Türkiye seçime gidiyor.

Daha doğrusu, Başbakan Binali Yıldırım 'Ya Partili Başkanlık, ya da erken genel seçim' diye açık açık konuştu.

MHP arayışta.

İç kavgayla boğuşuyor.

Meral Akşener mi? Devlet Bahçeli mi?

Yoksa üçüncü bir aday mı?

Sorularından önce cevaplanması gereken, 'MHP Seçimli Kurultay yapabilecek mi? Meral Akşener yolu kapanırsa MHP ile yollarını ayıracak mı?'

Her ne kadar yollarını ayırmayacağını söylese de bunu kendisi bile bilemez.

AKP'ye gelince…

Kim ne derse desin şahsen Binali Yıldırım'ın başarılı olacağı kanaatini taşıyorum.

Özellikle 'düşük profilli başbakan' olmayacağını söyleyebilirim.

Partili başkanlık tezinde asla kendisi ile aynı düşünmüyorum.

AKP'nin 'gidip' yerine bir CHP iktidarını arzulayan, hatta çalışan bir insanım.

Binali Yıldırım'ın öz güvenini ve Erdoğan ile güven üzerine kurulu ilişkisi, aynı zamanda kendisine siyasi kişilik de sağlamaktadır.

Bu da ne yapacağı belli ama bir noktadan sonra belli olmayacağı anlamına da gelebilir.

Gelelim CHP'ye...

CHP'nin  'öz eleştiri' mekanizmasını sürekli çalıştırmasından yanayım.

CHP özellikle 'yerel yönetimlerdeki' ayıklamasını mutlaka yapmalıdır.

Bu birçok başarılı, çalışkan ve dürüst  belediye başkanını rahatlatacaktır.

Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar gibi belediye başkanları siyasi anlamda da, etik anlamda da CHP'ye yakışmıyor.

Bunu ben değil, CHP'li İlhan Cihaner, Kamil Oktay Sındır ve Bülent Kuşoğlu da raporlarıyla söylüyor.
Hem de Sayın Kılıçdaroğlu'na...

CHP'nin mevcut MYK'sı da başarılı değil.

Örgüt Tekin Bingöl'ü istemiyor. Ya müzmin 'ağlak' Haluk Koç.

Veli Ağbaba... Başarılı mı?

Ve de Yurt Dışı örgütlenmesi başarılı mı?

Yerlerde sürünüyor.

CHP'yi perişan ettiler.

CHP seçimlerde üçüncüdördüncü parti oldu.

Peki alternatifler?

Muharrem İnce mi?

Fikri Sağlar mı?

Umut Oran mı?

Bunların tamamı, genel başkan yardımcılığına ya da TBMM Grup Başkan vekilliğine razı olacak gibi duruyor...

Kemal bey emredince görevini bırakacak TMMM Grup Başkanvekili de PM üyesi de var.

Örneğin Levent Gök.

Bırak dese bırakıp gider.

Daha önce, Aykut Erdoğdu'nun Levent Gök'ün Murat Özçelik için 'istifa edin' sözü ile PM'den istifa edip gittiği gibi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Davutoğlu'na, 'git' dediği zaman gittiği gibi.

Belki de daha kolay.

Yeter ki kendilerine uygun bir sandalye bulunsun.

Ya stajyer milletvekilleri.

Milletvekilinin asli görevi olan kanun teklifi ve denetim silahını 'şaka gibi' kanun teklifleri ile güldüren stajyer milletvekilleri.

Hem de TBMM Grup Başkan vekillerinin bilgisi olmadan.

Ya dışarıda kaplan, kapalı grup toplantısında 'beni tutuklayacaklar' diye ağlaşanlar..

Tam biz bize 'bizim oğlan' siyaseti.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.