Ve Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, CEO Club toplantısında yaptığı konuşmada büyük bir yanlışın eşiğinden dönerek  finans ve ekonomi dünyasını ilgilendiren  çok önemli bir kararı açıkladı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası senedi hiçbir zaman bir araç olarak kullanılmayacağını söyledi.

Canikli bu düzeltmeyi, kendisinin Bankalar Birliği toplantısında yaptığı bir konuşmada, Merkez Bankası senedinin, banka yönetimi tarafından istendiği takdirde kullanılabilir bir araç olarak nitelendirmesinden doğan bir ‘hassasiyet’ üzerine yaptı.

Biz de bu hassasiyeti geçen salı günkü yazımızda belki de ilk dillendiren isim olmuştuk.

Merkez Bankası Kanununda AKP iktidarının doğru bir kararla 1211 sayılı kanunda 25.04.2001 tarihinde 4651 sayılı kanunda yapılan değişiklikle, banka senedini garanti altına aldığını yazmıştık.

Bu karardan dönmenin ancak yeni bir kanunla mümkün olabileceğini, bunun da sakıncalı olacağını hatırlatmıştık.

Neydi sakıncası?

Bankalar yatırım yapacağız diye, merkez bankasına batık kredilerin de içinde olduğu menkulleri Merkez Bankasına verecekti.

Merkez Bankası da mecburen karşılıksız para basarak piyasaya pompalayacaktı.  

O zaman da işsizlik azalmayacak, üretime dayalı yatırımlar teşvik edilmeyecek tam tersi enflasyon artacak, yatırım yerine bankacılar bilançolarını temizleyeceklerdi.

Bu formüle büyük bir ihtimalle Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya karşı çıkacak, belki de iktidarla istenmeyen bir yetki krizi yaşanacaktı.

Hem de esaslı bir kriz.

Ama yanlış hesap Bağdat’tan döndü, Canikli dün önce şu tespitte bulundu: Bir konuşmamda banka senedini istediği takdirde Merkez Bankası da kullanabilir dedim.

Bu ifadelerim üzerine ‘’Acaba bu yolla 2002 öncesinde olduğu gibi Merkez Bankası emisyona yeniden başvurur mu?” diye piyasada yeniden bir hassasiyet oluştu.

Bugünler 2002 öncesinde kaldı ama o kadar travmatik bir hadise ki bu, halen onun izleri devam ediyor.

Bu hassasiyeti saygı ile karşılıyoruz.

Ve ‘Biz basit bir araç olarak düşünmüştük ama hassasiyetten sonra çekiniyoruz.

Merkez bankası hiçbir şekilde bunu araç olarak kullanmayacak, geleneksel yöntemlerine devam edecek.

Zaten bunun için TCMB kanununda değişiklik olması gerekiyor ki böyle bir niyet yok’ diye eski konuşmasın tevil etti.

Teşekkürler ve tebrikler ‘üstat’  Canikli. Öncelikle olgunluğunuz ve açıklığınız için.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın çok güvendiği bir arkadaşı, eski ve saygın bir Maliye Bürokratı. 1960 doğumlu, aktif bir siyasetçi.

 Lise öğrenimini yatılı olarak tamamladı.

Siyasal Bilgiler Ekonomi Mezunu. Maliye Müfettiş Yardımcısı olarak başladığı mesleğine 1985 yılında müfettiş olarak devam etti.

Yüksek Lisansını 1989 yılında İngiltere Sheffield Üniversitesi’nde para-banka-finansman alanında tamamladı.

1993 yılında Maliye Başmüfettişliğine, aynı yıl da Gelirler Daire Başkanlığına, 1996 yılında da Genel Müdür Yardımcılığı görevine geldi.

1997 yılında İstanbul defterdarlığı ile ismini ‘üstat’ olarak yazdırdı.

Siyasete atıldıktan sonra da uzun yıllar partisini TBMM Grup Başkanvekilliği görevini üstlendi.

Faizlere dikkat İşsizliği azaltmaya ve üretime yönelik yatırımları teş- vik için çok geç kalındı.

Faizler düşmeden, yatırım artmaz. Yüzde 12’lere varan faizlerle yatırımları asla artıramazsınız.

Yatırım, faizin düşmesi demektir.

Ucuz para iştir, aştır. Yaşananlar ise maalesef tam tersidir.

Büyüme rakamları ortada.

Türkiye yatırım yapamıyor.

Türk yatırımcı da yurt dışına kaçıyor.

Niye?

Bunu hiç düşündünüz mü?

Firmaların tahsili mümkün olmayan alacaklarının bankacılık sistemi içinde eritilmesi çare değildi.

Çare siyasi istikrarla mümkün olur.

Siyasi istikrar da sadece yüzde 51 ile hele hele tartışmalı yüzde 51 ile asla olmaz.

Demokrasi yüzde 51 çoğunluklu şirket değil ki.

Azınlığın haklarının, çoğunluğa karşı adaletle korunmasıdır.

Tutarlı dış politikadır.

İç barıştır.

Ne dersiniz?

Türkiye’de bunlar var mı?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.