banner87

17 Mayıs 2017 günü, İran Azerbaycan’ının baş- kenti Tebriz’e altın aramak üzere, bir büyük Holding’in çağrısı üzerine, Azerbaycan Türklerinin ATA Air uçağıyla yola çıktım. Uçakta başımı sıraya vurdum, kanadı. İlk yardım çantası yoktu bana kâğıt mendil verdiler. Uçak kalkış için yürüyünce bozuldu. 4 saat sonra onarıldı. Uçakta eşsiz İran pilavı ile yo- ğurt verdiler. Tebriz’e 2 saat 15 dakikalık uçuşla indik. Uçuş alanı küçük. Girişte Humeyni ile Ruhani’nin büyük resimleri var, ancak Türk olan en büyük yol gösterici (rehber) diye bilinen Azeri Türkü Hameney’in resmi yoktu.

Gümrükten çıkarken güler yüzlü bir kız beni durdurdu,
‘Bu çantanın içinde ne var?’
‘Kitaplar’
‘Açar mısın bakacağım’
Açtım. Kitapları tek tek bakmaya başladı.
‘Bu kitap neçedir?’
‘Bilimsel kitap’
‘Ne bilimi? Neden söz eder ki?’
‘Kömür, maden yatakları, yeraltı kaynakları’
Kitapları tek tek baktı. Sayfalarını çevirdi. Anladı
mı? Anlamadı mı? Bilmiyorum.
‘Sen ne işlersin?’
‘Profesörüm. Jeofizik profesörü’
‘Yahşidir. Geç öyleyse’
Neden mi baktı?
Eğer milleti İslam’dan çıkaracak, herhangi bir kitap mı diye baktı. Varsa yoksa İslam ile Molla yönetimini korumak.

Şaşırtıcı olan Tebriz’de herkes Azeri ağzıyla Türkçe konuşuyor. Ancak sözcükleri çektire çektire konuşuyorlar. Güreşçi yapılı, buğday, ak tenli bizim gibi kişiler. Göz renkleri açık kahve, ela, kırçıl mavi… Beni Maden Yüksek Mühendisi Reşit Bey (Ona Türkçe adı olan Olgun bey demeye başladım) güler yüzle, büyük bir incelikle karşıladı. Sarı, damlı taksiye bindik, konuşarak Tebriz içine geldik. Beni, Ata Air’in 200 metre karelik apart konukevinde konaklattılar. Ata Air beni çağıran Tavangaran işletmesinin. Edincisi de 40-50 yaşlarında olan, İstanbul’da yaşayan Muhammed Rıza Zonuni.

Geldiğimde, Cumhurbaşkanı seçimi olduğundan, her yanda Ruhani ile Reisi’nin fotoğrafları vardı. İkisi de molla. Ruhani, günümüzde Cumhurbaşkanı… Dört karısı, ayrıca dışarıda 70-80 kadın dostu varmış. Meğerse tüm mollalar böyleymiş. Reisi çok sevilmiyor. Kaldı ki Cuma günü mescitler içine kurulan sandıklarda yapılan seçimi 14 milyona, 10 milyon ile Ruhani bir daha kazandı. Ruhani yenilikçi, Reisi gerici, Ahmed-i Necat yanlısı olarak biliniyor. Tebriz, Doğu Azerbaycan Tebriz Şehristanı Eyaleti’nin yönetim başkenti. Tebriz’in 2017 yılı çoğunu 4 milyon dolayında imiş.

Reşit Bey ile konuştuk; ‘Tebriz’in yüzde 95’i Azerbaycan Türkleri. Bir İranlı gelirse burada Türkçe konuşmak zorunda! Çoğun bakımından, İran’ın Tahran, Meşhed ile İsfahan’dan sonra dördüncü en büyük kenti Tebriz. Sanayi bakımından İran’ın ikinci kenti... Öte yandan İran’ın en kirli soluğu olan kentlerinden ikincisi. Buraya Kürtlerin girmesine izin vermeyiz. Kürtler bir Türk kenti olan Urmiye’den yapı ile toprak almaya başladılar. Bu hoş değil. Orası Azerbaycan toprağıdır. Azerbaycan da İran’ın başıdır.’

‘Desene burada yalnızca bir Türk bayrağı eksik’ ‘Düzdür. İran’ı 1924 yılına dek Türkler yönetti. 1924’den sonra Pehleviler. 1945 yılında bağımsız olduk. Ancak 1 yıl sürdü. Farsları baskısı altında yaşamak çok pis iştir. İnşallah bir gün yine bağımsız olacağız.’

‘Umarım öyle olur’
Ona getirdiğim bir Türk bayrağını verdim. Öptü bağrına bastı.
‘İstiklal istiklal’
‘Bir gün İstiklali elde ettiğiniz de bu oda büyüklüğünde Türk bayrağı benden’
‘Çok taşekkür ederim’

Akşamleyin kent çok ışıklı değil. Tıpkı İstanbul gibi, yolda araç sıkışmaları var. Ancak, geceleyin Emin Bey bizi alıp Tebriz’e götürdüğünde Türk baklavacıların toplaştığı alanda, gece 24.00’da bile bir- çok yalnız kadın dolaşabiliyor, onlara kimse askıntı olmuyordu.

Tebriz adının kökeni Kıpçak Türkçe’sinden ‘Tav (dağ) Arası’ sözünden gelir. Çünkü Tebriz, Kuzeyde Eynali Dağı, güneyde Sehend Yanardağı arasında bulunur. Bu yüzden dağlarla çevrili bir düzlükte kurulduğundan Tav Arası, Tavaris, Tavriz diye evrim ge- çirmiştir.

Kent sürekli olarak İranlı ile Türkler arasında el değiştirince, İranlılar Tavriz Türkçe adını, Tebriz’e çevirmişler. Farsçada teb (ateş), rîz (akıtan, döken) demektir. Diğer bir deyimle ateş döktüren ya da söktüren... Kısacası, ‘sağaltım kenti’ anlamını vermiş- ler. Gezgin Evliya Çelebi de kentin adını “sıtma dö- kücü” olarak aktarmış. Bugün ki İranlılar kente Tabriz diyorlar.

Arap’lar kente, Tibriz, Doğu Romalılar ile Ermeniler Tavrez, Tavreş demişler.

Mayıs ayında geldiğim Tabriz’de Sehend yanardağı ile Eynali Dağların üzerinde kar vardı. Kırsal kesim, dağlar çıplak. Tebriz dağlar arası kurulduğu içi düzde yer alıyor. Eski bir İpek Yolu üzeri kenti. Kent, Kömür Çayı (Mehran Çayı ya da Kuru Çay) ile Acı Çay’ın birleşmesinden oluşan ırmak yatağında konumlanmış. İmam Humeyni ana caddesi kenti doğudan batıya iki parçaya bölüyor. Bu caddenin bir ucunda Tahran’a giden ana yol, diğer ucunda ise tren otağı var. İran Ermenilerinin piskoposu Tebriz’de otururmuş. Yoksa geleceğin, Ermeni kentini mi koruyor? Mevlana’nın yazgı arkadaşı Şems-i Tebrizi, 1185 yılında burada doğmuş.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ramazan Balkan 2017-07-21 15:59:14

kıymetli hocam yazılarınızı takip ediyorum, devamını bekliyorum, selamlar