Saray ve hükümetin çözüm sürecini ‘buzdolabına kaldırması’ üzerine başlayan çatışma süreci, 7 Haziran seçimlerini takiben birbiri ardına yeni ölüm haberlerini beraberinde getirdi. Sadece son iki ayda 132’i asker ve polis olmak üzere onlarca insanımız yitip gitti.

Terör nedeniyle hayatını yitirenlerin sayısı telaffuzu bile yürek yakan rakamlara ulaşırken, geride kalanların eş, çocuk, anne baba, kardeş gibi birinci dereceden yakınlarına sahip çıkması gereken devletin, aslında bu işi de bir siyaset ve seçim malzemesine dönüştürdüğüne dikkat çektik Yurt Gazetesi olarak.

1 Kasım'da seçime gitmek için yola koyulan Türkiye'de, siyasi partilerin 'ortak dertlere' karşı 'ortak çözümler' üretmesinden hareketle; 'Şehitlik tarifi net yapılsın. Siyasi partiler seçim bildirgelerine şehitlerden emanet kalan ana-baba, yetim ve dullarına devlet desteğini kurumsallaştıralım” dedik.

Liderlere yönelik bu çağrımız yüzde 60'lık muhalefet tarafından ittifakla kabul edildi. Çağrıya ilk destek HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan geldi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu onu izledi. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da önerimizi destekledi. MHP temsilcisi Mevlüt Karakaya ile BBP temsilcisi Bayram Karacan da bu çağrıyı desteklediklerini açıkladılar.
Aslında AKP iktidarının da kabul edeceği bir çağrıydı bu ama ne AKP kanadından ne de içinden çıktıkları Saadet Partisi’nden bir ses gelmedi. Tüm ısrarımıza rağmen ne Cumhurbaşkanlığından ne de Başbakanlıktan olumlu ya da olumsuz bir cevap alamadık.

Dün İstanbul’da bir miting vardı: “Teröre karşı tek ses” adı verilen bu mitingde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu ve TBMM Başkanı İsmet Yılmaz konuşup açıkça siyaset yaptılar.

Bizce bu bir terör mitingi değildi. Maalesef terör, 1 Kasım seçimlerine endeksli siyasi bir mitinge örtü yapıldı sadece ve bir prova gerçekleştirildi. İstanbul’daki mitingin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Haziran seçimleri öncesinde yaptığı gibi 1 Kasım seçimleri öncesinde de yine AKP’ye destek için seçim meydanlarına inmesine bir zemin hazırlamak için gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Hatta Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 1 Kasım seçimleri öncesinde gideceği illeri, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yapacağı terör mitinglerine göre belirleyeceği de dillendiriliyor.

AKP siyasetinde bunlar olabilir... Birçokları gibi bizi de şaşırtmaz bu taktik mitingler. Asıl dikkat çekmek istediğim nokta başka... Doğrudur bu tür kitlesel mitingler, toplumun ortak sorunları karşısında bütünleşme, birlik ve beraberlik sergileme amacı taşıyabilir. Görünürde bu amaçla yapılmış olabilir. Ama bu işte bir garip denklem var. Sebebi ve sonucu örtüşmeyen bir denklem.

Evet, ortada 7 Haziran seçimleri sonrasında artarak birçok cana mal olan bir terör gerçeği var. Bizler gazeteciler olarak, sizler de bu ülkenin vatandaşları olarak terörden şikâyet edip, çare yollarını tartışabilir, devletin buna çözüm üretmesini isteyebiliriz.

Ama gelin görün ki işi ve görevi teröre çare üretmek olan iktidar, terörü yok edeceğine terörü telin ederek hedef şaşırtıyor.

Terörü çözmesi gerekenler terörü halka şikâyet için miting düzenliyor. Peki, sormazlar mı? 13 yıldır bu ülkeyi siz yönetmiyor musunuz? Terörü karşı mücadele edecek devleti siz temsil etmiyor musunuz?

Halkın verdiği yetki sizde. Devletin bütün olanakları ve bütçesi elinizde. Ama terörle mücadele edeceğinize kalkmış terörü seçim malzemesi yapıyorsunuz. Hedef saptıran mitingler düzenliyorsunuz.
Ey Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Ey Başbakan Ahmet Davutoğlu
Şehit Aileleri Yardımlaşma, Sosyal Kültürel ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner diyor ki; “18 yaşını dolduran şehit çocuklarının aldıkları aylıklar kesiliyor. Bu insanlar nasıl geçinecek? Devlet gazi ve şehitlere 86 bin lira konut alımı ödemesi yapıyor. Oysa Türkiye’nin her yerinde bir evin ortalama fiyatı 150-200 bin arasında değişiyor…”
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimler Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şube Başkanı Oktay Kaya ise “Gazi çocuklarının eğitim masrafları karşılanmıyor. Çocuklarımızın eğitim hakları engelleniyor. Yüzde 3'lük kontenjan hakkımız makam sahiplerinin çocuklarına bölüştürülüyor. Ben hakkımı onlara helal etmiyorum” diyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu’nun İstanbul’da düzenlediği “Teröre karşı tek ses” mitingine bir de şehit ve gazi yakınlarının bu feryatları ışığında bakmak lazım.
Bilinmeli ki şehitlik teşvik edilemez.
Ve şehitler için ne yaparsanız yapın yetmez.
Devlet şehit yakınlarının hayatlarını kolaylaştırmak için her alanda en az yüzde 50 destek sağlamalı. Bu hepimizin boynunun borcudur.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.