Ve CHP Yüksek Disiplin Kurulu Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'yı yediye karşı sekiz oyla partiden ihraç etti. Yani attı.

Kabak tadı verdi  diyenlerimiz olabilir ama bu olayı bir kez daha hatırlamakta, hatırlatmakta fayda var. Çünkü bu tartışma bitmedi, yeni başlıyor. Aylin Nazlıaka Muharrem İnce ve Mehmet Bekaroğlu'na, bir CHP'li milletvekilinin, "Yeni şeyler Söylemek lazım" diye  TBMM'deki odasındaki Atatürk posterini indirdiğini ve kendisinin ısrarı ile yerine astığını söyledi. Bir süre sonra Türktime.com internet sitesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Yazarı Talat Atilla bu olayı ortaya çıkardı. Takip etti. Kendisini tebrik ederiz. Bu iddia üzerine Veysi Şahin'in yönetimindeki YURT Gazetesi de iddiayı her aşamada izledi, üzerine korkusuzca gitti. Birçok yazar ve gazeteci de. Aylin Hanım iddiayı doğruladı. Ardından da Muharrem İnce.

Buna Karşılık Anlamsız bir biçimde bazı yazar  ve siyasetçiler başta küçümsemeye çalıştı. Oysa Üniter Devlet tartışmalarının yaşandığı günümüzde  bir CHP milletvekilinin bu davranışı ve sözleri çok önemliydi.
 
Aylın Hanım siz yalancı mısınız?

Bu fiili işleyen kim ya da kimlerdir?


Bunu sadece Sayın Aylin Nazlıaka açıkça ortaya koyabilir. Köşem kendisine sonuna kadar açıktır. Ancak, Aylin Hanım kusura bakmayın siz, "yalan ve iftira atmaktan" dolayı CHP'den ihraç edildiniz. Olayı küçümseyenler sizi oyaladı. Şimdi de mahkemeden döneceğiniz gerekçesiyle oyalıyor. Sakın bu vaatlere kanmayın. Konuşmakla başlayın.

Gelelim 7 ve 8 oyun tahliline. Sekiz oy veren CHP'li üyeler Aylin Nazlıaka'yı, "yalan ve arkadaşlarına iftiradan" ihraç etti. Yaşanan bu ise karar doğrudur. Yalan siyasette affedilmeyen bir suçtur. Peki, 7 oy sahibi? Niye Nazlıaka ihraç edilmesin dedi. Kemal Kılıçdaroğlu istedi diyemeyiz. Demez de. Bu yedi yedi kişi Atatürk posterinin duvardan indirilmesinin üzerinde durulmaya değer bir önemde mi görmedi. Sanmıyorum.

O zaman geriye tek bir ihtimal kalıyor. Bu yedi üye, Aylin Nazlıaka'nın doğru söylediğini varsaydı. Ya da ona inandı. Sadece Sayın Nazlıaka değil, Muharrem İnce de, Mehmet Bekaroğlu da bu olayı açık kamuoyuna anlatmalı. Ve YDK üyeleri bu kararlarının gerekçelerini, hatta oylarının renklerini de.
Bu arada bir mektup ele geçirdik. Tarihi bir belge niteliğindeki mektubun sahibi CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray. Yüksek Disiplin Kurulu’na vermiş. Çıray, CHP içindeki, "Cumhuriyetçi-Demokrat" kanadın temsilcisidir. Çıray, CHP içinde gerek Genel  Başkan Yardımcıları, gerekse TBMM Grup Başkanvekilleri, "aman tartışmalar bize bulaşmasın" mantığıyla sessiz kalırken, kendisini riske atarak olayın üstüne açık açık gitti. Gerekçesi de bu iddiaları AKP'nin Kılıçdaroğlu ve CHP'ye karşı kullanmalarıydı. Akıllıca bir hamleydi bu. İşte Aytun Çıray'ın YDK'ya verdiği mektup.
 
Görmezden gelinseydi AKP istismar ederdi

“Sayın Nazlıaka’nın söylemi ile Meclisteki odasında  Atatürk’ün resmini indiren  CHP milletvekili olayına çok sert bir tepki vermiştim. Bu milletvekili kimse CHP yetkili kurulları tarafından kulağından tutulup derhal kapının önüne konulması gerektiğini söylemiştim. Bazı yazarlar olayın bu ölçüde büyütülmüş olmasını eleştirdiler. Bizans düştü düşecekken ‘meleklerin cinsiyetini tartışan Bizanslı rahiplerin durumuna benzettiler. Hâlbuki olay görmezden gelinseydi AKP bunu meydanlarda kullanacak ve hem CHP’ye, hem de Türkiye’ye büyük zarar verecekti. Çünkü olay eğer bir şuursuzluktan kaynaklanmıyorsa, Türk Milleti ve Atatürk düşmanlığının ifadesiydi.
Bakın, hiç kimse kendine ait bir ofiste, iş yerinde, özel mekânda bir Atatürk tablosu bulundurmaya mecbur değil. Yine kendi dünya görüşünü, siyasetini, program ve projelerini Atatürk’le ilişkilendirmeyen hiçbir partinin kendilerine ait mekânlarda Atatürk resimlerine yer vermesi gerekmiyor. Onları böyle yapmıyorlar diye ne kınayabiliriz, ne de böyle yapmaları için zorlayabiliriz. Fakat durum böyle değil. Sayın Nazlıaka’nın anlattığı olay kurucusu Atatürk olan CHP’nin bir milletvekilinin TBMM’deki odasında geçiyordu.
 
‘Yeni şeyler söylemek lâzım’

Bizim Meclis’teki odalarımızda fonunu Türk Bayrağının oluşturduğu tablonun sol kısmında Atatürk Portresi, sağ kısmında  TBMM’sinin ön cephesinin görüntüsü yer alıyor. Sağ alt köşede ise Atatürk imzalı ‘Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir’ sözü yer alıyor. Sayın Nazlıaka olayın faili CHP milletvekiline neden Atatürk tablosunu indirdin diye şaşkınlıkla sorduğunda şu cevabı aldığını söylemişti: ‘Yeni şeyler söylemek lazım’. Kısaca, olay Sayın Nazlıaka’nın ifadesine göre bu doğrudan doğruya Türk Milletine ve onun egemenlik sembollerine yapılmış, bir an tahammül edilemeyecek çok ağır, ahlaksız bir cürüm gibi görünüyordu. Böyle bir cürüm iddiasından sonra ‘bu milletvekilinin kimse CHP Yetkili Kurulları tarafından kulağından tutulup derhal kapının önüne konulması gerektiğini’ söylememden daha doğal ne olabilirdi.
 
Gerçek gazetecilere teşekkür borçluyuz

Bu olay ortaya çıktığında bazı kötü niyetli yazarların fırsat bu fırsat deyip olayın üstüne atlayarak ‘Atatürk tabu değildir, Atatürk de tartışılır’ diye döktürmesi boşuna değildir. Eğer olaya CHP’li olarak bizler sahip çıkmasaydık kurucu değerlere karşı olanların nasıl kullanacaklarının göstergesidir bu yazılar. Bu nedenle hepimizi ne kadar üzmüş olursa olsun bu olayın kamuya doğru mal olmasını sağlayan asıl gazetecilere sadece CHP adına değil Türk Milleti adına da şükran borçluyuz.
Sayın Nazlıaka’nın Sayın Kılıçdaroğlu’na ismini verdiği arkadaşımız ise derin bir üzüntü içindedir. O arkadaşımızın Atatürk’e sadakati bellidir. Kendisi belgelerle böyle bir şeyi yapmamış olduğunu da ortaya koymuştur. O halde şimdi tarihsel nedenlerden ötürü CHP’nin yüksek disiplin kurulu üyelerine çok özel bir rol düşüyor. CHP, kurucu misyonuna zarar verecek safralardan mutlaka kurtulmak zorundadır. Aksi halde CHP ile birlikte Türkiye’nin ve Türk Milletinin de bu konjonktürden büyük bir zayiata uğramadan çıkması imkânsız gibidir. Saygılarımla.”
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.