ŞEKER fabrikalarının zarar etmesi nedeniyle özelleştirilmek istendiği söyleniyor.
Bu ne kadar doğru?
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Başkanı Ahmet Atalık bu konuda iyi bir çalışma yapmış.
Durum bize söylendiği gibi değil. Atalık şöyle yazıyor: “Türkşeker’in kamuoyuna açıklanan en son 2016 yılı faaliyet raporunda, 25 şeker fabrikasının 28,2 milyon TL, şeker enstitüsünün de 2,7 milyon TL olmak üzere toplamda 31,9 milyon TL zarar ettiği belirtilmektedir.
Bu zararda çalıştırılmayan Ağrı, Alpullu (Kırklareli), Çarşamba (Samsun) ve Susurluk (Balıkesir) fabrikalarının payı çok büyük ve toplam 90,5 milyon TL’dir.
Çarşamba ve Susurluk Şeker Fabrikaları 2011/2012 (Susurluk Şeker Fabrikası bu arada sadece 2014/2015 üretim yılında çalıştırılmıştır), Alpullu Şeker Fabrikası 2013/2014 ve Ağrı Şeker Fabrikası 2014/2015 üretim yılından itibaren çalıştırılmamıştır.
Çalıştırılmayan bu dört fabrika hesabın dışında tutulduğunda şeker enstitüsü dâhil 21 fabrikanın karı 103,3 milyon TL, zararı ise 44,7 milyon TL’dir.
Sonuçta, sadece çalışan fabrikalar ve şeker enstitüsü üzerinden yapılan hesapta Türkşeker’e ait şeker fabrikaları 2016 yılında 58,6 milyon TL kar etmiştir, zarar değil!
Sorun Ağrı, Alpullu, Çarşamba ve Susurluk fabrikalarının çalıştırılmamasıdır.
Nedeni konusunda küçük bir araştırma yapıldığında, bu fabrikalar için çiftçimizin yeterli miktarda şeker pancarı üretmediği / ürettirilmediği sonucuna kolaylıkla ulaşılabilir.
Buradan da şeker fabrikalarının zarar etmesinin kökeninde tarım politikalarındaki yetersizlikler net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan ülkemizdeki şeker fabrikalarını kapattıracak ve bir sanayi kolunu çökertecek kadar sıkıntı yaratan bir ürün olan şeker pancarı, hâlâ havza bazlı destekleme modelinde desteklenecek ürünler içerisinde yer almamaktadır.
Şeker sanayinin hammaddesini oluşturan şeker pancarı üretimine devletin kurumu Türkşeker verileri üzerinden baktığımızda 2001 yılında çıkarılan Şeker Kanunu ve bu çerçevede kurulan Şeker Kurumu’nun şeker üretim kotası getirmesi sonucu şeker pancarı eken köy ve çiftçi sayılarında çok hızlı bir gerileme sürecine girilmiştir.”
Sorun çok açık.
Kotası düşürülerek çalıştırılmayan dört fabrikada işçi ücretleri dâhil her harcamayı yapıyorsunuz, ama bir kg şeker üretimi yok.
Bunların getirdiği zarar her şeyi belirliyor.
Türkşeker’in genel olarak kâra geçirilmesi o kadar zor değil.
Yetkililer özelleştirilecek fabrikaların beş yıl çalışmasının şart koşulduğunu ileri sürüyorlar.
Bir kere daha önceki özelleştirmelerde de bu söz konusuydu.
Örneğin Tekel sigara fabrikalarında böyleydi.
Ne oldu, hepsi kapatıldı.
Diyelim ki şeker fabrikasını satın alan şirket bir iki yıl yılda geçici işçilerle sadece bir iki gün çalışarak birkaç yüz kg şeker üretti. Bu fabrika çalışıyor sayılabilir mi?
Bir de bu fabrikaların kooperatiflerce, çiftçilerce satın alınması öneriliyor.
Bu olsa olsa birkaç verimli fabrikada olabilir ki bir süre sonra büyük tekellerin bunları alması kaçınılmazdır.
Nereden mi biliyoruz?
SEK’te böyle olmuştu.
Uzun vadede bu fabrikaların kooperatiflerce yönetilmesini, işçilerin de bu kooperatiflerin üyesi olmasını, kısaca üretenin yönetici olmasını desteklerim.
Ama bugün şeker konusunda toplumdan yana bir politikanın yürütüleceğinden bugün kimse emin olamaz.
Bu nedenle bu seçenek işlemeyecektir.
Bu nedenle bu sermayenin halka yayılması önerisi eskiden de kullanılmış ve hiçbir zaman gerçekleşmemiş bir iddiadır.
Geçerliliği yoktur.
Şimdi yapılacak olan özelleştirmeyi durdurup, şeker pancarı üretimini arttırıp fabrikaları kârlı hale getirmektir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.