banner87

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Yurtdışındaki Türk bilim insanlarının ülkemize geri dönüş yapmaları için bir proje açıklamıştı geçtiğimiz günlerde... Dönmeleri halinde 24 bin lira aylık ücreti kapsayan ve birçok maddi desteği de içeren bu projenin mürekkebi kurumadan Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Tanbay, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı’nın da aralarında olduğu çok sayıda kişi sabah saat 06.00'da yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alındı.
Üstelik sabahın altısında evlerine polis baskınıyla girilerek gözaltına alınan bu akademisyenlerin tamamı, savcı ifadeye çağırdığında rahatlıkla ifadeye gidecek insanlar olmasına rağmen böyle bir muameleye maruz kaldılar.
Amaç korkutmak, baskı altına almak ve sindirmek…
Fetö kumpas davalarında yapılan uygulanmalardan, bugün yapılanların ne farkı var?
Kumpas davalarında da, yüzbinlerce kız çocuğunun okuması için gece-gündüz çalışan Türkan Saylan aynı muameleye maruz kalmadı mı?
Bakan Mustafa Varank’ın, bol sıfırlı rakamlarla hazırladığı bu geri dönüş projesinde unuttuğu birçok önemli bir detay var; birincisi gerçek bilim insanı parayla satın alınamaz.
Bilim insanının en büyük geliri özgürlüktür, özgürlük.
Bir rektör yardımcısının ekranların karşısına geçip, “cahil halk ülkeyi ayakta tutacak” dediği bir ülkeye, önüne milyon dolarları da dökseniz, hiçbir bilim insanını geri getiremezsiniz.
Bugün iktidara biraz muhalif olan, azıcık eleştiren, yapılan yanlışları söyleyen bütün gerçek bilim insanları, bir sabah kapısının polis tarafından çalınacağı korku ve endişesini yaşamaktadır.
Türkiye’de bir bilim insanının özgürlüğü, iktidarın hoşgörü sınırları kadardır.
Hâlbuki demokratik ülkelerde, toplumsal yaşamı düzenleyen mutlak irade adalet ve yargıdır.
Eğer yargı iktidarın talimatlarıyla hareket etmeye başlamışsa rejim açısından “tuz koktu” demektir.
Yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı, özgürlüklerin iki dudak arası kadar geniş olduğu bir ülkeye o bilim insanlarını getiremezsiniz.
Bir de diyorlar ki Türkiye normalleşiyor! Sabahın altısında gözaltına alınan akademisyenler ve aktivistlere yönelik suçlamalar, Türkiye’nin normalleşmeye başladığı yönündeki varsayımları yerle bir ediyor.
Gözaltına alınan akademisyenler, Gezi eylemleri üzerinden hükümeti devirmeye teşebbüs ile suçlanmış.
(Duran Adam, Piyano Çalan Adam, Kırmızılı Kadın vs) bu ifadeler bile yer almış. Düşünsenize piyano çalmak suç sayıldı.
Hakikaten hiç iyi değiliz, hukukla ve aklımızla alay ediliyor.
Savcılık "Şiddetsiz eylem" suçlaması yaparak hukuk tarihine girmiş oldu.
Sayın Bakan hal böyleyken “tersine beyin göçü” projeniz için ne düşünüyorsunuz? Sizde de hayal kırıklığı yaratmadı mı?
Sayın Bakan şunu bilmelidir ki; İçinde özgürlük, demokrasi ve hukukun olmadığı hiç bir proje o bilim insanlarının Türkiye’ye geri dönmeleri imkânsızdır, imkânsız!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Deist 2018-11-20 09:11:31

Sayin Elif Dogan Sentürk, yurtdisinda dogup büyümüs ve bir meslek sahibi olmus gerek bilim insanlari ve gerekse siradan insanlar Türkiye'de ki durumlari Türkiye'de yasayan bazi kisilerden daha cok izliyorlar. Kisaca, yurtdisinda Türkiye'ye gidecek kisiler hayal kirikligi yasarlar. Türkiye'de iktidarin kisilerin inanc ve özel hayata karisma gibi durumlari var. Saygilarimla.