Ataerkilliğin gizli egemen zihniyet olduğu işbu topraklarda bir erkeğin kimlik öğelerinden biri de takım tarafgirliğidir. Nasıl siyasette bir liderin tarafgiri isen bir de uğruna öleceğin(!), küfredeceğin bir takım gereklidir.
Seçim şansı sınırlıdır; çevre hâkim etmendir. Muhtemeldir ki milliyetçiliğini güdeceğin bir ırkın doğuştan bellidir. Şehitlik mertebesi için din de bellidir. Sıra baba, dede ya da girmek istediğin arkadaş çetesinin hâkim etmen olacağı takım seçimindedir. Ve artık hem ırkın hem dinin hem takımın en büyüktür. En büyük lider seçimi ile ataerkil düzen erkeğinin, eğitim ve zevk anlayışı gerektirmeyen ana dört karakter girdisi oluşmuştur.
Ben de bana her hafta yoğurt getiren, kimi zaman bunun için kilometrelerce yürüyen dedem sayesinde Fenerbahçeli oldum zannediyorum. Babam Galatasaraylı olduğu için sallantılar yaşasam da Cumhuriyet Gazetesi’nde okuduğum “Fenerbahçe Cumhuriyeti tarihi” adlı yazı dizisi tercihimi sağlamlaştırdı. Üstüne 89-90 sezonunda Rıdvan, Aykut, Oğuz’lu 100 gollü sezonu yaşayınca kanımın kırmızı oluşuna bile tepki duyduğum hormonal yıllar, fanatik dönem başladı.
Irkımın üstün olduğu gizli hissinden sıyrılmak, dinler tarihini okumak ve de en nihayetinde her türlü lider aşkından sıyrılmak uzun yıllarımı aldı. Dünya vatandaşı olabilmek zor; yerel tüm fanatik öğretiler nedeniyle…
Fanatik olmayı bırakın adeta taraftarı bile sayılmam artık Fenerbahçe’nin… Feda sezonundan bu yana adeta Beşiktaşlıyım. Trabzonspor yeni bir takım kuruyor; menajerlik oyunu oynar gibi takipteyim ve onlar adına heyecanlıyım. Osmanlıspor’da Aminu-Ndiaye-Dlarge üçlüsüne hayranım. Rıza Çalımbay gibi centilmen bir hocanın hakemler nedeniyle yara alan kariyerine üzülüyorum. Aykut Kocaman 120 km koşturacak başka bir takım buldu, bir proje takımı olarak renk katıyorlar, takipteyim. Özetle; artık bir futbolseverim.
Kutsal yani AZİZ sanılan bir BAHÇE’de uyandım asıl güzel olanın futbol olduğuna. İster bir ülke olsun ister bir takımsal camia; lider kültünün oluştuğu yerde mutsuzluktan başka bir bakiye oluşmuyor yıllar içinde. Çünkü tüm biat edenler tek bir kişinin görüşüne inanıyor.
Ve en önemlisi biatçı zihinler sorgulamıyor bile. Örneğin Aziz Yıldırım çıkıyor; dokuz senede yalnızca iki sezon şampiyon olabilmiş diyor, Gökhan Gönül hakkında. “Yahu sen baş sorumlusun, başkansın; nasıl tek bir futbolcu bundan sorumlu olabilir?!” denilmiyor. Gökhan Gönül’ün Fenerbahçe’den kovulduğunun farkında değiller. Gökhan Gönül Fenerbahçe’nin teklif ettiği paranın çok altında bir paraya imza attı. Ama paragöz olmakla suçlanıyor, hakkında aşağılayıcı binlerce caps yapılıyor. Kanlı forması Fenerbahçe müzesinden kaldırılıyor.
Fanatik taraftarlık gerçeklere gözlerini kapamayı gerektiriyor. En komiği de futbol kalitesi aranmıyor. İzlemek olanağına sahip on binlerce kişinin neden Premier Lig meftunu olduğu anlaşılmıyor. Maç özetlerinden yoksun futbol programlarında yılan öpülüp, goygoy yapılıyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.