banner87

Bunca sorun varken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, dış politikada yaşanan olumsuzlukları ve politik dönüşlerini ‘perdelemek için’ iç siyaseti gerdiğini anlatmıştım.

Dün, Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili yaptığı açıklamalar bu tezimi doğrular nitelikte.

Halbuki buna gerek yok. Milli politika ancak milli birlik içinde yapılır.

Bunu sağlamak da iktidarların görevidir.

Türkiye’nin en büyük sıkıntısı da budur. Ak Sakal diyebileceğimiz siyasette her kanada sö- zü geçen en önemlisi sözü dinlenen kimsenin olmayışıdır.

Erdoğan Türkiye’yi iç ve dış siyasette kutuplaştırarak aksakalların önünü kesmiştir.

Bu da siyasetin empati ve uzlaşma yönünü ortadan kaldırmaktadır. Buradan Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’a seslenmek istiyorum. Sayın Erdoğan Türkiye 1000 yıllık tarihi macerasının büyük sorunlar ve büyük riskler çağındadır.

Bir cümleyle konuyu  açarsak şunu söyleyebiliriz.

Bu sorunları çözemeyip, bu riskleri yönetemezsek bilinmelidir ki Anadolu’daki varlığımız Sevr’de olduğu gibi Allah korusun küresel güçlerin tartışma envanterine girecektir. Ama sorunun başka bir yönü var. Aynı zamanda Türkiye 1000 yıllık tarihinin en somut imkan ve fırsatlarının da bir adım mesafesinde duruyor. Ancak bir şartla. Sorunları çözme iradesi ortaya koyarak, çözüm önerilerini geliştirerek, risk yönetimini başarı ile tamamlayıp verimli kanallara kanalize etmek şartıyla.

Bu niyette olduğunuzdan şüphem yok. Ama bunu sizin değiminiz ile ‘metal yorgunu’ benim bakışım ile ‘metal yığını’ haline gelmiş AKP ile yapamazsınız. 

AKP revize dilemeyecek kadar yıprandı. Erdoğan ismine yük haline geldi. Size tavsiyem bir an önce bu yükten kurtulun.

Neyse, sizin bileceğiniz iş. Türkiye’de yaşanan sorunları imkan ve avantaj haline getirmenin yolu, sadece silahla değil diplomasiyle ve yaratıcı  bir ‘yeni siyasetle’ mümkün olur. Peki bu o kadar zor mudur?

O zat gibi takıntılarınızdan kurtulursanız evet, sizin için çok kolay. Yukarıda belirttiğim denkleri çözecek altın formülü söyleyeyim.

Bu çözüm formülünün adı ‘başparmak teorisi ve siyasetidir’ Demokrasi ve adalettir. Mısır’daki Rabia işaretinden kaynaklanan bir hareket yaptınız.

Başlangıçta çıkışınız yanlış ve yanlı olsa da Allah var, iyi dönüş yaparak, bu hareketi Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet diye çok başarılı bir şekilde formüle ettiniz. Ama ‘Rabia’nın ne anlama geldiğini hala anlatamadınız.

Rabia, kutsal demektir. O harekette, içe kıvrılmış bir başparmak var. Çözüm o başparmaktadır.

Bu başparmağı serbest bırakın. Demokrat Parti’nin, ‘yeter söz milletindir’ anlamındaki son söz milletindir  hareketini andırsa da kastım o değil.

Benim de şeklen değil, içerik olarak sonuna kadar sahiplendiğim tek bayrak, tek vatan, tek millet ve tek devlet olgularına göre söylüyorum.

O başparmağı özgür bırakın ki, demokrasi ve adalet gelişsin.

Bu Rabia’da demokrasi ve adalet eksiktir.

Demokrasi ve özgürlük bu dört unsuru büyük devlet olarak sağlam sütunlar üzerine inşa edecektir.

Sağlam bir demokrasi ancak bu sütunları daha muhkem hale getirecektir.

Demokrasinin sorunları daha çok demokrasiyle çözebilirsiniz

Sağlam demokrasi de ancak sağlıklı ve hür bir muhalefetle olur.

Rahmetli İsmet Paşa’nın dediği gibi, iktidarlar muhalefetin izinden yü- rür. Muhalefet derken sadece CHP’yi ya da siyasi partileri kast etmiyorum. Sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri, vakıfları, bağımsız yargıyı...

Sayın Erdoğan; sonuç olarak şunu söylemek istiyorum.

Siz sadece AKP Genel Başkanı değilsiniz. AKP sizden alan el. Oysa siz muhalefetin de, entelektüel çevrenin de Cumhurbaşkanı olmalısınız.

Sadece “Reis” sıfatınızla bu reformları yapamazsınız.

Bu tavsiyelerim samimidir.

Sizin kişi olarak da dönem olarak da tarihi bir şahsiyet olduğunuz bilinciyle dostane yazdım.

Temel yaklaşımımı da ifade etmek isterim.

İnsanlığın medeniyet tecrübesi göstermiştir ki, demokrasiden kaynaklanan sorunları en az maliyetle ancak daha çok demokrasiyle ve adaletle çözebilirsiniz.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehdi 2017-08-22 12:06:09

Bari başta yazınıza Özür dileyerek başlasaydınız.

Avatar
Aturan 2017-08-22 13:57:09

Sayin cumhurbaskanim siz boyle soylemleri dikkate al lutfen

Avatar
süleyman beye derimki 2017-08-22 12:23:14

Bir yaşını başını almış ve Allah cc güzel surette yarattığı bir insan bu şekilde gazeteci lik yapmamalı. yalan ve iftir ve kıvırma , taraflı bir yazıyı böyle birisinin yazması ne büyük talihsizliktir. ERdoğan kılıçdaroğluna mümkün olduğu kadar cevap vermiyor . ancak kılıçdaroğlu Türkiyenin günedmini ihanet , iftira ve ülkenin gelişip büyünmesine engel teşgil edecek, güvenliğini tehlikeye düşürecek hal ve tavırlar içine girince Erdoğan cevap vermek durumunda kalıyor. çünkü Erdoğan sorumluluğunun bilincindedir. süleyman bey kontrolsüz saldırı halindeki kılıçdaroğluna bir uyarı yapmazken, ülke ve millet için canla başla çalışan Erdoğan ı eleştirmeniz ne büyük talihsizlik sizin için.