Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tahıllar, baklagiller, yem bitkileri ve yağ bitkilerinde sertifikalı tohumları (şirket tohumları) kullananlara tarım desteklerini vermeyi öngören bir tarım politikası değişikliğine gidiyor.

Tabii bu değişimin gerekçesi olarak verimi arttırmak gösteriliyor.

Verim artınca çiftçi de daha çok kazanacak deniliyor.

Gerçekte ise bu değişiklik daha çok tohum şirketlerine hizmet ediyor ve zaten onların lobi çalışmaları ile büyük ölçüde gerçekleşme yolunda.

Çiftçinin en büyük kaybı ürünlerine iyi fiyat bulamamaktan kaynaklanıyor.

Bir de girdileri sürekli artan yüksek fiyatlarla satın almaktan.

Çiftçi eline geçen fiyatların yükselmesi yönünde bakanlık bir şey yapmıyor.

Çünkü bu neoliberal ideoloji tarafından yasaklanmış bulunuyor.

Fiyatları etkilemeyen pirim gibi önemsiz düzeyde destekler yapılıyor.

Güya serbest piyasa herşeyi düzenliyor.

Gerçekte tabii böyle bir serbest piyasa falan yok.

Güçlü yerli ve yabancı şirketler ürün fiyatlarını büyük ölçüde dikte ediyor.

Tohum olayına geri dönersek, buğday gibi birçok üründe her yıl sertifikalı tohum almak gerekmiyor.

Örneğin buğdayda çiftçi başak çekimi denilen seçme işlemini de biliyorsa dört yıl kadar bir sürede verim kaybı olmadan kendi tohumluğunu kullanabilir.

Tabii tohumluğun temizlenmesi de gerekiyor.

Her yıl sertifikalı tohuma çiftçiyi zorlamak tohum şirketine hizmet ediyor.

Diğer yandan Tarım Bakanlığı yerel tohumlara düşman olduğu izlemini vermemek için bazı isim yapmış yerel tohuma dayalı ürünlerde (örneğin kendi ifadeleri ile İspir fasulyesi, Ayaş domatesi gibi) sertifikalı tohum kullanmayanları bu tarımsal desteklerden mahrum etmeme yolunda istisnalar yapmayı düşünüyor.

Ancak bu uygulama çok sınırlı tutulacak gibi.

Örneğin İspir fasulyesi için belki sadece İspir ilçesi geçerli olacak, Ayaş’ta başka yerel tohuma dayalı ürünlere (biber, soğan vb.) yer verilmeyecek gibi.

Hâlbuki İspir fasulyesi çok daha geniş bir coğrafyada (üç dört ilde) iyi sonuçlar verebilecektir.

Tabii yerel tohumlarda uygulamayı düşündükleri bu istisnayı çok daha geniş düşünürsek uygulamayı düşündükleri bu politika boşa çıkmış olacaktır.

Politikanın gerçekte verim arttırmaktan çok tohum şirketlerine yarar sağlamaya yönelik olduğunu unutmamak gerekir.

O zaman uygulanması düşünülen bu istisna aslında bakanlığın yerel tohuma düşman olmadığı hatta desteklediği yönde bir algı yaratmaya dayalı olduğu sonucuna varıyoruz.

Yerel tohum işini statik olarak ele almamak gerekir.

Yerel tohumlar katılımcı ıslah ile geliştirilebilir, yeni bölgelere yayılabilir.

Katılımcı ıslah en başından itibaren köylüleri işin içine katarak, çiftçiler ve teknik elemanların birlikte ıslah çalışmaları yapmalarıdır.

Gerek Ziraat Fakülteleri gerekse Tarım Bakanlığının pek bilmediği ve bilmek de istemediği bir ıslah yaklaşımıdır bu.

Islah edilen çeşitler fikri mülkiyete konu olmaz, herkesin ortak malıdır.

Ancak şirketler tarafından çalınmaması için copy left denilen özel sistemlerle kayıt altına alınır.

Örneğin ABD’de Open Source Seed Initiative kuruluşu (OSSI) (Web adresi: http://osseeds.org/) bu yönde çalışmalar yapmaktadır.

Yerel tohum savunucuları bu politikalara karşı her bölgeden bütün yerel tohumların desteklenmesini talep etmelidir.

Bu şüphesiz kabul edilmeyecektir, ancak yine de bu çaba gösterilmelidir.

Bir istisna da beş dekar altındaki işletmelerin de bu politikalardan muaf tutulmaları olacak gibi görülüyor, ancak bu da çok önemsizdir.

ABD gibi gelişmiş ülkelerde yürütülmüş tohum politikaları bu ülkelerde yerel tohum çeşitlerinin yüzde yüze yaklaşan oranlarda kaybolması ile sonuçlanmıştır. “Merak etmeyin gen merkezlerinde bunları saklıyoruz” deniliyorsa konu hiç anlaşılmamış demektir.

En iyi koruma ürünleri ekerek olur.

Yerel tohumlar kimyasallar olmadan yetiştirilebilir.

Daha besleyicidir, küresel iklim değişikliğine daha kolay uyum sağlanmasına yol açar.

Çiftçi tarafından daha düşük maliyetle üretilebilir.

Uygun kanallar geliştirilirse çiftçi eline daha iyi fiyatlar geçebilir.

Gerek üretirken gerekse tüketirken halk sağlığını daha iyi korur.

Ancak bütün devlet politikaları bu yerel tohumlara ve agro ekolojik tarım sistemine karşı çalışırsa bunu gerçekleştirmek epeyce zor olacaktır, ancak başka çare yok.

Endüstriyel tarım sistemi dünyayı ve insanlığı yok olmaya sürüklüyor.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.