banner87
Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesinden bu yana ekonomi sayfaları da siyasete boğuldu. Günlerdir gözaltına alınan veya tutuklanan işadamlarından, basılan şirketlerden, bilgisayar kayıtları ve dosyaları incelemeye alınan holdinglerden, işten atılan anlı şanlı genel müdürlerden, ‘darbeye karşıyız’ açıklamalarıyla hükümetin yanında olduğunu göstermeye çalışan dernek, oda ve birliklerin açıklamalarından başka bir şey yazamaz olduk. Her gün memur veya bürokratken çalıştığı bakanlıktan atılanların haberlerini yazıyoruz. TÜBİTAK örneğin, 167 çalışanını işten çıkardı. KOSGEB 47 çalışanını işten çıkarmayı bırak, memuriyetten attı. Saymakla bitmez. Devlet memuruyken işten atılanların sayısının 70 bini geçtiği söyleniyor. Kamudaki atamaların liyakat esasına dayanmadığı, atamaların hakkıyla yapılmadığı biliniyor uzun zamandır… Hatta hatırlarsanız bundan iki yıl önce TÜBİTAK yani Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’na Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü olan kişi atanmış ve kamuoyunda büyük tepkilere neden olmuştu. Türk Telekom’un iki üst düzey yöneticisi, iki genel müdür yardımcısı da gözaltında. FETÖ/PDY’nin darbe girişimi soruşturması kapsamında, 198 çalışanının işine son veren Türk Telekom’un genel müdür yardımcıları Erkan Akdemir ve Coşkun Şahin 10 gündür sorgulanıyor. Uzun yıllar kamuda görev yapan Akdemir, TT’nin özelleştirilmesi döneminde yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, 2006 yılından sonra Avea’da genel müdürlük yapmıştı. Avea’da genel müdür yardımcısı olan Coşkun Şahin de yine TT’deki birleşme süreci ile TT’de genel müdür yardımcılığı görevine geçmişti. OHAL’de gözaltı süresinin 30 gün olduğu düşünülürse, birçok mağduriyet yaşanması mümkün görünüyor.

Darbe fırsatçısı bankalar ne olacak?


Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu – BDDK, darbe girişiminin yaşandığı gece ve ertesi gün bankamatikleri kapatan fırsatçı bankalara yönelik inceleme başlattığını açıklamıştı. BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, bu gibi zamanlarda durumdan vazife çıkartmaya çalışan bazı bankaların da olabileceğini belirterek, “Ama buna meydan vermeyeceğiz. Böyle bir ortamda fırsatçılık yapılmasına elbette göz yummayız” demişti. Aynı zamanda bazı bankaların raporlarının incelenmeye başladığı ifade edilmişti. O gece bazı bankaların bankamatikleri işleme kapatması ve para ödemesi yapmaması vatandaşların tepkisine neden olmuştu. İsimleri söylenmese de tamamı yabancı sermayeli 5 bankaya yönelik suçlamalar olduğu öne sürülmüştü. 15 Temmuz gecesi banka kartı ile para vermeyen bazı bankalar, kredi kartı ile para çekmeye ise izin verdi. Bankaların bu tavrını eleştiren vatandaşlar BDDK'yı göreve çağırmıştı. Şimdi bu soruşturmanın sonuçlarının ne olduğu merak ediliyor.

HSBC müşterilerini mağdur etmedi


İstediği fiyata alıcı bulamayan ve mecburen Türkiye’de kaldığı söylenen HSBC'nin çok sayıda şube kapattığı biliniyor. Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre HSBC’nin şu anki şube sayısı 187. Son üç ayda ise yaklaşık 100 şube kapattığı iddia ediliyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki şubeler başta olmak üzere, kapattığı şubelerde çalışan çok sayıda elemanını da işten çıkaran HSBC, bir süre daha Türkiye’de küçülmeye devam edecek gibi görünüyor. Şube kapamaların önümüzdeki dönemde de devam ederek 40-50 şubeye kadar inileceği ifade ediliyor. Bu durumda bankanın operasyon, call- center, Genel Müdürlük kadrolarında da işten çıkarmalar görülmesinin kuvvetli olasılık olduğu düşünülüyor. Bireysel şubeler kapatılırken, ticari bankacılık ve hatta özel bankacılık tarafında da daralma olabileceği konuşuluyor. Yalnız HSBC’nin darbe girişimi ve sonrasındaki süreçte müşterilerine kolaylık sağladığı, en azından zorluk çıkarmadığı konuşuluyor. Birçok anlı şanlı Türk bankası kredi kartını ödemekte zorlanan müşterilerinin peşine düşüp, icra takipleriyle tehdit ederken, HSBC mümkün olduğunca sessiz kalıyor ve ödemeler için zor durumdaki müşterilerini taciz etmekten kaçınıyor. Bu bile büyük başarı!

‘Zorunlu Bireysel Emekliliğe hayır’


DİSK Genel Başkanı Kani Beko, zorunlu bireysel emeklilik sistemine karşı çıktıklarını belirterek, bu uygulamanın Anayasa’nın sosyal devlet ilkesine aykırı olduğunu söyledi. 1 Ağustos 2016 tarihinde Başbakan Binali Yıldırım'ın imzası ile TBMM Başkanlığı'na sunulan ‘Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nı eleştiren Kani Beko, kamuoyunda "Zorunlu BES" olarak bilinen düzenlemenin kabul edilmesi mümkün olmayan bir dayatma olduğunu belirtti. Kani Beko, “Her ne kadar iki ay içerisinde ‘sözleşmeden cayma’ hakkı getiriliyorsa da, işçilerin imzalamadıkları bir sözleşmeden ‘caymaları’ başlı başına hukuki bir garabettir. Zorunlu BES uygulaması Anayasa'nın sosyal devlet ilkesi ile sosyal güvenlik, sözleşme hürriyeti ve mülkiyet hakkına ilişkin hükümlerine de aykırıdır. Devlete düşen görev BES'e değil, çalışanların hali hazırda prim ödediği kamusal sosyal güvenlik sistemine daha fazla katkı yapmaktır. İşçi sınıfının ihtiyacı zorunlu bireysel emeklilik sistemi değil, herkese parasız ve nitelikli sağlık ve sosyal güvenlik hakkıdır” görüşünü savundu.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.