banner87
  Geçen hafta tüm çocuksuz kadınlara yapılan ‘çocuksuz kadın eksiktir, yarımdır’ hakaretinden sonra tam ‘sensin eksik, sensin yarım’ başlıklı bir yazı yazacakken patladı İstanbul’da bomba… 12 kişi canından oldu, hedef çevik kuvvet polisiydi belki ama sabah işine yetişme telaşında olan masum insanlar da öldü. Öylesine kör bir bomba, kime denk geleceği belli olmayan. Öylesine şiddetli, koskoca otobüsü yerinden fırlatıp karşı şeride kadar uçurup, ters kepçe yere vuran… Nasıl bir öfke bu, nasıl bir nefret? Biraz anlamaya çalışalım, yoksa çıkamayız bu şiddet sarmalından, şiddet şiddeti doğurur, intikam yeminleri edilir, kan kanla temizlenmeye çalışılır…   Misal soralım anlamak için, geçen hafta Nusaybin yerle bir edilirken neredeydi bütün bu televizyon kanalları? Neden hep birlikte canlı yayına geçmediler? Vezneciler’de patlayan bomba İstanbul’un göbeği ya, malum İstanbul demek medya demek. Medya ancak kendi yakınına gelirse görür bombaları. Uzak bir Anadolu kasabasındaysa patlayan bombadan, kime ne? Varsın orada yaşayanlar düşünsün… Öyle mi?   Öyle değil işte… Artık görmemiz lazım ki uzak Anadolu kasabalarında huzur ve barış olmadan, büyük şehirlerde İstanbul’da, Ankara’da huzur içinde oturmak mümkün olmayacak.  Ama işte bu çıplak gerçek anlaşılmasın diye yapılanlar var. Yaralananları hastanede ziyaret ederken hala ‘terörü kökünden temizleyeceğiz’ diye yapılan hamasi konuşmalar var. Her gün asker-polis şehit olurken ‘terör örgütüne büyük darbe indirdik’ diyenler var. Çocuksuz kadınlara hakaret eden – geçmişte de şehit cenazesinde elini tabutun üzerine koyup, bir eline de mikrofon alıp kameralar karşısında nutuk atan- her şeyi fıtrat olarak açıklayan zihniyet… Diyelim ki Güneydoğu’da öldürülen PKK’lılara acımıyor – ki onların arasında da çok genç, çocuk yaşta olanlar var- kendi askerine polisine de mi acımıyor, üzülmüyor ? Ne yazık ki, hayatını kaybeden bir askerin cenazesinde, ‘Ne mutlu şehit ailesine’ diyen zihniyet üzülmeyi bırak, bu anlamsız savaşı körüklüyor demektir…   Bu savaş anlamsızdır, çünkü Türklerle Kürtler aynı topraklarda yıllardır birlikte yaşamayı başarmış, bundan sonra da başarabilecek olan kaynaşmış iki toplumdur. O yüzden hala, bunca ekilen nefret tohumuna rağmen sağduyu ile mahallelerde, apartmanlarda bir arada yaşayabiliyor insanlar… Ama böyle giderse, neler olur? Tahmin edemeyen var mı?    Var demek ki hala, İstanbul’da gerçekleşen bombalı saldırının piyasa üzerindeki olumsuz etkisinin kısa sürdüğünü, saldırıdan sonra yükselen doların Allahtan kısa sürede düştüğünü söyleyip sevinenler var… Allah muhafaza, dolar çıkmasın yani, piyasalar etkilenmesin, istikrar bozulmasın… Daha bu satırları yazarken, şimdi yeni bir saldırının haberi düştü ajanslara… Mardin Midyat’ta bombalı araçla emniyet müdürlüğüne saldırı gerçekleşti. İkisi polis, ikisi sivil dört kişinin öldüğü söyleniyor. Ölen polislerin kadın olması, üstelik birinin hamile olması, olaya gösterilen tepkileri misliyle katlayacak.  Bombayı koyanı onaylamak mümkün değil şüphesiz ama gerçek şu ki uygulanan yanlış politikalar, asker sivil, genç yaşlı, Türk Kürt hepimizin hayatını tehlikeye atıyor. Bu ülkeyi yönetenler bunun farkında mı bilmiyoruz…  Ama şunu biliyoruz ki geçen hafta Mardin’in Nusaybin ilçesi devlet tarafından yakılıp yıkılırken, -İstanbul Vezneciler’de bomba patladığında olduğu gibi- bütün televizyon kanalları canlı yayına geçip ‘Ne oluyor?’ diyebilseydi belki barış için bir şansımız olurdu.   Bundan sonra zor açıkçası… Savaşa ve öldürmeye dayalı politikalarla sorun çözülseydi, 30 senedir çözülürdü. Kaldı ki her iki taraftan öldürülenlerin aileleri, çocukları yaşadığı müddetçe, bu kırgınlıklar, nefret ve intikam hisleri bitmeyecek.  Çözüm süreci buzdolabına kaldırıldıktan sonra sokağa çıkma yasakları başladı. Yüzbinlerce vatandaş göç etmek zorunda kaldı. Çocuklar ve yaşlılar hayatını kaybetti, önce boşaltılıp sonra bombalanan evler mahalleler yıkıldı, yüzlerce sivil yaşamını yitirdi, koskoca ilçeler harabeye döndü.    Bunları biz yapmadık…   Biz çocuksuz olabiliriz ama hırsız değiliz, katiliz değiliz. 20 yaşında gençleri zorunlu askerlik hizmetine alıp dağlarda operasyona göndermedik, savaşmak zorunda bırakmadık, kanına girmedik… Şimdi çözüm sürecini buzdolabından çıkartacak iradenin ortaya çıkmasının tam vaktidir, çok geç olmadan…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.