banner87
Türkiye’yi derinden sarsan bir olaydı üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın öldürülmesi. Ayrıntıları hepimizin bildiği, unutmak istediği… Katil yaklaşık 1.5 yıldır kendisine cinayette yardım eden babasıyla birlikte cezaevinde kalıyordu. Çeşitli kereler de hakkında dövüldü, öldürüldü diye iddialar ortaya atılmış, sonradan doğru olmadığı ortaya çıkmıştı. Ama iki gün önce gelen haber doğruydu. Genç kızın katili Ahmet Suphi Altındöken, önceki gün kaldığı cezaevinde silahla vurularak öldürüldü. Olay ilk duyulduğunda ‘oh olsun’ diyen de vardı, ‘cezaevine silah nasıl oluyor da giriyor?’ diye sorgulayan da… Üzerinden iki gün geçmesine rağmen de hala morgda, toprağa verilemedi. Aslında cenazesi ortada kaldı demek daha doğru çünkü gömülecek uygun bir mezarlık bulunamıyor.  Cenaze Mersin ve Tarsus’ta dolaştırılıp defnedilemeyince, Adana’daki morga geri getirildi. Altındöken’in annesi morg kapısında “Öldü daha ne olsun. Çöpe mi atayım” diye ağlarken, tartışmalar aldı yürüdü. Kimi dağ başında bir yere gömülsün diyor, kimisi de “Devletin kadavraya ihtiyacı var. Kadavra yapsınlar” diyor.  Katilin annesinin köyünün muhtarı “Annesi değil, nenesi buralı. Biz katilin kendisini tanımayız ama kıza neler yaptığını biliyoruz, köyümüze gömülmesini istemiyoruz” diyor. Haksız mı? Genç bir kıza tecavüze kalkışan, ellerini daha öldürmeden kesen birinden söz ediyoruz. Ama ya annesinin gözyaşları? Oğlu katil olmuş, yeterince utanç yaşamış bir kadının çocuğuna dair son isteği nasıl göz ardı edilebilir? Dini kuralları, Müslümanlığı bırakın, bir hukuk devleti, suçu ne olursa olsun bir cenazenin toprağa verilmesini sağlamakla yükümlüdür. Devlet aynı zamanda cezaevlerindekilerin can güvenliğini sağlamakla da yükümlüdür. Özgecan’ın katilini öldürdüğü iddia edilen katil de 50 yıl hapis cezası almış bir hükümlü. Belli ki cezaevinden çıkma umudu yok, son bir atışla hem şöhret sahibi olmak hem de vicdanını temizlemek istemiş. Tetikçiyi cinayete azmettirenin ise ‘Altın tabancalı kabadayı’ olarak tanınan bir çete lideri olduğu, onun da 70’yıla yakın hapis cezası olduğu belirtiliyor. Kimsenin ölümüne üzülmeyeceği birini öldürerek kısa yoldan yıldızını parlatma ve cezaevlerinde nam salma peşine düşmüş demek ki…

***
Bir başka yürek ağrısı, Kayseri’de intihar eden lise öğrencisi Cansel davasında da mahkemeden sürpriz bir karar çıktı. Lise son sınıf öğrencisi Cansel Buse K.'yı cinsel istismarda bulunarak intiharla ölümüne sebep olmak suçundan yargılanan öğretmen Bayram Ö., ikinci kez hakim karşısına çıktı. Hakkındaki üç ayrı suçlamadan beraat etti, sadece müstehcenlik suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevinde kaldığı süre göz önünde bulundurularak tahliye edildi. Şimdi o anne baba ne yapsın?  Zaten bir polis olan baba –muhtemelen Cansel babasından korktuğu için intihar etti- kızının ölümüne sebep olmakla suçlanan öğretmen tahliye olunca ‘Artık kimsenin çocuğunun okulda can güvenliği yok demek ki’ diye açıklama yaptı. Türkiye’de yargı sisteminin durumu epeydir tartışmalı. Mahkemelerin verdiği kararlar genellikle kamu vicdanını tatmin etmekten uzak kararlar. Yakınlarını kaybetmiş insanlar devlete, daha doğrusu adalete güvenemezse ne yapacak? Herkes kendi adaletini sağlamaya çalışırsa, herkes kendi intikamını almaya kalkarsa ölümlerin sonu gelir mi?

***
Son günlerin gözde savcısı Bharara, ilk öğrendiği Türkçe kelimenin ‘Adalet’ olduğunu söylemiş. ABD’nin Miami şehrinde havalimanından giriş yapmak isterken FBI ajanları tarafından gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı mahkemede tutuklanan İran asıllı işadamı Reza Zerrab hakkındaki iddianameyi hazırlayan New York Güney Bölge Başsavcısı Preet Bharara, Türkiye’deki popülerliğine kendisi de inanamıyor. Twitter’daki takipçi sayısı Reza Zerrab’ı tutuklamasından önce 8 bin civarındaymış, şimdi 300 bine yaklaşmış. Savcı Bharara, hiç kimsenin hukuktan üstün olmadığını, bunun en ideal demokrasi olduğunu ve sadece Amerikalıların değil, dünyanın her yerinde, İzlanda’dan Türkiye’ye kadar herkesin umudu olduğunu söylemiş.

Dünyanın öbür ucunda, adını bile tam telaffuz edemediğimiz bir savcıdan adalet umar hale gelmiş insanların ülkesinde, artık her şey mümkündür diyoruz. Cezaevinde şöhret için işlenen cinayetler bile bizi şaşırtmıyor ne yazık ki… 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.