Yenikapı’daki demokrasi ve şehitler mitingi çok görkemli geçti.
Dün de söyledik.
Türk halkı dünyaya ‘biz buradayız’ mesajı verdi.
Dünya da bu mesajı aldı.
Bu mesajın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘yaradığını’ sananlar yanılıyor.
Aslında Erdoğan bu direnme ile kişisel anlamda ‘hodri meydan’ dediği batı dünyasının kendisine yönelik ‘rövanşist’ davranışlar içinde olacağını çok iyi biliyor.
Ama başka çaresi yok.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, aslına rücu ederek batı dünyasını ‘Hristiyan kulübü’ olarak görme noktasına geldiğini hepimiz biliyoruz.
Misilleme geliyor.
Ufukta Erdoğan’a karşı misilleme var.
Erdoğan AKP iktidarı döneminde dış politikasını hep ‘emanetçi’ ile götürdü.
FETÖ bu boşluktan çıktı.
İngiltere ardından da ABD ile ilişkilerini iktidara karşı kullandı. Önce Abdullah Gül, ardından Ahmet Davutoğlu da bu ihtiyaç ve boşluktan çıktı.
Sonuç, Erdoğan için hayal kırıklığı ve güvensizlik oldu.
Davutoğlu da başbakan olunca kendisini içte ve dışta kuşatılmış saydı.
Başbakan Binali Yıldırım’a ‘organizasyon ve yönetme yeteneği’ dâhil güveni tam. O anlamda rahat.
Dış politikada da hem yönetiyor hem de öğreniyor.
Yanlışlarını da görüyor. Öncelikle iç politikada yaptığı yanlışlıkları ve haksızlıkları.
Putin ile hukukunu da bu çerçevede görmek gerekiyor.
Putin’in karşısına iç siyasette güçlü olduğunu göstermek için de ‘demokrasi nöbetini’ Çarşamba gününe kadar uzattı.
Peki, hemen darbe öncesi İsrail ile anlaşan, Rusya’dan özür dileyen ve de Suriye konusunda çözüme hazır olduğunu açık açık söyleyen iktidar ve Erdoğan’ın hedefi ne?
Ya da neyin pazarlığı?
Bu soruların cevaplarını zamanı gelince öğreneceğiz.
Türkiye Menderes, Demirel ve Ecevit döneminde ne zaman batı kulübü ile ‘papaz olduysa’ Rusya ile yakınlaştı. En çok da AKP iktidarı döneminde yakınlaştı. Bunun en önemli sebebi Putin’in olumlu yaklaşımı ve de en önemlisi enerji gücü.
AB ve ABD’ye karşı NATO’nun da AB gibi ‘parçalanması’ ihtimaline karşı ‘büyük parçayı’ Ankara’ya taşıma eğilimindeki Erdoğan yedek olarak da elinde  Shangai beşlisini tutuyor anlaşılan.
Sadece Türkiye mi?
AB’nin her iki tarafı da Rusya, İran ve Şangay Beşlisi’ne, göz kırpıyor. ABD’ye, ‘bak oraya dâhil olurum’ mesajı veriyor.
Yanlış ve eksik bir duruş…
Çünkü 2015 verilerine göre toplam ihracatımızın yüzde 43,5’i AB üyesi ülkelerle. AB üyesi olmayan ülkelerle ihracatımızın oranı yüzde 9,6. İhracatımızın yüzde 21,6’sını da Ortadoğu ülkeleri izliyor.
Rusya ve bağımsız devletler topluluğu ile ihracatımız ise toplamda sadece  yüzde 7,3’dür. Şangay Beşlisi’nin kaptan gemisi ile ihracatımız topu topu yüzde 1 ile ancak 2,4 milyar dolar…
Evet, batı bizi kabullenemiyor. Ama 4 milyon soydaşımız yıllardır Batı Avrupa’da yaşıyor. Çin ise en eski tanış hatta en eski düşmandır.
Ve Türkleri çok iyi tanıyor.
Rusya ile iyi ilişkiler kurulabilir. Ama AB ve ABD de biliyor ki bu ilişkiler asla kalıcı olamaz. Türkiye batıdan vaz geçemez. Bu sadece ABD’nin de olumlu bakacağı Büyük Avrupa Projesi ile olur.
O zaman da Şangay Beşlisi kendiliğinden tarih olur..
Peki, Erdoğan bunları bilmiyor mu?
Biliyor, zamana oynuyor.
CHP ve MHP’nin desteği bu anlamda çok önemli. Uzlaşmaz tutum takınmayan ama farklılıklarını da muhafaza eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yıldızı her geçen gün parlayacak. CHP’nin de…
Kavgacı ve bozguncu olmayan, ama farklı.
Kusura bakmasın MHP ve Sayın Bahçeli için bu fotoğraf aynı değil. MHP’de AKP ile süratli bir aynılaşma var.
Erdoğan Batı’yı rekabete zorluyor.
İnşallah başarır. Türkiye adına da kendi adına da.
İstanbul Sanayi Odası, cuma günü Erdal Bahçıvan’ın başkanlığında yabancı ülkelerde yatırım yapan 300 sanayiciyi topluyor.
Başbakan Binali Yıldırım da dört-beş bakanıyla çıkarma yapacak.
Size muhtaç değiliz açısından doğru bir bakış açısı. Tebrik ederiz.
Peki, Erdoğan batı ile Rusya arasındaki rekabeti başlatmada başarılı olamazsa ne olur?
Türkiye her sıkıştığında sandığın yolu görünür.
O zaman ya milli mutabakat ya da seçim.
Tercih sizin.


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.