banner87
  Gazetecilerin şansı mı şanssızlığı mı bilmem, gündemi 7 gün 24 saat değişen bir ülkede yaşıyoruz ki tam sabit bir konu belirleyip yazmaya karar verdiğiniz anda, onu ezip geçen, silip süpüren bir başka konu düşüyor önünüze… Gündem değişiyor, her şey eskiyiveriyor birden…    Misal tam günlerdir konuşulan ve artık can almaya başlayan bir konuda, Suriyeliler konusunda yazacakken, Fransa’nın Türkiye’deki büyükelçilik ve konsolosluklarını ikinci bir emre kadar kapattığı haberleri geliyor.   Sağlık sisteminde sorunların çözüldüğünü, hastanelerin adeta gül bahçesine döndüğünü söyleyen Başbakanın, “Artık acil servislere kız bakmaya gidiyorlar” cümlesinin yarattığı sarsıntı bitmemişken, Batman’ın koskoca bir mahallesinde elektrikler bilinçli olarak kesiliyor ve elektrikle çalışan aletlerle evde bakımı devam eden hastalar adeta ölüme terk ediliyor.   Hangisini saymalı?   Kabul etmek gerekir ki Suriyeliler olgusu günlük hayatımızın bir parçası haline geldi. Birçok işyeri daha ucuza çalıştıkları için Türkler’i veya Kürtler’i değil, Suriyeliler’i işe almaya başladı. Suriyeliler, İstanbul gibi büyük şehirlerin hem merkezlerinde, hem varoşlarında, giderek gettolaşmaya dönerek kendilerine bir yaşam alanı kuruyor. İstanbul’da Taksim ve Sultanahmet gibi turistik merkezlerin dışında Aksaray, Fatih, Fındıkzade gibi şehrin en eski semtlerinde de tabelalar Arapçaya dönüyor. Arap usulü tavuk dönerden tutun, Şam’ın Osmanlı mutfağına kadar birçok yemeğin satıldığı ve Suriyeliler’in çalıştırdığı restoranlar, neredeyse kebapçılardan daha çok görünür olmaya başladı. Artık işyeri kuruyorlar, yanlarında Suriyeliler’i çalıştırıyorlar ve müşterileri de zaten Suriyeli… Yani ekonomiye bir şekilde katılıyorlar diyelim… Peki ama kültürel ve sosyal sorunlar ne olacak? Daha birkaç gün önce Konya’nın sakin ilçelerinden biri olan Beyşehir’de gençler arasında yaşanan, iki kişinin öldüğü kavga bize gösterdi ki iki taraf da birbirini öldürebilecek bir noktaya çok kolay gelebiliyor. Beyşehir’deki olay görünürde bir sokak köpeğinin Suriyeliler tarafından tekmelenmesiydi. Beyşehirlilerin, bir inşaatta çalışan Suriyelilerin tümünü şehirden kovmasıyla sonuçlandı.    Dün İzmir’de yaşanan bir başka olayda ise, gürültü yapan Suriyeli komşularını uyaran baba-oğul bıçaklandı. Bu sorunlar başka şehirlerde de yaşanabilir çünkü Suriyeliler neredeyse bütün Anadolu şehirlerine yayılmış durumda. “Bu Suriyeliler yakında Kilis ve Hatay’da çoğunluk olur, toprak isterler” safsatalarını bir kenara bırakalım ama nüfus planlaması çok önemli bir sorun olarak önümüzde duruyor. Geçen yıl Türkiye’de doğan Suriyeli bebek sayısının 55 bin olduğu söyleniyor. Bu insanları nüfus planlamasına yönelik bir eğitimden geçirdiklerini veya bilgi verdiklerini hiç sanmıyorum. Çünkü bugünkü iktidar, bizzat Cumhurbaşkanı’nın ağzından en az üç-dört çocuk yapın tavsiyelerinde bulunmaktan çekinmiyor. İyi öğrenim görmüş, meslek sahibi veya imkânı olan zengin Suriyeliler’in çoktan Avrupa’ya gittiğini, bizdekilerin çoğunun eğitimsiz olduğunu düşünürsek, şu anda Türkiye’de olduğu söylenen 3 milyon Suriyeli’nin -kayıtdışı rakamlarla birlikte aslında 5 milyon oldukları iddia ediliyor- sayısının yakında kaç milyona çıkacağını varın siz hesaplayın. Üstelik bunlardan kaçının suça karıştığını, kaçının IŞİD sempatizanı olduğunu, sokaklarda yaşayan kaç çocuğun uyuşturucu bağımlısı olduğunu, kaç kızın fuhuşa sürüklendiğini henüz bilmiyoruz…    Bildiğimiz bir şey var o da şu, bugün Türkiye’yi yöneten insanlar hepimizin hayatını yıllarca zora sokacak yanlış politikalar uyguladılar. Suriye’nin iç savaşa girmesine, insanların evlerini barklarını bırakıp kaçmak zorunda kalmasına ve en sonunda gelip buraya sığınmalarına sebep oldular. Maalesef bu yanlış politikaların değişmesi de yakın zamanda mümkün görünmüyor…    Bu yanlış politikalar nedeniyle yakında evimizden çıkamaz hale gelirsek şaşırmayın. Türkiye’de son bir yılda IŞİD’in yaptığı bombalı saldırılarda yüzlerce insan hayatını kaybetti. Bu saldırılar öncesinde Amerikan ve Alman konsolosluklarının yaptığı güvenlik uyarıları bizim yetkili makamlarımızdan tepki görmüştü. Bugün de Fransa İstanbul’daki konsolosluğu ile Ankara’daki büyükelçiliğini ikinci bir emre kadar kapattığını açıkladı. Bakalım bizim yetkililerimiz bu istihbaratla ilgili tedbir alacaklar mı?  Kendinize mukayyet olun, görünen o ki tek başınayız…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.