Hangi amaçlı olursa olsun askeri karargâh hazırlıklarında ve harekât planlarında, olası zaman belirlenirken ‘G’ günü ve ‘S’ saati ifadeleri kullanılır.

AKP 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidarı kaybedince, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vakit yitirmeden Beştepe’deki bin odalı külliyesinde danışmanları ile planlayıp başarıyla uygulamaya soktuğu ikinci seçim için ‘G’ günü nihayet geldi…

Önümüzdeki Pazar günü, 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri yapılacak. Üstelik seçmene yönelik ‘tek parti çıkmazsa üçüncü seçim olabilir’ şantajı gölgesinde… Daha ikincisi yapılmadan üçüncüsünü konuşmaya başladığımız 1 Kasım seçimleri her ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın Türk siyasi tarihi için bir milat olacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aday tespitlerindeki yerel eksiklikleri saymazsak, başarılı bir kampanya götürdü… Rahatlıkla en başarılı ve ne anlatacağını en iyi bilen ve derdini de en iyi anlatan lider oldu diyebiliriz. Söylemleriyle toplumun tamamını kucaklamayı bildi. CHP açısından şimdi sıra kendi seçmeni açısından olabilecek en yüksek katılım oranını sağlamak ve son hamle olarak da sandık başlarında anamızın ak sütü gibi helal olan oylarımıza sahip çıkmak.

Burada bir es verip hemen bir saptama yapalım: Koza-İpek Grubu’na el konulması bir demokrasi ayıbıdır. Sorgulanacak çok şey var tabi ki, özellikle de meslektaşlarımıza yapılanlara dair… Ama ilk sorulması gereken ‘neden şimdi’ olmalı?

Bu sorunun cevabı; el koyma sebeplerinden en önemlisi olarak ‘1 Kasım gecesi seçimi nereden izleyeceğiz’ sorusundadır.

Devletin yarı özerk ama resmi haber kaynakları Anadolu Ajansı ve TRT’nin hali ortada... Sırtını iktidara dayayan İhlas Haber Ajansı’nı ve Aydın Doğan ile birlikte eli kolu bağlanan Doğan Haber Ajansı’nı da bir kenara koyun… Geriye ne kaldı? Cihan Haber Ajansı…  Bu el koyma, 7 Haziran sonuçlarının kamuoyuna aktarılmasında ‘sigorta’ vazifesi gören Cihan Haber Ajansı’nı pasifize edecektir. Bu tehlikeye Emre Kongar da işaret etti.
Doğan Haber Ajansı başta olmak üzere muhalif TV ve gazetelerin yanı sıra muhalefetteki siyasi partiler bu pasifize harekâtına karşı sadece sandıkların başında nöbet tutmamalı, ‘oy çalma’ya karşı YSK'yı insan seliyle ve sivil inisiyatifler ile kontrol altına almalı, iktidarın ‘algı yönetimine karşı’' güçlü bir alternatif oluşturmalı. Mutlaka ama mutlaka yapılmalı…

Beşinci parti MHP’den mi çıkar?
Gelelim seçim sonuçlarına. Oy oranı ile milletvekili sayısı ayracı daha da açılabilir. Ama bu seçimin en tartışmalı ve kilit partisi MHP'dir... 7 Haziran’da HDP tartışılıyordu. Bu seçim sürecinde ise Devlet Bahçeli ve MHP tartışıldı. 2 Kasım’da da tartışılacak. Eğer HDP üçüncü parti çıkarsa o zaman ‘Büyük Koalisyon’ tartışmasına bir de ana muhalefet partisi kim? tartışması eklenecek. HDP, ana muhalefet görevi yapabilir mi? MHP ve HDP toplumun sesi olarak ana muhalefet olarak dönüşerek, halkın tamamını kucaklayabilir mi? 2 Kasım’da sadece hükümet aranmayacak, muhalefet boşluğu da doğabilecek.

MHP Teşkilat Başkanı Şevkat Çetin dün, '”Milliyetçi Hareket, söyleyeceklerini dosdoğru söyler. Baskıyla susturulanların da sesi ve sözcüsü olur” dedi. Dedi de siyasetin 1 Kasım’dan sonra MHP'nin etrafında şekilleneceğini unutmasın.

Çok net ifade edelim: Beşinci parti tartışmalarının merkezi AKP değil, MHP’dir. 1 Kasım’ın bölünen partisi AKP değil MHP olur… MHP, 1 Kasım seçimlerinden üçüncü parti çıkamaz ise Devlet Bahçeli mecliste kendini bir anda beşinci partinin genel başkanı olarak bulur. ‘Yavru Muhalefet’ yani… Kurt politikacı bunu gördüğü için ısrarla “Abdullah Gül siyasette olmalı” diyerek tuzağı AKP aleyhine çevirmek istiyor.
Projeksiyon ışıkları her ne kadar Meral Akşener’in üzerine çevrili gibi görünse de AKP saflarında çoktaaan zemin oluşturan Tuğrul Türkeş, MHP’nin böleni olacak beşinci partinin lokomotifidir… Arkasına kimler takılacak göreceğiz… Ya da kaç kişi? 10 mu, 15 mi? Yoksa hiç mi? Fazla beklemeyiz merak etmeyin.

Ve AKP, bölünen MHP’nin ayrışan kanadı ile koalisyon kurmayı ciddi ciddi düşünür.
Sayın Devlet Bahçeli’ye şunu hatırlatmak isterim. 1 Kasım seçimlerinde MHP Genel Başkan arayışına girsin diye bazı ülkücüler sandığa mesafeli. Hemen itiraz etmeyin. Bence MHP küskünlerinin ‘parti içi ihtilaflarını’ bir kenara bırakması için Devlet Bahçeli iki günlük süreyi iyi kullanmalı. MHP oy düşmelidir ki, Bahçeli gitsin fikri ve tavrı büyük tehlikedir kendisi için... En kısa sürede Meral Akşener ve arkadaşları ile birlikte fotoğraf vermelidir. Tabii ki kendi takdirleridir. İlgimin sebebi, MHP’ye akıl vermek değil. AKP iktidarının sadece 1 Kasım için değil, 2 Kasım sonrası da MHP ile ilgili ‘etik dışı’ beklentileridir. AKP kendisini MHP'nin aldığı oy ile birlikte tarif etmeye çalışacak. Yani yüzde 57  bandında…

Bahçeli iş birliğine yanaşmazsa ne olacak? AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ne dedi? “Beşinci parti MHP içinden çıkabilir.”

Siyaset kuranlar. Bu sözü lütfen ciddiye alın. Davutoğlu'nun bu sözleri sadece bir tespit değil. Bir siyaset mühendisliği de kokmaktadır. Vıcık, vıcık. Burnuma pis kokular geliyor. Deniz Baykalın dediği gibi 2 Kasım’dan sonra yavşak işler ve tezgâhlar olabilir. Dikkat: Siyaset yeni bir ‘G’ gününe hazırlanıyor…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.