Değerli okurlar, yukardaki başlık hem yanlıştır hem de yalandır.
Yanlıştır çünkü seslenişin muhatabı olan kişinin adı ''Marcus Julius Brutus''dur ve Latincede ''ü'' harfi yoktur. Biz Türkler, Fransızların telaffuzuna benzer bir biçimde o adı ''Brütüs'' olarak söyler olmuşuz.
Roma İmparatoru Julius Sezar'ın (bu da yanlış ya) yönetim biçiminden rahatsız olan bazı senatörler, M.Ö. 44 yılının 15 Martında, kendisini senatonun merdivenlerinde çevirip hançerlemeye başlamışlar. Grubun arasında manevi oğlu Brutus'un da olduğunu gören Sezar, yaşadığı büyük ihanetin şaşkınlığı ile ''Sen de mi Brutus?'' diye inledikten sonra hainin yüzüne daha fazla bakmamak için togası ile yüzünü örtmüş ve kendisini ölümün kollarına bırakmış.
Bu olay ve haine bu sesleniş, tarihin en büyük yalanlarından biri olarak günümüze kadar gelmiş.
Sezar'ın bu sözü söylediğini duyan kimse yok ve Brutus ile diğer suikastçı senatörlerin ne böyle bir açıklamaları ne de pişmanlıkları söz konusu.
Gene de tarih böyle uydurmalarla şenleniyor.
Bizden bir örnek vereyim: Padişah II. Abdülhamid zamanında, İstanbul'da bir söylenti yayılmış. Güya Yıldız Sarayı’nın önünde bir seyyar satıcı, malını satmak için yüksek sesle bağırmaları ile Sultanı rahatsız etmiş. Bu nedenle kapıya çıkan Padişah satıcıyı bastonu ile bir güzel dövmüş. Hafiyeler şehirde yayılan bu söylentiyi Padişaha ilettiklerinde, Abdülhamid gülümseyerek, ''Se non e vero e ben travato'', yani ''doğru değil ama güzel uydurulmuş'' demiş.
15 Temmuzdan beri yaşadıklarımız bazı olayların ise bu tarihi yalanlarla hiç ilgisi yok. Hemen hepsi acı veren birer gerçek.
Muhteşem Türk ordusunun general ve amirallerinin neredeyse yarısının, emirleri, yasal olarak bağlı oldukları atanmış ya da seçilmiş üstlerinden değil, dini inançları gereği bağlı oldukları imamlardan aldıkları ortaya çıktı. Onların emirleri ile mesleklerine başlarken koruyup kollayacaklarına yemin ettikleri vatandaşlarını gözlerini kırpmadan katledebildikleri anlaşıldı.
Cumhurbaşkanı'nın, Genel Kurmay Başkanı'nın, kuvvet komutanlarının etraflarının 21. Yüzyıl ''Brutus’ları'' ile çevrili olduğu dehşetle görüldü.
Julius Sezar'ın etrafında bir tane Brutus vardı ama bizim devlet büyüklerimizin her birinin başına 3-4 Brutus düştüğü ortaya çıktı. Ve bu Brutus'lar da, tıpkı orijinalinde olduğu gibi o insanların kendi elleri ile yanlarına yerleştirdikleri ''manevi oğulları'' idi.
Ne yazık, Sezar’dan da ibret almamışlar!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.