banner87

Ve CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu, ‘casusluktan’ müebbet hapse mahkûm oldu.  Cezası 25 yıla indirildi, hemen tutuklandı. Belki her gün onlarca insanın suçlu - suçsuz tutuklandığını hatırlatarak bunda ne var diyeceksiniz.

Bu tutuklama ulusal ve uluslararası alanda ‘bu kadar da olmaz’ dedirten bir cinsten. Enis Berberoğlu her duruşmaya muntazam olarak katıldı. Yurt dışına çıkış yasağı konulmadan pasaportunu kendi isteği ile iptal ettirdi. Önceki gün de siyah takım elbisesi ve beyaz gömleği ile gayet şık bir biçimde adliyenin yolunu tuttu.

Kendisine CHP’nin kıdemli TBMM Grup Başkanvekili Engin Altay’ın yanı sıra İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat, İlhan Kesici, Muharrem Erkek ve bir grup milletvekili eşlik etti. Kızı ve avukatlarından Dilara ve eşi gazeteci Oya Berberoğlu da mahkeme salonundaki yerini aldı.

Bence çok da başarılı bir savunma yaptı. O tarihte Basından CHP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçim gezilerini organize etmesi sebebiyle gazetecilerle sok sık görüştüğünü anlatarak, hangi gazetecilerle hangi gezi için konuştuğunu isim isim açıkladı. Can Dündar ile sadece 22 saniye süren bir görüşme yaptığını, görüşmesinin normal olduğunu anlattı. Can Dündar’ın kitabında ‘haberi eski bir solcu milletvekilinden aldım’ sözlerinin iddianamede yer almasına cevaben de ‘Ben o tarihte milletvekili değildim’ diyerek bu iddiayı da çürüttü.

Saat 15.00’e kadar ara verildi. Erdem Gül ile döner lavaş yedi. Güle oynaya mahkemenin karşısına çıktı. Hâkim kürsüde ancak bir iki dakika kaldı. Kararı ağzının içinde adeta geveleyerek önce müebbet, ardından 25 yıl, Casusluk davasının FETÖ davasından ayrıldığını söyledi. Anında tutuklama dedi. Bu karara salonda bulunan herkes şaşırdı kaldı. 

Peki neden?

Gelelim işin püf noktasına.

Casusluk haber yazarak olmaz. Olsa bile bir belgenin, devlet sırrı olan bir belgenin yayınlanabilmesi için öncelikle o belgenin bir yetkilinin elinden çıkması lazım. Bir muhalefet milletvekilinin değil. Haberi casusluk gerekçesi yapıp, haberi sayfaya koyan Can Dündar’ı dışarıda tutmak ne kadar adaletli bir karardır? Üstelik bu haberi Enis Berberoğlu’nun da verdiği tezi tamamen çürütülmüş bir iddia olarak ortada duruyor. En azından ispatlanamamış bir iddia düzeyindeki varsayım

Peki, cezayı bastın, İstinaf ve Yargıtay’da itiraz süresi olduğu halde niye tutukladın? Kendini üst mahkeme yerine koydun? 

Kaçma şüphesi. Cezanın büyüklüğünden dolayı. Yok ya. Hiç kaçmaya yeltenecek bir davranışı var mı? Evsiz mi, ailesiz mi? Boru değil, milletvekili. Yeri yurdu belli bir adam. O zaman akla hemen şu soru gelmiyor mu? Bu siyasi bir karar. Bence de doğru bir tespit. Nasıl bir siyasi karar?

O zaman da direkt gündeme Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan geliyor. Belki de bu ithamları hak etmiyor? Ya da çevresi tarafından yanlış bilgilendiriliyor. Yok, yok hemen bana kızmayın. Ben bu konularda Tayyip Erdoğan’a açık ve seçik sağlıklı bilgi verilmediğini  ihtimal dâhilinde görüyorum. En azından sonuçları açısından. Çünkü bu dava ve karar basını gerçekten çok ağrıtacak. Çünkü Berberoğlu bu karar ile  darbeci FETÖ örgütünün faaliyetlerinin dışında tutuldu. Can Dündar’ın kitabındaki çoğu mesnetsiz iddiaları belge haline gelerek, iddialar da kabul edildi. En önemlisi bu haber bir casusluk faaliyeti ise, o zaman habere konu olan mesele ne? Cevabı siz bulun.

Enis Berberoğlu ‘bu gazeteci değil’ diye batı dünyasına kafa tutacağımız birisi değildir. Boru değil dünya çapında bir gazete olan Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni’dir. Söz konusu da daha önce Aydınlık dâhil birçok gazetede yayınlanan netice itibariyle bir haberdir. Evet, Enis Berberoğlu popüler kalarak yırtmayı tercih eden biri de değildir. Ama ciddi bir siyasetçi ve gazetecidir. Koluna kolayca kelepçe vurularak ‘etrafa gözdağı verilecek bir isim de değildir. Milletvekilidir. Tayyip Erdoğan’ın uçağına binen, hatta genel yayın yönetmeni olmasına karşı ‘çıkamadığı’ kadar iyi ve tarafsız bir gazetecidir.

Sonuç olarak bu karar sadece adalet duygusunu zedelemedi. Gazetecilik mesleği ve gazeteciler üzerindeki baskıyı, zindan yolunun gazetecilikten geçtiği algısını perçinleştirdi. Bu yanlış yargılama yöntemi İstinaf Mahkemesi olmazsa da Yargıtay tarafından adaletli bir şekilde ele alınacaktır. Adalet Enis’i alayım, Barbaros ile Oğuz’u bırakayım gibi bir toptancılıkla sağlanamaz. Ankara’da hala yargıçlar var. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘adalet’ dövizi ile Gandi yürüyüşü misali özgürlük için yürümesi özellikle demokratik ülkelerde karşılık bulmuştur. Türk halkı da ‘bu kadar da olmaz’ demiştir. Kılıçdaroğlu AKP’nin çıkışındaki 3Y iddiasını ‘adalet’ dövizi ile paramparça etmiştir. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu gibi isimlerin bu yürüyüşe destek vermesi bu kartopunu bü- yütecektir. Hür basın, adalet eksikliğini toplumun kafasına vura vura anlatacaktır

Bu arada Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a bir tavsiyem var. Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin ‘Bu kararlar Saray’dan alınıyor’ iddiasına kızmasın. Çünkü bu imajı yakın çevreniz veriyor. Bizden söylemesi!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.