31Mart 2017’de İzmir Kemalpaşa’da
oldukça alışılmamış bir etkinlik gerçekleşti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından
gerçekleşen 1. Yerel Tohum Buluşması adlı etkinliğe Cumhurbaşkanı’nın eşi
Emine Erdoğan da katıldı.
Hâlbuki 2010 yılından bu yana birçok il
ve ilçede defalarca yerel tohum takas şenlikleri
/etkinlikleri) yapılmıştır.
Birinci denilen bu etkinlik bakanlığın ilk
etkinliğidir.
2006 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanunu
ile bakanlığın geçenlerde gönderdiği bir
yazıda da itiraf ettiği gibi köylünün yerel tohumları
ve bunlardan üretilen fideleri satması
yasaklanmıştı.
Bu yasa şüphesiz çoğunluğu yabancı
tohum şirketlerinin çıkarına hizmet ediyordu.
Yasanın çıktığı on yıldır birçok yerel
tohum şenliği yapılmasına karşın, ikincisi
resmi kurumlarca engellemeye çalışılmış,
sonrakilere bir araştırma enstitüsü ve birkaç
tarım il ve ilçe müdürlüğü dışında kamu yönetimi ilgisiz kalmıştı.
Belediyeler ise desteklemişlerdir.
Şimdi on yıl sonra ne değişti ki bakanlık
bizzat kendisi bir yerel tohum etkinliği düzenliyor?
Bunun temel nedeni bu geçen on yıldır
ülkede yerel tohumu savunma yönünde
güçlü bir kamuoyunun oluşmuş olmasına
karşılık, yakında tohum şirketleri lehine yeni
bir tarım politikasının belirlenmekte olmasıdır.
Öncelikle kamuoyundaki ciddi bilinçlenmenin
zihinsel bir hegemonya yaratmış olduğu
bir gerçektir.
Bakanlık bu hegemonyaya karşı çıkacak
morali gösteremiyor.
Emine Erdoğan’ın konuşmasını okurken
on yıldır bu konuda konuşma yapan bir yerel
tohum üreticisini/eylemcisini dinliyormuş
gibi hissediyoruz.
Şu sözlerin altına hepimiz imza atarız
şüphesiz:
“Gıda konusu küresel kapitalizm elinde
bir silaha dönüşmüştür…Tarımsal verimlili-
ğin ancak kimyasallarla mümkün olduğu iddialarına
karşın, dünyada gıda kıtlığından çok
gıdaya erişim sorunu vardır.”
Etkinlikte bir miktar da tohum dağıtıldı.
Bir kısmının kimyasallarla boyanmış olduğu
görüldü ki yerel tohumda bu işlem yapılmaz.
Tarım Bakanlığı bir süredir yeni bir politika
belirlemeye çalışıyor.
Tahıllar, baklagiller,
yem bitkileri ve yağlı tohumlarda
sertifikalı (büyük öl-
çüde şirketlerce üretilen)
tohumları almayanlara
tarım desteklerini vermemeyi
planlıyor.
Bunların en başında da
mazotun yarısının devlet tarafından
ödenecek olması geliyor.
Bu politika değişikliklerinin tohum şirketleri
tarafından istenildiğini bu kuruluşların
temsilcilerin medyaya yaptıkları açıklamalardan
çok net bir şekilde biliyoruz.
Tarım Bakanlığı bir yandan bu etki altındadır.
Diğer yandan bakanlık kamuoyunun da
baskısını hissetmektedir.
Tarım Bakanlığı yetkilileri 5 dekarın altındaki
işletmelerin bu uygulamadan muaf tutulacağını,
yani bunlara bu desteklerin
sertifikalı tohum kullanmasa da verileceğini
söylemekte ve yazmaktadırlar.
Bakanlık yerel tohumun bu işletmelerle
korunacağını ileri sürmektedir.
Bunun dışında bakanlık yetkilileri; yerel
tohum ile üretilen bazı ürünleri (örneğin İspir
fasulyesi gibi) yetiştiren çiftçileri de bu uygulamadan
ayrı tutacaklarını (yani bunlara da
destekleri vereceklerini) söylemiş iseler de
Buğday Derneği’ne yazdıkları bir yazıdan da
anlaşılacağı gibi bu fikirlerinden caymak istedikleri
anlaşılmaktadır.
Diğer yandan aynı yazıda ve bizzat bana
da söylendiği gibi yerel tohumların da bir şekilde
sertifikalandırılacağı ifade edilmektedir.
Yerel tohum ve bunlardan fideler üreten
çiftçilerin bürokrasiye ve harçlara boğulmadan
sertifikalanmalarını önerdik.
Ancak yazılardan ve açıklamalardan bu
alanda da gene şirketlerin güçlendirileceği
anlaşılmaktadır.
Kısacası yerel tohumun tabutuna yeni bir
çivi çakılmak üzeredir.
ABD gibi ülkelerde yerel tohumların benzer
politikalar ile bazı türlerde yüzde yüze yaklaşan
oranlarda kaybolduğu bilinmektedir.
Birçok çeşit bir daha ulaşılamayacak şekilde
dünyadan yok olmuştur.
Tarım Bakanlığı iki baskı arasında sıkışmıştır.
Bir yandan tohum şirketleri bastırmaktadırlar.
Diğer yandan Türkiye halkı ezici çoğunluğu
ile yerel tohumların önemine inanmakta
ve bunların korunması ve
geliştirilmesini istemektedir.
Dünyanın ilk tarım devrimine beşiklik
etmiş bir coğrafyanın (verimli hilal) bir parçası olan
bu ülke vatandaşlarına da bu yakışır.
İşte Bakanlığın Tohumculuk Kanunu’ndan
on yıl sonra 1. Yerel Tohum Etkinliğini
düzenlemesinin ardında bu etkiler
yatmaktadır diye düşünüyorum.
Bakanlığın yerel tohumdan yana olduğu
yönünde bir algı yaratılmak isteniyor.
Ancak ne yazık ki tarım politikaları
tohum şirketlerini artarak desteklemeye
devam ediyor.
Yerel tohum hareketini durdurmak
mümkün değil.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.