banner87
Her iktidar, kritik gördüğü noktalara kendine yakın isimleri yerleştirir, bu özellikle Türkiye için alışıldık bir durum ancak AKP iktidarı döneminde bu teamülün farklı boyutlara ulaştığını görüyoruz. AKP, bakanlıklar, diğer kamu kurumlarındaki yöneticilerle değil, memurları bile kendine yakın isimlerden seçiyor. Muhalefet partilerinin art arda açıkladığı “torpil listelerinde” işin vardığı noktayı görmek mümkün.
AKP iktidarı, bir adım daha ileri giderek daha once kamu şirketi olup halka açılan ya da özelleştirilen hatta tamamı özel sektöre ait şirketlere bile kendine yakın isimleri yerleştirdi.

AKP’lilerin en çok örgütlendiği hatta yönetimini ele geçirdiği desek yanlış olmaz alanların başında iletişim geliyor. Geçen hafta içinde yaşadığımız Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’in istifasıyla bu alanda yeni bir aşamaya geçildiğini söyleyebiliriz.
Çukurova Holding’in yanı sıra iki yabancı ortağı olan Turkcell, bir yıldır Sermaye Piyasası Kurumu’nun yaptığı “bağımsız yönetim kurulu üyeleri” atamalarıyla AKP’nin arka bahçesine döndü.
Türkiye’nin abonesi en fazla cep telefonu operatörü Turkcell’in yönetim kurulunda 3 AKP kökenli siyasetçi yer alıyor. Eski Turizm Bakanı Atilla Koç, eski Enerji Bakanı Hilmi Güler ve AKP İzmir İl Başkan Yardımcısı Bekir Pakdemirli, AKP’ye yakın olduğu bilinen Vakıf Emeklilik Genel Müdürü Mehmet Bostan Turkcell’de yönetim kurulu üyesi. Turkcell Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Ahmet Akça’nın da AKP’li olduğu herkes tarafından biliniyor.
Bu isimlerin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasının ardından Turkcell üst yönetiminden isimler birer birer ya görevden alındı ya da istifa etmek zorunda kaldı.

Yeni Teknoloji İşleri Genel Müdür Yardımcısı Cenk Bayrakdar, Bireysel İşler Genel Müdür Yardımcısı Emre Sayın, Uluslararası Genişlemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, Bireysel Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hulusi Acar, Kurumsal İletişim ve İlişkilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler, İnsan Kaynaklarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Meltem Kalender, Uluslararası İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu bir yıl içinde ayrılan isimler. Bu listeye bir süredir ayrılacağı ya da ayrılmak zorunda kalacağı konuşulan Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv eklendi.

AKP’nin kontrolünde olan bir başka iletişim devi ise Türk Telekom ve bağlı şirketleri. 
Kamuya ait olan Türk Telekom, özelleştirme ihalesi sonunda Oger Telecom’a satıldı ama o günden bu yana tüm üst düzey yöneticilerin neredeyse tamamı AKP’ye yakın isimlerden oluşuyor. Şirketin ilk genel müdürü olan Paul Doany, siyasi baskılara dayanamayıp görevini bırakmak zorunda kalmıştı. Türk Telekom’un yönetim ve denetim kurullarında toplam 8 AKP’li isim bulunuyor. Adı 17 Aralık rüşvet operasyonunda geçen Abdullah Tivnikli, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Feridun Bilgin, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Bilal Erdoğan’ın arkadaşı İbrahim Eren ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut şirketin yönetim kurulu üyeleri. Denetim Kurulu’nda ise TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, eski Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı Habip Soluk ile Ulaştırma Bakanlığı Haberleşme Genel Müdür Yardımcısı Lütfi Aydın yer alıyor. İçişleri Bakanı Efkan Ala da daha önce şirketin denetim kurulu üyeleri arasındaydı.

Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeleri aylık 11 bin TL maaş alıyor, her yılın sonunda da ‘huzur hakkı’ olarak 350 bin TL ödeniyor.
Türk Telekom’un iştiraki olan TTnet ve Avea’da da AKP’li isimler dikkat çekiyor. Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Metin Yılmaz, Abdullah Tivnikli, eski TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman ve AKP Adapazarı Milletvekili aday adayı Ali Arıduru üst düzey yöneticiler arasında yer alıyor.

“Sizin gücünüz bize yetMESS”
Çalışma hayatını yakından ilgilendiren çok önemli bir grev ve yine “milli güvenlik gerekçesiyle” erteleme durumu. Farkındasınızdır bu ülkede yaklaşık 5 yıldır her grev aynı gerekçeyle erteleniyor. Tekel işçilerinin başlattığı 4C mücadelesinden bu yana AKP’nin sendikalı işçilere olan tavrı net bir şekilde değişti. Hükümet 2014 yılında Kristal-İş üyesi 5 bin 800 işçinin sürdürdüğü Şişecam grevini ve Çöllolar Kömür Sahası işyeri ile Çayırhan Kömür İşletmesi’nde başlayan grevleri de “genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu” gerekçesiyle ertelemişti.

DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş üyesi 42 fabrikada 15 bin işçinin katıldığı grev, işçi ve işveren sendikaları açısından da ilginç bir gelişmeye sahne oldu. İşveren sendikalarının “okulu” olarak görülen MESS bu süreçte büyük darbe aldı.

Çünkü grevin ikinci gününde 5 büyük işveren 6 fabrika adına MESS’ten ayrılarak Birleşik Metal-İş ile masaya oturdu ve anlaşma sağladı.
Alstom, Bekaert, Delphi, Schneider Enerji, Schneider Elektrik ve Dostel Makine işyerlerinin sahibi olan 5 işveren 6 fabrika adına MESS’ten ayrılarak Birleşik Metal-İş Sendikası ile anlaşmaya vardı. Çoğu yabancı sermayeli olan şirketlerin “Biz anlaşmayı istedik ama MESS engel oldu, istifadan başka yol bırakmadılar” dediği de işçiler arasında konuşuluyor. Yazının başlığının da grevdeki bir işçinin elindeki pankarttan alıntı olduğunu belirtmek isterim.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.