Ülkemizdeki en büyük belalarından biri siyasetin “ekmek kapısı” yani gelir, kazanç ve güç kaynağı olarak görülmesidir.
Her pahasına kaybedilmemesi gereken altın bilezik, yani profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi…
Buna bir de biat ahlaksızlığı, sadaka, ceza, korku, hırsızlık ve yoksulluk eklenince…
Üstüne, Hukuk ve Adalet yok edilince…
Topluma hizmet yarışı olması gereken siyaset, hırsızlık, yolsuzluk ve hukuksuzluğun kendisi haline gelir.

✶✶✶

Böyle olunca siyasi fikirler ve programlar değil , kişisel çıkarlar ve şürekaları savaş meydanı haline geliyor siyaset.
3Y, yani; Yalakalık, Yalancılık, Yolsuzluk en değerli üstün kabiliyet olarak görülüyor.
Liyakat, milli çıkarlar, vatan, hak, hukuk bu tip siyasetçiler için sadece demagoji vasıtasıdır.
Sözde “milli olmak” , sözde “yerli olmak” ise, oynanan en çakma  sırıtan bir rol.
Milli ve yerli ne varsa dağıt, sat, peşkeş çek, sonra tek milli ve yerli ol!
Vallahi tek Göbbels  kıskanıyordur bunları.
‘Ben ne yaparsam yapayım, ne dersem diyeyim, hatta her gün farklı bir şey bile söylesem ben mutlak doğruyum (!)’

Siyasetin dili bu olmamalı.

✶✶✶

Bu tip siyaset bezirgânlarının ortak özellikleri vardır.
Akıl ve karakter bellekleri pek incedir.
Güçlü ve hızlı kıvırırlar.
Efendisine biat ederken, karşısındakilere saldırganlıkta ve  ahlaksızlıkta üstlerine yoktur.
Dakikaları dakikalarına uymaz.

✶✶✶

Ayrıca siyasette ne yapacağını bilmeden görev talep etmek yeni moda…
‘Kervan yolda düzülür’ .
Tam da develerin nakliye aracı olarak kullanıldığı zamanların Ortadoğu çöllerinin dünyaya bakış açışı.
Bizde bile maalesef halen egemen.
Sadece siyaset değil, eğitim, sağlık, güvenlik, sosyal, ekonomi  hayatımız da bu dürtü ile yönetilmiyor mu?

✶✶✶

“Bir şey olayım da, ne yapacağımıza bakarız” diyen birini düşünün.
Yanına da “ne iş olursa yaparım” diyen birini.
Aralarında siz fark görüyor musunuz?
Elbette var.

✶✶✶

İkincisi en azından ihtiyaç sahibi ve daha samimi…
Ancak yine de, Siyasi Partilerde ve seçimle gelinen karar makamlarında ikisine de yer olmamalı!
Kim olursa olsun, Seçimle alınan Yetki ve Görev, 2-3 dönem veya en fazla 10 yıl ile sınırlanmalıdır.
Ve bu kural Anayasa’nın değiştirilemez maddeleri arasına konulmalı.
Başka türlü “efendiler” ve tetikçi yalaka profesyonel kölelerinden kurtulmak mümkün değil.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
himmet 2018-05-04 12:50:43

1_ emperyalistler Bir Haluk nesli yetiştirir bunlarla bağımsızlık özgürlük diye oyun oynarlar koca imparatorluğu altı yılda paramparça ederler.becerisizlikleri yüzünden birinci dünya savaşına girilir işbirliği tuttuğu akıl hocaları Anadolu yurtdışı işgal ederler. Atatürk ve halk orak ve tırpanla ,kagniyla Anadolu'yu kurtarır ama bu mandacı nesil yine boş durmaz ülkeyi IMF borçları ile ipoteğe verir hırsızlık talan soygun had safhadadir ( uğur mumcu nun dediği gibi ülke yer altından işgal edilmiştir yer üstünden işgal hazırlıkları yapılmaktadır) uğur mumcu bu yazıyı 1970 li yılların sonunda yazmış ve uyarmıştır

Avatar
himmet 2018-05-04 12:53:09

2002 nin başlarında Necip haplemitoglu öldürülür,rahmetlinin

Avatar
himmet 2018-05-04 13:05:22

Necip haplemitoglu nun sözü uğur mumcu yu tamamlayıcıdir ( görünmeyen bir el buraları koordine ediyor ülkede ne mit var nede hükümet var) der 2002 den sonra bir asim nesli gelir önce IMF yi defeder sonra Kılıçdaroğlu nun fonlarda biriken işçilerin paralarını yediği paraları öder , kendi savunma sanayini geliştirmeye çalışır, birlik ve beraberlige ihtiyaç duyulan bugünlerde bu Haluk nesli yine boş durmaz, Menderes'e ve Özal'a uyguladığı çamur siyasetini devam ettirir , Allah'ın izniyle bu Haluk neslini Bir daha çıkamamak üzere toprağa gomelim ve üzerine betonu atalım ki her yüzyılda bir Atatürk ler , Erdoğan'lar aramayalim