Son iki yazımızda dile getirdiğimiz iki çağrı, akil adam konumuna gelmiş eski siyasilerden, halen aktif siyasetin içinde olup da kamuoyunca yakından bilinen isimlerden, bazı siyaset bilimci ve uluslararası ilişkiler uzmanı akademisyenler ile stratejistlerden ve de tabii ki görüşleri bizim için her zaman öncelikli olan okurlarımızdan ilgi ve destek gördü.

Dün, Başkan’ın adamlarının, seçimlerden sonra Davutoğlu aleyhine harekete geçeceğini belirterek, havuz medyasının kaptan gemisi Sabah Gazetesi’nde art arda çıkan iki köşe yazısının Ali Babacan üzerinden aslında Ahmet Davutoğlu’nu hedef aldığını yazmıştık.

Ve demiştik ki “Geçen seçimin sorusu; HDP barajı aşacak mı idi? 1 Kasım’ın sorusu ise; kıl payı geçse bile AKP ülkeyi yönetebilecek mi?” Daha doğrusu 1 Kasım sonrasında da Erdoğan hegemonyasının sürmesine izin verilecek mi?

Bölgesindeki yönetsel ve stratejik üstünlüğünü kaybeden, komşularıyla sıfır sorundan, herkesle kavgalı sorunlu bir ülke haline gelen Türkiye’nin kaybettiği pozisyonunu hızla yeniden kazanması gerekiyor.

ABD ile uzlaşıp yılardır süregelen ambargo sorununu aşarak yeniden cazibe merkezi olmaya başlayan İran… Nihayetinde ‘Esed’ ülkesinden ‘Esad’ ülkesine dönüşmeye başlayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bile çark ettirerek yeniden pozisyon almaya çalışan Suriye… Sisi ile yeniden yapılanma sürecinde Doğu Akdeniz'de bir "model ülke" iddiasıyla manevi başkenti Kahire’yi bile değiştirme kararı alan Mısır…

İstikrarlı Türkiye için...

Ve bu ateşten çember içinde istikrarı arayan güzel ve yalnız ülke Türkiye…
İstikrarlı bir Türkiye için ilk şart siyasette Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı sınırlarına çekilmesidir.

Bunun yolu da koalisyondur… Büyük koalisyon… Toplumun geniş bir tabanını kucaklayan CHP - AKP koalisyonu. Ulusal Birlik, Milli Birlik… Artık adına ne derseniz deyin… Çoğunluğun hemfikir olduğu ve destekleyeceği bir hükumet.
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in dün Aydınlık Gazetesi’nde “Türkiye’yi birleştirecek hükumet aranıyor” başlıklı köşe yazısında “Türkiye, hükumetiyle ve Meclis’teki muhalefetiyle 7 Haziran çıkmazındadır. Tek başına AKP iktidarı veya ABD’nin planladığı AKP-CHP hükumeti çözüm değildir, çıkmazda çırpınıştır…” diye yazmış…

Bize göre, 7 Haziran seçimlerinden yüzde 0,33 oyla çıkan Vatan partisi üzerine kurgulanmış eksik bir değerlendirme… Bu çıkmazdan çıkışın çözümü, Perinçek’in yazdığının aksine yüzde 70’e varan bir desteği sağlayan CHP-AKP hükumetidir.

1 Kasım seçimleri öncesinde tüm anketlerin ortaya koyduğu tablo çok açık: Türkiye yine dört partili bir TBMM ve koalisyon seçenekleriyle karşı karşıya kalacak. Bir önceki seçim sonrasında MHP'nin tüm partilere kapısını kapattığı ve HDP ile AKP arasında tüm iplerin koptuğu dikkate alınırsa, geriye tek bir koalisyon seçeneği kalıyor ki eğer Saray darbesi olmasaydı, Türkiye bu geniş tabanlı AKP-CHP koalisyonuyla yönetiliyor olacaktı zaten.
Ne yazık ki bu olmadı, olamadı. Saray müdahalesiyle Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun CHP ile bir 'ulusal birlik hükumeti' kurma eğiliminin önüne set çekildi. CHP'nin bu koalisyona ne denli olumlu ve uyumlu bir yaklaşım sergilediği ise göz ardı edildi.

Eğer ki bu koalisyon gerçekleşmiş olsaydı, bugün ne bu kadar çok kan akacak, ne ekonomi bu denli durgunluk içinde olacak ne de Türkiye bölgesinde pozisyon kaybederek bu denli düşük profilli bir tablo çizecekti!

1 Kasım Türkiye’nin bayramıdır

Uluslararası toplumun ve tüm aklıselimin beklentisi de böylesi geniş tabanlı bir ulusal birlik hükumetiydi ki 1 Kasım bunun anahtarıdır. Anahtar da seçmenin elindedir.

CHP Genel Başkanı iki gündür Avrupa’da temaslarda… Önümüzdeki Pazartesi günü de Başbakan Ahmet Davutoğlu Amerika’ya gidiyor. Ancak HDP’li iki bakanın istifasıyla Davutoğlu artık tartışmalı bir Azınlık Geçici Seçim Hükümeti’nin başbakanıdır. Yani Amerikalılar’ın sevdiği tabirle ‘topal ördek’tir.
Artık bir Azınlık Geçici Seçim Hükümeti’nin başbakanı durumunda olan Davutoğlu, Türkiye’yi tam anlamıyla temsil edebilmek için Meclis’teki üç partinin lideri ile bir araya gelmelidir. Orada ne görüşeceğini onlarla konuşarak, tartışarak ABD’ye gitmelidir. ABD’de, Azınlık Geçici Seçim Hükümeti’nin Başbakanı olduğunu kesinlikle vurgulamalıdır.

Ey Kemal Kılıçdaroğlu…

Ey Devlet Bahçeli…

Ey Selahattin Demirtaş…

Sizler de bu talebi kamuoyu önünde açıkça dile getirmelisiniz… Davutoğlu’ndan ABD’de ne konuşacağına ilişkin bilgi istemelisiniz.
Ve tabi Kılıçdaroğlu ile Davutoğlu gittikleri yerlerde muhataplarına Saray müdahalesiyle kaçırdıkları büyük koalisyonu anlatmalı ve 1 Kasım sonrasındaki tablonun da aynı olduğunu gösterip, bölgede istikrarın sağlanması için bu koalisyonun gerekliliğini ortaya koymalılar.
İstikrarlı bir Türkiye için büyük koalisyon şarttır...

Büyük Koalisyon, Türkiye için kurtuluştur, bayramdır.

1 Kasım Türkiye için bayramdır. Yüzde 60’la Recep Tayyip Erdoğan’a “hayır” diyenlerin, yüzde 70’lere çıkış bayramıdır. Siyasi partiler, asıl şimdi sokakları süslemelidir.

Bayramlar bayraksız olmaz…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.