#namuslusavcıgöreve!
Savcılar Türkiye'nin dört bir tarafında harekete geçti. Artık AB yerine 'Gezi'den sorumlu Bakan olan Egemen Bağış'ın, 'Gezi' protestocularını 'terörist' olarak tanımlamasının ardından epeydir alıştığımız gece baskınları, kitlesel gözaltı haberleri peş peşe gelmeye başladı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in “Sevinmeyin, deliller yolda” sözleri ise yalnız serbest bırakılanlara tehdit değil, onları serbest bırakan yargıya ve yeterince delil üretemeden mahkemeye gönderen emniyete de adeta 'yol haritası' verdi.
Daha ilk günden beri iç ve dış odakların ortak komplosu olduğu tezini işlemeye çalışan AKP, bir türlü istediği etkiyi yaratamadığından olacak, partililer nöbetleşe bu iddiaları sürdürüyor. Benim bu satırları yazdığım cuma günü AKP Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu'nun, Gezi Parkı olaylarının arkasında uluslararası bir organizasyon olduğu iddiası yer aldı medyada. Soylu, her şeyin 'İnternetime Dokunma' ile başladığını, Emek Sineması'nın yıkımında ve 1 Mayıs'ta denendiğini, başarıya ulaşamadığını söyledi.
Bütün bu vahim sözlerin ortaya koyduğu tablo, Başbakan'ın kişisel özellikleriyle açıklanamayacağı gibi, son yıllarda hukuk dilinin yerini alan 'kibir, vicdan, güç sarhoşluğu' gibi ruhani terimlere indirgenerek hiç açıklanamaz. Hatta, hukuk dilinin yerini ruhani terimlerin alması ve bu 'dönüşüme' entelektüel, aydın kesimin de ayak uydurması bile başlı başına 'Gezi' isyanlarını açıklayacak verilerden biridir.
Hâlâ gerçeği çarpıtmaya, sorunu 'tek adam'la açıklamaya çalışanların suyu bulandırmasına izin vermemek gerekir. Sorun; hukuku askıya almakta, yasaları keyfine göre kullanmakta sakınca görmeyen, üstelik bunu da en küçük bir çekince duymadan dillendirme cüreti bulabilen İslami dikta heveslisi bir hükümetin işbaşında olmasıdır. Ve görünen o ki; 10 yıllık hükümet olmanın sonucunda ele geçirdiği ve yeniden yapılandırdığı tüm legal-illegal güçleri devreye sokarak, muhalefeti ezmekte kararlıdır.
Aslına bakarsanız, savcıların protestocuların arkasında ısrarla örgüt araması, bir örgüt olmadığını bilmediklerinden değil, hükümeti tatmin edecek bir sonuç yaratma çabalarındandır.
PEKİ BİR ÖRGÜT YOK MU?
Ayrıca ortada olan bir örgütü niye başka yerlerde aradıklarını da anlamıyorum. Bu örgüt zaten 'Gezi' olayları sırasında tüm delilleriyle birlikte kamuoyunun tanıklığında ortalıkta 'gezi'ndi.
Örneğin, protestoculara gözaltında sorulan sorulardan hareketle biz de şunları sorsak;
1- X partisinin başkanı, kendisini protesto edenlere hakaretler yağdırsa, 'kendi tabanımı zor tutuyorum, ona göre' dese,
2- X partisi bir miting yapsa ve genel başkanı, oradaki kitleye, karşıt göstericilerin bir camiye saygısızlık ettiğini yani (kutsallara hakaret ettiğini) söylese, bu provokasyon suçunu oluştur mu? (Bkz:6-7 Eylül Olayları)
3- Bu konuşmalar üzerine meydana çıkan eli satırlı gruplar, protestocuların üzerine saldırsa...?
Hukukçular, kendi durdukları yere göre yanıt verecektir. Bana göre de yanıtları kuşkusuz, hukuki değil, siyasi bir 'suç'u tanımlar ama iktidarı kimin elinde tuttuğuna göre de değişir. Ama hiçbir iktidarın değiştiremeyeceği evrensel hukuka göre suç olan ve kamu güvenliği için acilen soruşturulması gereken suçlar tanıklı kanıtlı ortada duruyor.
1- Savcılar eli satırlı gruplar kimler olduğu, kimlerden emir aldıkları, para alıp almadıkları , çivili sopalı 'sivil'lerin kimler oldukları, kimden emir aldıklarını sormayacak mı?
2- 23 yaşındaki gencecik bir kızı 10 adım öteden plastik mermiyle gözünden vuran, zekâları karşısında aciz kalmanın öfkesini, kafalarına ateş ederek çıkarmaya çalışan, yaralıların sığındığı evleri, revirleri gaza boğan, revirlerdeki ilaçları toplayıp adeta hastaları ölüme terk eden, doktorları tutuklayan polislere bu şiddetin icazetini kimden aldıkları sorulmayacak mı?
3- Avukatları, kadın örgütlerini, sanatçıları sistemli yayınlarla hedef gösteren, itibarını sarsan, yalan haber yapan medya organlarını ve 7'sinin birden aynı manşeti atmasını sağlayan gücü, kimse sorgulamayacak mı?
Biliyoruz, bu ülkede yargı hiçbir zaman bağımsız olmadı ama askeri darbe döneminde bile yürekli savcılar çıktı. Şimdi yeniden yaşadığımız bu OHAL döneminde de hukuka bağlı, namuslu savcıların ve hakimlerin, Adalet'e sahip çıkacaklarına eminim. #namuslusavcıgöreve!