Sermaye din, dil, ırk veya cinsiyet ayırt etmeden sömürüyor.

Sömürüsünü kamufle etmek için de bizleri kutuplaştırıp, ötekileştiriyor.

Kandırılıyoruz...

Ülkemizdeki bankacılık sisteminin tefeciliğe dönüşme riski olduğunu, adil olmayan ve acımasız bir düzen ile karşı karşıya olduğumuzu Yurt Gazetesi olarak yazıp duruyoruz. Bu konuda muhalefet liderlerine çağrılar yapıyoruz.

CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, sivil toplum temsilcileri ile 'Türkiye' nin geleceği için büyük buluşma' başlığı altında bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada ' çiftçilerin 2002 de bankalara borcunun 5 milyar 200 milyon lira iken, 2015 de 61 milyara yükseldiğini' belirtti. Ayrıca 2015 de karşılıksız çek tutarının 27 milyar 300 milyon olduğunu söyleyerek, ticaretin içinde bulunduğu açmazı sorgulamak gerekliliğini ortaya koydu.

Alkışlar Genel Başkana, umarım CHP' nin alt kadroları da mesajı doğru almıştır.

Elbette ki bu bozuk düzen, AKP'nin iktidar olduğu dönemde de istediği gibi 'at oynatmıştır'...
 
Peki 'faiz lobisinin' hiç mi suçu yok?

Rekabet Kurulunun 2013 yılın da Denizbank ve 11 bankaya kredi, kredi kartı ve mevduat faizlerini aralarında anlaşarak rekabeti aykırı hareket ettikleri için kestiği 1,1 milyar TL’lik ceza ortada... İdare mahkemeleri onayladı. Dava Danıştay’da karar aşamasında...

Vakıf Katılım' ın açılışın da ve Nijerya da Cumhurbaşkanı Erdoğan' ın finans sisteminin faiz lobisine dönüşmesi ile ilgili yaptığı açıklamalardan sonra, bazı ekonomistlerden de sesler yükselmeye başladı.

Deniz Yatırımdan analist Sadrettin Bağcı businessht.com.tr’da yer alan haberde, bankaların takipteki alacaklarının şubat ayında fırlaması üzerine ‘Bu hızlanma bankalar için iyi bir haber değil' dedi.

Tebrikler Bağcı, peki bu kötü haberlerin gelmesinde iştiraki olduğunuz Denizbank' ın Genel Müdürü Hakan Ateş' in payı var mı?

Toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren finans sisteminin bu çarpıklığına ve borçluluğa artık siyaset ve ekonomi dünyasından sesler yükselmeye başladı. Ama Kemal Bey' in bu konu da 'öleceksek yiğitçe öleceğiz.' söyleminin basın ayağında şimdilik Yurt Gazetesinden başka 'yiğit' görünmüyor. Günü geldiğinde sıraya gireceklerdir. 'Bak ben şunu yazdım, bunu söyledim' diye...
Bana kalsa kapitalist sisteme; günümüzdeki işleyişini kılcal damarlarına kadar bildiğim için, temelinden itirazım var da...

Hadi mikro düzeye indirelim ve solcusu, sağcısı ayırt etmeden, bireysel kredi kullanan 26 milyon kişiye, borcunu ödeyemediği için icralık olan milyonlara soralım...
 
Faizlerin düşmesini istemez misiniz?

Evet, bu mümkün.

Şimdi bunun nasıl olabileceğini açıkladığım da faiz lobisinin, sermayenin içimize yerleştirdiği truva atlarının saldırısına uğrayacağımı da biliyorum.
Ama sorumluluğum halkadır. Bu sahte kahramanlara değil...

Küresel piyasalarda 'sukuk' denilen, kira sertifikası olarak da adlandırılan bir borçlanma aracı var.

Türkiye geçmişte ne zaman bu yöntemi ciddi şekilde kullanmayı ele alsa, hemen İslami bankacılık ve şeriat tartışmaları ortaya atılıyor. Şeriata geçiş için finansal alt yapı hazırlanıyormuş...
 
Ne şeriatı, ne başkanlığı?

Geçin bunları...

Bu sistemi kapitalizmin efendisi olarak kabul edilen ülkelerin bankaları yıllardır kullanıyor ve kendilerine ucuz kaynak yaratıyorlar...

Citibank, Deutsche Bank, HSBC, Commerzbank, Standard Chartered hangisinin ülkesinde şeriat yönetimi var. Köşeyi döndüler sırtımızdan...

2012 de Hazine tahvil yöntemi ile dolar bazında yüzde 6,5’dan borçlanır iken, aynı yılın başlarında sukuk ihracı ile yüzde 2,8 kira ödüyordu. Üstelik bu yöntem ile gayrimenkuller, menkul kıymete döndüğü için ekonomiye kazandırılıyor ve ekstra katkısı oluyor.

Finansal sistemin dönüşmesinden en çok rahatsız olanlar elbette ki, yüksek faiz ile halkı sömürmeye alışmış olan, 'faiz lobisi'...İstedikleri kadar rahatsız olsunlar.
Şimdilik kapitalist sistemi yıkamamış olabiliriz ama mücadeleye devam ediyoruz. Bu esnada da 'şeytandan bir tüy çekmeyi' dahi kar sayıyoruz ve halkın uygun faiz koşullarından yararlanması için elimizden geleni yapacağız.

Bu dönüşümün bir önemli handikabı ise emekleme sürecini bir türlü atlatamadığı için, konu hakkında tecrübeli yöneticilerin azlığı.

İşte bu yüzden 'faiz lobisinin' yandaş ve candaş basın içerisinden kullandığı bazı kalemler, TCMB Başkan'ı olma ihtimali olan birini Ahmet Davutoğlu' na, Ali Babacan'a yakın gibi gösteren sözde övücü haberler yapıyorlar. Bir kısmı ise cemaat ile ilişkilendirme peşinde... Böylece bu konudaki en tecrübeli ismi ekarte ederek, dönüşüme sekte vurmayı hedefliyorlar...

Geçiniz bu işleri arkadaş, bu işlerin 'piri' Çetinkaya'dır ve 19 Nisan da TCMB Murat'ına erecek... Eğer ki o da koltuğa oturduktan sonra faiz lobisinin kontrolü altına girerse bilsin ki, iki dünyada bu halkın eli iki yakasındadır...

8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyor ve tüm emekçi kadınların önünde saygı ile eğiliyorum.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.