Üzerinde kolay araştırma yapılabilecek konulardan biri olsaydı ne sonuç çıkardı bilinmez ama taciz, daha açık ifadesiyle tecavüz toplumun kılcal damarlarına kadar işlemiş bir hastalık adeta…

En çok yaygın olduğu yer de bize toplumun en küçük nüvesi olarak öğretilen aile kurumu maalesef. Ensest, ortalığa kolay kolay dökülmese de sıkça görülen bir olay. Hele akrabalık, tanıdık, eş dost olarak aile çevresini geliştirirseniz, özellikle çocukların suistimal edildiği birçok olay görürsünüz. Daha bugün 16 yaşındaki kendi öz kızına tecavüz etmekle yargılanan bir babanın hikayesini okuduk, daha doğrusu alçaklığını… Daha birkaç gün önce, tecavüz tehdidine uğradığı için 20 yaşında genç bir kız 10. kattan kendisini aşağıya attı. Genç kızın erkek arkadaşını dövmüşler, kızı da bir odaya sıkıştırıp tecavüz etmeye kalkmışlar. Kız tecavüze uğramaktansa 10 kattan atlamayı tercih etmiş, intihar etmiş diyorlar. Ama bu intihar değil ki, düpedüz cinayet…

Bir de günlerdir konuşulan, Karaman’daki Ensar/Kaimder evlerinde yaşanan tecavüz skandalı var, herkesin elbirliğiyle üzerini örtmek istediği… Bu evlerde öğretmenlik yapan bir adam, aileleri tarafından bu evlere bırakılan 10 erkek çocuğa tecavüz etmiş. Özellikle dini eğitim veren, tarikat, vakıf dernek şu bu yerlerde çocukların yatılı olarak bırakılması büyük bir tehlike. Aileler bunun farkında değil. Bunları engellemesi, en azından tecavüzler ortaya çıkınca peşine düşüp çocuk tacizcilerinin teşhiri - cezalandırılması için uğraşması beklenen yetkili kurumlar, bir kereden bir şey olmaz demeye varan açıklamalarda bulunuyor… Tuz da kokarsa yapacak bir şey yok, imha etsin bu toplum kendini…

***

Gerçi toplumları imha etmeye çalışan başka sapıklar da var, o ayrı…

Büyük şehirlerin en kalabalık yerlerine girip, en fazla insana zarar verebileceklerini düşündükleri anda düğmeye basıp bombayı patlatanlar… Kendileriyle birlikte, olabildiğince çok insanı öldürmeyi marifet sayan, bunun için ödüllendirileceklerine, öbür dünyada cennete gideceklerine inanan zavallılar…

Bırakın güzel ve yaşanılası bir dünya için mücadele vermeyi, insanlıktan nasibini almamış bu zavallılar sözde inandıkları islam dininin günah saydığı intiharı ve öldürmeyi bile kutsuyor, kutsallaştırıyor.

Ne adına yaparsan yap, ister allah adına, ister cennete gitmek adına, ister uğradığını düşündüğün haksızlıkların intikamını almak adına… Bombayla masum insanları parçalayıp öldürmek alçaklıktır, bunun başka bir adı yoktur.

***

Peki adalet? Bu dünyada haksızlığa uğrayan insanların hakkını savunacak, içimizi soğutacak, biraz olsun teselli bulacağımız kararları alacak adalet nerede?

Bu ülkede adalet olduğu duygusunu uzun zaman önce kaybettiğimiz içindir belki de, Reza Zarrab’ın Amerika’da tutuklanması haberi gecenin bir vakti bahar rüzgarı gibi esip geçti, içimizi soğuttu.

Wall Strett Şerifi olarak tanınan, Amerikalı Savcı Preet Bharara birden kahramanlaştı, umut oldu hepimize. Hukuk eğitimini Harvard ve Columbia Üniversitelerinde tamamlamış, 100’e yakın Wall Street yöneticisine dava açmış, en büyük ABD bankalarına ceza kesmiş ve milyar dolarlık fonları kapatmış biri. Yıllardır takip ettiği Reza Zarrab’ı Miami’ye eşi Ebru Gündeş ve kızlarıyla birlikte geldikleri uçağın kapısında yakalamış, takmış koluna kelepçeyi. Savcılık  iddianamesine göre Reza Zarrab, İran’a uygulanan ambargoyu delmek, kara para aklamak ve ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit etmekle suçlanıyor. Hakkındaki suçlamalarla ilgili olarak 75 yıl hapsi isteniyor. Tabi bu gerçekleşecek diye bir şey yok, Amerikan adalet sistemi gayet pazarlıkçı ve karşılıklı tavizler vermeye dayalı, anlaşmalı bir sistem. Ne kadar hapis yatar, ne kadar kefalet ödeyip çıkar belli olmaz. Ama suçluların peşinde olan, haktan yana bir savcının – Amerika’da bile olsa- varolmasının yaşattığı sevinç, kısa da sürse tarif edilemez. Özellikle Twitter aleminde yaşanan mutluluk görülmeye değerdi. Evin içinde halay çekenler, savcıya tweet atanlar, bir şişe büyük açıp keyiften içiyoruz diyenler gırla gitti… Savcı Bharara’nın takipçi sayısı 3 binlerdeyken, iki günde 165 bine çıktı. Tabi bu takipçilerin neredeyse tamamı Türkiye’den… Atılan komik tweetlerin haddi hesabı yok, “Sayın savcım bir tepsi patatesli börek, 10 tane içli köfte, bugün kargoya verdim” diyen mi ararsın, “Yengeyi de al gel, bekliyoruz’ diyen mi, “Türkiye’den istediğin bir şey var mı? Türkiş rakı, kebap, halı?” diye soran mı… Ama en güzeli belki de savcının “Reza Zarrab yakında bir Manhattan mahkemesinde Amerikan adaletiyle tanışacak” tweetine verilen cevap oldu; “Türkiye’den teşekkürler, dünyanın bir yerinde hala adalet olduğuna bizi inandırdınız”…

Bakalım bu tweet bombardımanından sonra savcı dayanamayıp hesabını kapatacak mı derken, bugüne kadar sadece 10 twitter hesabını takip eden savcı – tümü Amerikan resmi kurumlarının twitter hesapları- Recep Tayyip Erdoğan’ı takibe aldı. Hadi hayırlısı…!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.