banner87
 AKP dışında herkes, “Türkiye’nin çok kötü bir yere geldiğini” düşünüyor.  AKP yönetiminin Suriye saplantısını geride bırakarak IŞİD’e karşı savaşıma doğrudan katılmaya, bu katılışı da  Makyavelist manevraları “kötü bir yerde olma” durumunu düzeltmiyor.   Ve maalesef yanlışta ısrarlı!   Bu kötü durum, AKP’nin, “Kaplanın sırtına binebilirsiniz ama sonra yem olmayı göze almadan inemezsiniz...” deyimini akla getiren dış politikasının bir sonucu.    Kaplan kim? Herhalde tek tek sıralamaya gerek yok.   Bu düşünceye  göre, Kürt sorunu da çözülecek, Ortadoğu da  Türkiye kapitalizminin kullanımına açılacak, bu arada ülkenin enerji sorunu da çözülecektir.    Bugünkü “çok kötü durumun” ortaya çıkmasında egemen sermayenin de büyük payı var, o da bindiği yerden inemiyor!    AKP yönetimi aldığı o destekle, kendini adeta, “Tanrı’nın seçilmiş aracı” sanma hastalığına kapıldı; Suriye’de rejimi değiştirme heyecanıyla gitti bu kez kendisi bir canavarın, cihatis hareketin, IŞİD’in sırtına bindi. Bu canavarı sürerek Şam’dan Mısır’a kadar olan bölgeye bir Osmanlı barışı getirecekti.    Sonrası malum... Yangın, yıkım, terör, ülke yönetilemez hale geldi.    Her geçen gün artan ve dayanılmaz hale gelen baskı, keyfi yönetim şiddeti...    Yasama, yürütme, yargı üçlüsünü AKP lideriyle “bir”leştirerek merkezileşen totaliter, giderek faşizan özellikler kazanan bir yönetim şekli. Tam ortadan bölünmekte olan bir toplum.    Dünün ‘mağdurları’nın kendine göre bir İslam anlayışı.   Faiz haram mı? Haksızlık zalimlik mi? Adalet nerede? Helal-haram ne?    Bir yanda Vahabi inanç temelli iktidar ve de ‘değersiz ötekiler’    Yani bizler?    Bir İran atasözü ‘zer gadrin zerger bilir, ne bilir her divane’ der. Altının değerini, kuyumcu bilir. Ama Onlar Zarrab’ı yani Sarraf’ı bilir…   İktidar canavarın sırtında    Sona yaklaşırken, iktidar “canavarın sırtından” inmek istiyor. İnince canavara yem olamamak için Batı’ya sığınmaya çalışıyor. Batı, “Canavarla birlikte olmaz! Önce canavarı öldür, sonra sen gel” diyor.          Ne yazık ki AKP yönetiminin, siyasal Vahabi düşünce sistemine bakınca, “hem kendini hem de ülkeyi bu canavara yem edecek” diye düşünmeden edemiyoruz.    Bu kötü durumdan nasıl çıkılır?     Cephe mücadelesiyle. Cumhuriyetçi demokrat cephe ile.       Bu çabalar var. Yeterli değil.    Ama ne yazık ki bu kötü durumdan hasar görmeden çıkmak olanaklı değil. Şunları da göz önüne almak gerekiyor:    İktidar kanadı siyasi olarak  siyasal İslam cihatçı gruplarla politik, pratik, ideolojik olarak bütünleşmiştir. IŞİD’in Türkiye toplumunda bir ilişkiler ağı, lojistik ve personel desteği var. Devletin güvenlik yapılanması içinde kurduğu söylenen ilişkilerden oluşan karmaşık bir yapılanma söz konusudur.   Cumhurbaşkanı Erdoğan maalesef başta  MİT olmak üzere hemen hemen her kesime, kendi mahallesine bile  güvenini kaybetmiştir.    Kürt sorununda silahların susmasına olanak sağlayacak bir barış ve siyasi pazarlıklar sürecine geri dönmeden, cihatçı terörle mücadele edilemez. Türkiye’nin Suriye politikasının, ülkeyi bu bataklıktan çıkaracak biçimde değişmesi gerekirken, “U” dönüşünden sonra, IŞİD’le doğrudan savaş adına daha derinlemesine girme olasılığı beliriyor. Bu “U” dönüşün, siyasal İslamın genç-işçiler kesimlerinde radikalleşme eğilimlerini güçlendirme olasılığı yüksek. AKP, iktidarını seçimlerle devredecek sıradan bir parti değil. Durumun düzelmeden önce, daha da kötüleşme” olasılığı çok yüksek.    Bu kötü durumdan çıkmaya başlamak için siyasal Vahabiliği  anlayabilen bir önderlik, meydanlarda bunu anlatacak tek düşünce Cumhuriyetçi demokratlar  büyük kalabalıklar, genel seçimlerde AKP’yi hükümetten düşürebilecek ezici bir sonuç gerekiyor. Bunu başarabilmek için de Siyasal Vahabiliğin toplumdaki etkisini kırabilecek, kitlesel, kurumsal ve kültürel bir güce sahip, laiklikten taviz vermeden kapsayıcı olmayı başarabilecek demokratik bir muhalefeti hızla inşa etmek gerekiyor.   Bu görevi CHP yapmalı. Peki, yapabiliyor mu?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.