Bu sabah  Fox TV'de İsmail Küçükkaya'yı izlerken İstanbul Vezneciler Fen ve Edebiyat yakınında bombalı bir aracın patlatıldığı yedisi güvenlik görevlisi beşi sivil yurttaşımız olmak üzere on iki kişinin hayatını kaybederek şehit olduğunu üzüntü ile öğrendim. Haberde üçü ağır toplam 35 yaralının da olduğu üzüntümü daha da arttırdı. Olay yeri Vezneciler Kız Yurdu önü idi.   Önce şu gerçeğin altını çizelim. Türkiye'de yaşanan bombalı katliamlar, terör faaliyetini çoktan aşmıştır. Yabancı istihbarat servis ve düşman devletlerin sabotajı haline dönüşmüştür. Kesinlikle gizli servis işi veya servislerin işidir bu kanlı eylemler. Türkiye'de sadece kargaşa değil, iç savaş çıkarmaya yönelik hain saldırılardır.   Bu hain eylemi de  kınıyorum. Önceki gün başlayan mübarek ramazanın barış ve kardeşlik getirmesi dilek ve dualarımız yerini bir anda İstanbul'da 'kanlı Ramazan’a dönüştürenlere lanet olsun..  Olsun da, ya bu olayları kaynağında önleyemeyen idareye ne demeli? Zafiyete ne demeli?  Ya kan üstünden 'siyasi algı' yaratmaya çalışan sözde medyaya.  Lehte ya da aleyhte serzenişim hepsine.   Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hemen hastaneye koştu. Bu doğru bir davranış. Sivil ve resmi görevli şehitlerden bahsetti. Bir zamanlar yüzüne bakmadığı, anti demokratik örgütlenme olarak tanımladığı koruculuk sistemine de selam göndermeyi ihmal etmedi.   Ve konuşmasının bir yerinde şehit polislerimizden bahsederken 'görevleri' anlamına da gelebilecek sözler sarf etti. İnşallah ayaküstü söylemiş bir dil sürçmesiydi.   Çünkü AKP iktidarında başından beri terör ile mücadele eden 'şehit ve gazilerimiz' için zaman zaman 'görevleri' göndermesi yapılmaktadır.  Bu mantık çok yanlıştır.   Çünkü terör şekil değiştirerek, şehirlere inmiştir. Asker-sivil, polis-vatandaş dinlememektedir. Güvenlik güçlerimiz ve TSK mensupları iç ve dış güvenliği korumakla görevlidir, şehit veya gazi olmak için değil.   Madem görevden söz açtık. Şunu da söyleyelim Türkiye'yi siyaseten iyi idare edemeyenlerin görevi ne olacak? Başarısız siyasetin. Terörü şehirlere adeta davet eden siyasetin.    Ve de YURT'un aylardır ifade ettiği gibi. Şehit dul ve yetimleri, ana babaları ile gazilerimizin kendilerini devletin tam anlamıyla sarıp sarmalayacağı gün ne zaman gelecek?   Sayın Erdoğan, ya devletin görevleri?   Nerede resmi ve sivil şehit, dul ve yetimleri ile gazilerin haklarını koruyacak özerk resmi kurum. Niye kurmuyorsunuz. 3 milyon insanı Türkiye'ye doldurdunuz. Nerede YURT'un sürekli gündemde tuttuğu Göçmen Bakanlığı.  Sayın Başbakan Binali Yıldırım, nerede icraat hükümeti?  Görelim…  Ya CHP kendi tezlerine sahip çıkmakta bile ayak sürüyor.  Varsa da yoksa da tüzük kurultayı, seçimli kurultay kaygısı.  CHP'nin en düşük profilli MYK'sı sandalye derdinde.   Kadrolu 'ağlağan' tıp doktoru Haluk Koç, 'kanseri yendim' diye ortalarda dolaşmanız güzel. İnşallah yendiniz. Allah şifa verdiniz. Ya halkın can güvenliği? Devletin vatandaşın can güvenliğini koruma görevini ana muhalefet olarak iktidara nasıl sağlatacaksınız?     Unutmayın, CHP'ye düşen toplumsal muhalefete önderlik etmektir. 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.