banner87
Biliyorsunuz, geçtiğimiz hafta Beyrut ve Şam'daydım. Başbakan Eski Yardımcısı ve Dışişleri Eski Bakanı Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel Suriye Cumhurbaşkanı Başer Esad ile bir görüşme yapmıştı. Benim de refakat ettiğim görüşmenin bir bölümünü ve izlenimlerini de YURT okurları için paylaşmıştı.

İki günlük yayın sonunda sadece Türkiye'de değil, yabancı ajanslar da bu görüşmeden alıntılar yaptı. Şükrü Sina Gürel ile de mülakatlar...

Yol arkadaşlığı yapmaktan dolayı büyük onur duyduğum Şükrü Hoca’ya sadece teşekkür değil, isabetli tespitlerinden dolayı tebriklerimi de sunuyorum.

Dün YURT'ta da okudunuz. Esad, Fransız Parlamenter Nicolas Dhuicq ile yaptığı görüşmede, Suriye'de bir federasyon kurulmasına kesin ifadelerle karşı çıkıp, özellikle Kürtlerin özerklik ilan ettikleri bölgelerde nüfusun yüzde otuzunu oluşturduklarını belirtmiş. Esad, Şükrü Sina Gürel ile görüşmesinde de, "zorunlu kardeşlik" vurgusu yaparak, "bütünlüğü korumak için işbirliğini zorunlu bulduğu" mesajını vermişti.

Aynı sayfada iki haber daha yer aldı. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail  Bogdanov da, "Kürtler, Suriye'nin tek bir halk ve ülke olduğunu ve parçalara ayrılmaması gerektiğini anlamalı" dedi. Yine aynı sayfada yer alan haberimizde, bir başka Rus Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov'un "Moskova'nın tutumu bu aşamada Esad'ın geleceğinin tartışılmasına gerek olmadığı yönündedir. Washington da bunu anlamaya başladı. Bu engeli ortadan kaldırdık" dediği belirtiliyordu.
Dolayısıyla, Esad'ın Şükrü Sina Gürel kanalıyla ilettiği mesajın ve Şükrü Hoca’nın diplomatik dili okumasının ne kadar isabetli olduğu ortaya çıktı.

Rusya da ABD de Prof. Dr. Şükrü Sina Gürel ile aynı "okumayı" yapıyor. Bu sebeple tebrik ettim. Ve Şükrü Sina Gürel'i arayarak "bundan sonra sizce ne olacak?" diye sordum.

"Herkes artık Esad'ı tasfiye ederek, aynı zamanda bölünmeyi de engelleyemeyeceklerini görüyor. Dolayısıyla Türk Hükümeti de (Esad gitsin, Türkiye bölünmesin) tutarsızlığından artık ayrılmak zorunda. Unutulmamalıdır ki hayaller gerçekler karşısında çöker ve yeni gerçeklikler kendisini yeni politikalar oluşturulması için dayatır."
Yani?

Türkiye bundan sonra Suriye’nin meşru yönetiminin yanı sıra İran ve Rusya ile bölgenin yeni gerçekleri çerçevesinde iş birliği yapmak zorundadır.

Şükrü Hoca yeni dönem istiyor.

Biz de görüyoruz ki, Başbakan Davutoğlu da yeni bir söylem benimsemeye çalışıyor. Davutoğlu'nun özellikle Ürdün Kralı Abdullah ile yaptığı görüşmede Ortadoğu'da bölgeyi bütünleştirmeye ve parçalamaya çalışan "iki vizyondan" bahsetmesi böyle bir değişimin habercisi konumunda.
Davutoğlu, mezhepçi ve bölücü yaklaşımları terk etmeye hazır görünüyor.

Geçmişte, Irak'ta Maliki Hükümetinin karşısında açıkça yer alan ve Sünni liderleri, Şiilere karşı örgütleme çalışmalarında taraf olan Davutoğlu'nun bu yeni tutumu ilginç ve sağlıklı.

Peki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ne yapacak?

PKK ve Suriye uzantısı YPG-PYD ile ilgili belgeleri ve ilinti dosyasını ortaya koyacak. Bu haklı bir yaklaşım, organik bağ ortaya çıkmalı.

ABD ziyareti kendisi açısından da çok önemli.

Erdoğan içinde olmadığı daha doğrusu yönetmediği hiçbir oyunun içinde olmuyor. O sebeple, "Siyasi Jammer" oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'den göremediği gerçekleri, ABD ziyaretinde görüp, bölgenin yeni gerçeklerinin farkına varabilecek mi? Esad'ın da Ayrılıkçı Kürt hareketinden Suriye'yi kurtarmak istediğini kabullenebilecek mi?

Yoksa başkanlık rüyasından uyanmadan, siyasi jammer olmaya devam edecek mi?

Bu gezi Türkiye için olduğu kadar kendisi için de pek çok şeyi belirleyecek.

Erdoğan için hayati konumda bir seyahat olacak.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.