parti liderleri ile kurmaylarının seçim bölgelerine dayattıkları adayları geri çekmemeleri geniş seçmen kitlelerinin tepkisini çekmeye devam etmekte.

Yurttaşların demokrasi çerçevesinde yerel yönetimlerde kendi kendini yönetmesi ilkesi gereği yaptıkları bütün itirazlara rağmen 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde bazı küçük istinaların dışında seçime katılacak partilerin tamamı merkeziyetçi bir anlayışın gereği il-ilçe başkanlıkları aracılığıyla atadıkları adayları ilgili seçim kurullarına teslim ettiler.

Bir kez daha görüldü ki, miting alanlarında ve TV ekranlarında demokrasiden söz eden siyasi parti liderlerinin kendi partileri içerisinde demokrasiyi sağlayamayıp geniş kitleler karşısına çıkıp 'demokrasi' demelerinin pek de inandırıcılığının olmadığı.

Özellikle kendilerine sözde sol parti diyen bazı partilerinde bu duruma uyum sağlamaları merkeziyetçiliği temele alan ilişkin anlayış ve yaklaşımı kabullendiklerini göstermektedir.

Yukarıda da bahsettiğim gibi kendilerine sözde sol partiyiz diyerek iktidarın son 16 yıldır acımasızca ezerek yok saydığı ülkenin aydını, özgürce bilimsel eğitimini yapmak isteyen öğrencisi, emekçisi, yoksulu, işsizi, adaletli bir adalet sisteminin yeniden kazanılmasını isteyen yurttaşlar… Daha buradan sayamacağım birçok konu karşısında umut bağladıkları partilerin kendilerine dayattıkları adaylara kerhen oy verecekler ya da sandığa bile gitmeyecekleri bir gerçek. 

31 Mart’tan sonra aynı konuyu tartışmak üzere…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
yörük haydar 2019-02-26 15:15:29

bu konuda bütün parti başkanlarının a.m.k.meclis üyelerinide parti seçmenleri arasındaki oylamayla seçmeleri lazım.bu bütün partiler için geçerli.

Avatar
O. Ç. 2019-02-26 23:53:25

O ç