Tankların sokağa çıkması, Gazi Meclisin bombalanması ve demokrasiye darbe girişimi...

Ardından finansal piyasalarımıza yapılan saldırı.

Emperyalistler, ekonomik 'suikastçılarını' görevlendirdiler bile...
Darbe girişimi, ekonomimize doğru yön değiştirdi.

Maalesef gözlerini halkın ve emekçinin cebine diktiler.

Matthew Rothschild, 1980 darbesi sonrası Multinational Monitor' deki yazısında ne demişti?
'Ather the tanks come the banks' yani 'Tanklardan sonra bankalar gelir'.

S&P, kendi kendine gelin güvey

Günümüzde de strateji benzer. Hamam aynı tellallar değişmiş misali.
Sadece bankaların veya fonların hareketlerine artık kredi derecelendirme kuruluşları yön veriyor.

Moody's ülke kredi notumuzu değerlendirmeye aldığını açıkladı bile...
Ardından Fitch'den Türkiye bankalarına 'risk' uyarısı geldi.

Darbe girişiminden 4 gün önce Türkiye müdürünü değiştiren S&P, ülke notumuzu düşürdü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ' S&P ile zaten anlaşmamız yok. Kendi kendilerine gelin güvey oluyorlar.' dedi.

Peki, yeni müdür Fevzi Timuçin Engin' in karar da etkisi var mı?
Şimdilik bilemiyoruz.

Ve Fevzi Timuçin Engin'den açıklama bekliyoruz.

'2001 Anayasa kitapçığı' krizinde de bazı durumları bilmiyorduk.
Ama daha sonra hangi yabancı bankaların, kimlerin imzası ile piyasadan milyar $’ları çektiğini...
Hangi Türk bankalarının, sivil toplum kuruluşlarının veya şirketlerin kriz öncesi yüklü döviz aldığını öğrendik.
Kimlerin 'uçuk' gecelik faizlerde paralarını park ettiklerini ve bunun da krizi nasıl tetiklediğini de...

Kanuni veya yasal mıydı? Olabilir.
Ama ülkeye ve emekçilere verdiği zarar yüzünden 'ahlaki' olup olmadığı hala tartışılıyor.

Yine de her kaybedişi, aslında bir tecrübe kazanışı olarak görmek lazım.
Mesela 'içimizdeki İrlandalılar' aynı şeyleri tekrar yapabilir mi? Sanmam.

Zira Merrill Lynch' in eski yöneticisi Mehmet Şimşek bu konuları iyi bilir.
Genç bir Finansal Stratejist olarak bende...

Belki de TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes,  MÜSİAD Başkanı Nail Olpak üyelerini, bu ' milli konuda ' bilgilendirmiştir bile...

Yapmadılarsa geç kalmasınlar!

Ortak olduğumuz unutulmamalı

Şimdilik konuşulması gerekenler ise başka...

Ülke kredi notumuzu değerlendirmeye alan kuruluşlara, küreselleşen ekonomide aslında 'ortak' olduğumuzu hatırlatmalıyız.
Zira yabancı sermaye, Türkiye de bankalar ve iştirakleri başta olmak üzere bir çok şirketin ortaklarıdır.
Hatta borsamızdaki yabancı payı göreceli olarak son derece yüksektir.

Yani bazı yabancılar teknik olarak 'ortak' değilse bile Türk şirketlerinin hisselerine sahip...

Ülke notu, şirket notuna tavan kabul edildiğine göre...
Türkiye 'yatırım yapılabilir' ülke notunu kaybeder ise bundan yabancılarda etkilenecektir.

Yani uluslararası değerlendirme kuruluşlarının yapacağı bir not indirimi, kendi 'ayaklarına sıkmak' olarak da tabir edilebilir.

Hatta belki kendi kafalarına...

Çünkü zaten küresel bir durgunluk var.
Büyük merkez bankaları dünya ekonomisini fonluyor.
Faizler negatif de...

Türkiye ise iç tüketimle bile olsa büyüyor.
Evet, her ülke ekonomisi gibi sorunlarımız var. Ama makro ekonomik dengeler kuvvetli...
Banka ve şirketlerimiz karlı...

Avrupa da zarar eden bazı banka ve şirketler, Türkiye deki yatırımlarına 'bel bağlamış' durum da...
Hatta küreselleşen dünyada Türk şirketleri, 'krizdeki' yabancı ortaklarını 'sırtında taşıyor' denilebilir. 

Ayrıca daha bir kaç haftaya kadar 'normalleşme' süreci ile Türkiye de 'iş yapma ikliminin bahara dönmesi' bekleniyordu.

Moody's Başkan Yardımcısının raporu

Zira bunu en güzel, bizi değerlendirmeye alan Moody's in Kıdemli Başkan Yardımcısı Kristin Lindow, 4 Temmuzdaki raporunda ortaya koymuştu.

Lindow şuan Moody's in İsrail Başanalisti... Geçmişte de uzun yıllar Türkiye Başanalistliğini yaptı.

Rapor da,
'Mısır'ın kıyı şeridinde gaz yatakları keşfedildiğinden, İsrail için uzun vadeli müşteri olamayabilir.
Türkiye ile normalleşme ise fırsat yaratabilir.
Belki de İsrail için Leviathan’dan Avrupa'ya gaz ihracatında rota bile sağlayabilir.' demiş
ve 'normalleşmenin bölgesel politik istikrara destek olmasını beklediğini' eklemişti.

Türkiye ile İsrail 'normalleşmesinin' ülkelerin ekonomileri için de 'olumlu' olabileceği olarak algılanan raporu 10 gün önce yazan Lindow Hanım...

Bakalım ülkemizin notunu değerlendirmeye alan kurumuna 'Uzun vadeli düşünülmeli. Bazı ekonomik aktivitelerdeki olabilecek aşağı yönlü baskının, kalıcı olup olmadığı gözlenmeli ve acele karar verilmemeli' diyebilecek mi?

İşte o zaman bu düşüşleri 'alım fırsatı' olarak gören 'iyi gün dostlarımız' ortaya çıkabilir.

Tabi birileri kendilerine önem addettirmek ve koltuklarını sağlamlaştırmak için, işlerin bir süre daha kötüye dönmesine 'göz yummazlar' ise...

Böyle kişiler varsa Hz. Ali' nin şu lafını hatırlatmak isterim.
'Her şeyi affedin ama vatana ihaneti asla'...

Vesselam.


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.