Siyasetçi kimliğinden çok ‘mütefekkir ve düşün adamı’ olarak hep takdir ettiğim merhum Aydın Menderes’in, “Uzlaşmak aynılaşmak değildir, uzlaşmak farklılıkları muhafaza ederek, birlikte yaşama iradesi ortaya koymaktır” diye bir sözü vardır.

Sevgi ve saygı, barış eklemesiyle sonuna kadar katıldığım bir tespit…
Uzlaşmak aynı olmak değildir. Hele karşındakini ‘yok saymak’ hiç değil.
Dün de söyledim. 29 Ekim’de meydanlara çıkalım. Çoluk-çocuk, bayramı yaşayalım. Başta 102 canımızı kaybettiğimiz terör mağdurları, bu ülke için canını veren şehitlerimize dua edelim. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını hayırla yad edelim. Anıtkabir’i dolduralım.
Sadece PKK’yı değil, IŞİD’i de PYD’yi de eline kim silah almışsa onu kınayalım. İster din adına, ister etnik ayırım adına terörü kınayalım. Teröristi ve terörü lanetleyelim.
Dilek Doğan’ı ‘katleden’ kişileri de. Onlar devlet adına ellerine tutuşturdukları silahları keyfince ateşleyen savunulamayacak insanlardır. Devlet dediğimiz mekanizma da içini temizlemelidir. Devlet adil olmalıdır. Dilek Doğan’ın ailesi, başı derde girdiğinde karakola nasıl gidecek? Bu güveni nasıl duyacak?

Nereden gelirse gelsin, Terör koalisyonuna karşı, her şartta ve her koşulda barış koalisyonu 2 Kasım’ın olmazsa olmazıdır. Çok hırpalandık. Yıprandık.

Kim ne derse desin CHP ve Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 78 milyonun tamamını kucaklamaktadır. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan kendisine çeki düzen vermeli. Akıllı adamdır. Bunu yapacaktır. Ama önce Erdoğan, isminden faydalanan ‘unsurlardan’ kurtulmalıdır. AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu siyaseten ‘azat etmeli’.

Davutoğlu da 2 Kasım’da ‘’dönüştürmeden’ yönünü iç barışa dönmelidir. Unutmasın ki Türkiye’de siyasi dengeler değişti. Bunu kabul etmelidir. Bu sadece 2 Kasım’da alınacak sonuçla ilgili değildir. 13 yıllık iktidar yüzünden Davutoğlu’nun bagajı doludur. Bagajda da sadece ‘iyi şeyler’ yoktur. İyi şeyler Erdoğan ile gitti.

Kim ne derse desin. Beğenelim, beğenmeyelim. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ülkücü gençliği sokağa çıkarmadı. Ülkücüler çatışma ortamına girmedi. Şahsının tartışma konusu olmaması için de bu uzlaşmacı tavrını 2 Kasım’dan sonra siyasette de gösterecektir umarım. Peşinci olacaksak, seçim niye? Kişileri değil, prensipleri konuşma zamanıdır.

2 Kasım sonunda Ahmet Davutoğlu’ndan sonra en sıkışacak olan isim Selahattin Demirtaş’tır. Selahattin Demirtaş, sandıklar kapandıktan hemen sonra terör ile mesafesini net tarif etmelidir. Türkiye Suriye, Irak, Rusya ile ilişkilerinde yeni bir döneme gireceğiz. Suriye ile 900 kilometrelik bir sınır var. PYD-PKK ilişkilerinin tarife ihtiyacı olacak.
Ne demişti Eşref Bitlis: Terörün şehirlere inmemesi için dağa hapsetmek gerekir.
Ve dediği çıktı.

Terör adı ne olursa olsun ister IŞİD olsun 102 canımızı alsın, ister PKK kılığında kahpece polislerimizi çoluk çocuğunun yanında, evinde ensesinden kalleşçe vursun. Merhum Bitlis’in dediği gibi şehirde daha tehlikelidir.

Barış ortamını da sağlamak siyasetçinin elindedir. En azından başlatılması… Liderler göreve...
Ne demiş şair; “Yeni bir şeyler söylemek lazım cancağızım…”
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.